Blogger Bazaar5 dosyası….

Tüm yorucu koşturmacanın, seçim hengamesinin ardından ancak fırsat bulabildiğim blogger bazaar5  yazımı sonunda bugün yazabiliyorum. evet kabul ediyorum biraz fazla rötarlı oldu ama olsun önemli olan niyet malumunuz :)

daha önceki yazımda da anlatmış olduğum gibi blogger bazaar, blog yazarlarının kendi tasarımlarını ya da ikinci el ürünlerini insanların beğenisine sundukları ayrıca takipçileri ile arada monitörler, telefon ekranları olmadan kanlı canlı bir araya gelebildikleri bir etkinlik idi. Bunun dışında blog yazarlarının veya tasarımcıların birbirleri ile tanışıp networklerini genişlettikleri bir etkinlik olduğunu da orada deneyimlemek sureti ile öğrenmiş oldum.

Bu etkinlik sayesinde (standımdan ayrılmaya fırsat bulup, attığım minik turlarda) gözüme kestirip aldığım ürünlerin yanı sıra, güzel arkadaşlıkların temellerinin de atıldığına inanıyorum :)

Hadi bir parça fotoğraflar konuşsun:)

Öncelikle kendi standım olan Paw by Nes standını sizinle paylaşmak isterim :) Takip edenler zaten biliyorlar ama bilmeyenler için kısaca özetleyeyim; yaklaşık 2 yıldır “Paw by Nes” adı altında kendi yaptığım bileklik ve kolyeleri sizlerin beğenisine sunuyorum. Yani bu blog yazıları boşu boşuna geç yazılmıyor yoğunum gördüğünüz üzre :)) (eheheh bu şekilde kendimi aklamayı da başardığımı sanıyorum :p) Blogger bazaar5 için hazırladığım ürünlerimi sergilediğim standımın görsellerini aşağıda görebilirsiniz :) Daha detaylı incelemek isteyenler için facebook ve instagram hesaplarıma linkleri tıklayarak ulaşabilirsiniz :)

blog5_1

Standımda beni ziyaret eden misafirlerimi lolishop tan aldığım şekerlerle ağırladım. Lolishop un online satış sitesinde pati şeklindeki şekerleri görünce hemen sipariş verip kendi logomun olduğu minik poşetlere koydum ve aşağıdaki iştah açıcı görüntüyle karşılaştım :D Bu arada çok lezzetli şekerleri olduğunu bir kere daha buradan kendilerine iletmek isterim :) ellerinize sağlık efem :)

blog5_2

Neyse şekerlerden bir parça kopup standımda mutlu ben’i sizlere sunmaktan grur duyarım :)) Fotoğraflarda da görüldüğü üzre pek bir keyifli pek bir mutluyum. mebus karısı gibi pek bir havalıyım :p

blog5_3

Aşağıda görecekleriniz de attığım hızlı turlarda gözüme çarpan cicili biçili stantlardan bir minik küple :)

blog_sil3

blog_2

Ve o günkü koşturmaca ve öncesinde sağ kolum görevini üstlenen BANG‘in A’sı VegaPhotoArt‘ın ortağı sevgili Aylin’i aşağıdaki karede görebilirsiniz :) Anneciğimin el emeği göz nuru hazırlamış olduğu bereleri de o gün standımda yerini aldı. Bu sene çok fazla kış yaşamadık ama gelecek sene bu cicili bicili rengarenk berelerle pawbynes.com da oldukça fazla karşılaşacaksınız :D

blog_sil6

ve etkinliğin bence en güzel yanlarından biri inanılmaz özel fiyatlara alabildiğiniz ürünler. Ben de blogger bazaar 5 den gardrobuma giren ürünleri sizlerle paylaşayım istedim. ilk sırada dikiyorum.com un güzel yazarı dünya tatlısı hatunum asuman ergun’un sanki beni düşünerek dikmiş olduğu eteği. çok güzel bir jest yapıp bana fuar sonunda bu dünyalar güzeli eteği armağan etti. şuan tekrar bir etkinlik olsa da gidip standını talan etsem peşindeyim çünkü tam bana göre dikiyor:D ellerine sağlıııkkk canımmm :)))
ikinci olarak ta denizertürk ten aldığım ve ayıla bayıla keyifle giydiğim kot pantolonum.

blog_sil4

ve son olarak etkinliğin sonunda çekilen tüm katılımcı bloggerların yer aldığı fotoğrafı da paylaşmazsam olmaz. hepsine buradan kocaman öpücükler ayrıca bu güzel etkinlik için vesta event, selin ve gözdeye çok teşekkürler. emeğinize sağlık. bir sonrakinde görüşmek dileği ile…

blog_sil

23 Mart’ta ‎#bloggerbazaar5 var. kesin bilgi. yayalım :)

Duyduk duymadık demeyin. Duyanlar duymayanlara duyursunlar.  23 Mart 2014 Pazar günü saat 11:00-18:00 arasında Lütfi Kırdar kongre merkezinde #‎bloggerbazaar5 etkinliği var ve Deli Kızın Çeyizi’de kendi markası olan Paw by Nes bileklik ve kolyeleri ile orada olacak.

Nedir efenim bu bloggerbazaar diyenleri duyuyor ve arttırıyorum. efenim bloggerbazaar birçok blogger’ın bir araya geldiği, hem kendilerini takip eden sevgili takipçileri ile tanıştıkları, hem ürettikleri bir ürün var ise çok özel fiyatlar ile bu ürünleri takipçilerine sundukları ya da birbirinden güzel kombinlerinde kullandıkları ürünlerini satışa çıkardıkları bir etkinlik. Özetle bir sürü bıcır bıcır yazan kadın erkek bir araya gelip sizlerle tanışmak hoşça vakit geçirmek sohbet muhabbet etmek için orada olacaklar.  bence gelin. ben olsam kesin giderdim. zaten gidiyorum o ayrı ama gelin yani valla çok eğlenicez  :)

bu arada #‎bloggerbazaar5 ‘da sizlerin beğenisine sunacağım Paw by Nes bileklik ve kolyelerle ilgili harıl harıl bir çalışma içerisinde olduğum için daha uzun tutmak istediğim halde bu yazıyı kısa tutmak durumundayım. Detayları zaten orada yüz yüze konuşuruz lakin etkinliğe ait ekstra bilgi için bu linki tıklamanız yeterli.

herkes den minik bir ricam olacak mümkünse duyan duymayana duyursun :)

hepinize kocaman kocaman öpücükler.

AFİŞ-3-RGB

 

Oversized kaban dedikleri…

Malum havalar bir sıcak bir soğuk dolayısı ile kafalar oldukça karışık. Kimine göre bu sene kış gelmeyecek, kimine göre ise “Mart kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıracak” açıkçası ben Mart ayında bir parça soğuk havaya maruz kalacağımızı ama çok büyük bir soğukla karşılaşmayacağımızı düşünenlerdenim bunun dışında keşke bir miktar yağmur yağsa demekten de kendimi alamıyorum.

Neyse yeterince uzattımsa şayet konuya girebilirim. Konu derken aslında uzun zamandır soğuk havalar için oversized kabanları mercek altına almak istiyordum lakin hava durumu stabil olmadığından ha bu gün ha yarın derken bir türlü yazıyı yazamamıştım fakat artık yapacak bir şey yok havalar ısınsa da bu yazı yazılacak :)

Efenim “nedir bu oversized montlar kabanlar?” diyenler için şöyle özetleyebilirim; bir kaban düşünün üzerinizde 1-2 beden büyükmüş gibi görünen, eskilerin deyimi ile “komşudan ödünç alınmış gibi” ya da ”anne montuymuş gibi” duran, doğru taşıyan kimseleri karizmadan öldüren, afet-i devrana çeviren her tür havalı sıfatı isminin başına ekletebilen, yanlış taşıyanları ise maymuna çevirebilen… Özetle insanı rezilde edebilen vezirde edebilen:D

Efenim malumunuz atgillerden olduğum için, içinde mini minnacık çıtı pıtı görünebildiğim kıyafetlerin moda olması, kendimi -her nekadar olmasam da- narin hissetmemi sağladığından, şahsen bu mont ve kabanların öne çıkmasını canı gönülden destekleyenlerdenim :D Bir çok marka 2013-2014 kış koleksiyonlarına yeni yeni oversized kabanları dahil ettiği için mutluyum özetle :) Lakin diğer yandan da enteresan bir biçimde sanki oversized kabanlar aynı zamanda vintage olmalıymış gibi bir düşünce de mevcut bende, sanki olayın güzelliği büyüsü işin içine vintage girdiğinde daha bir artıyormuş gibi :) neyse bu kadar gevezelik yeter hadi biraz da fotoğraflar konuşsun :D öperim hepinizi…

Oversized1

Oversized2

Oversized3

Oversized4

Oversized

Oversized5

Oversized8

Oversized9

Oversized7

Oversized10

Oversized6

Geçen hafta karanlığın içinden geçtim…

Gerçekten bunu yaptım. Uzun zamandır gitmeyi iple çektiğim Karanlıkta Diyalog sergisine gittim geçen hafta. Ne mi bu serginin içeriği? Adından da anlaşılacağı gibi karanlık. Sadece karanlık. İlk anda insanın içini acıtan canını sıkan bir karanlık.  İçeriği karanlık belki ama amacı “farkındalık” ve kesinlikle üzerine düşeni fazlasıyla yerine getiriyor. Tüm duyu organlarınızla ancak başa çıkabildiğiniz İstanbul’u karanlıkta yaşamak nasıl bir his bunu anlıyorsunuz. Hayatı karanlıkta yaşayan insanların yerine kendinizi koyduğunuzda ne kadar güçlü insanlarla aynı şehri paylaştığınızın farkına varıyorsunuz…

Deneyimlediğim, benim için sıradışı olan bu etkinliği biraz daha detaylandırmam gerekirse;  8-10 kişilik gruplar halinde Gayrettepe metrosundaki zifiri karanlık (burada gerçekten zifiri karanlıktan bahsediyorum kesinlikle göz alışması gibi bir şey söz konusu değil) gezi parkurunda elinizde görme engellilerin kullandığı baston ve beraberinizde karanlıkta size ışık tutan, sizin resmen gözleriniz olan görme engelli rehberiniz eşliğinde yaşadığınız şehrin gözleriniz açıkken zorlandığınız yollarının minik bir simülasyonunu  karanlıkta geçmeyi deniyorsunuz.

Gezi esnasında Taksim’de tramvaya biniyor, vapura binip seyahat ediyor, hatta utangaçlık yapmazsanız hafif esintiyle sallanan vapurda şarkı söyleyerek martı sesleri eşliğinde yolculuk yapma, özetle şehri neredeyse birebir yaşama şansı buluyorsunuz. Biraz soluklanmak birşeyler içmek isterseniz karanlık cafeden içeceğinizi alıp koltuklara oturup karanlıkta dinlenme ve grup rehberiniz ve beraber bu deneyimi paylaştığınız grup arkadaşlarınızla sohbet etme şansına sahip oluyorsunuz.
Benim gibi gereksiz detaylara meraklı iseniz kafeterya daki görevliye uzattığınız paranın ne kadar olduğunu nereden anladığını soruyorsunuz :D (cevabı merak edenler için kağıt paranın boyunu ölçüyorlarmış)

Bu arada unutmadan etkinlik girişinde duvarda yer alan görme engellilerin kullandığı 6 noktanın farklı kombinasyonları kullanılarak hazırlanmış braille alfabesi eminim dikkatinizi çekecektir. Etkinliğin etaplarından birinde rehberiniz size kalem kağıt veriyor ve karanlıkta duvardaki latin alfabesi ve karşılığı olan braille harflerini parmaklarınızla tarayıp isminizi yazmayı denemenizi istiyor. (Etkinlik çıkışında isminizi nasıl yazamamayı başardığınızı göreceksiniz :))

Özetle zamanın nasıl geçtiğiniz anlamadığınız resmen zaman kavramını karanlıkta yitirdiğiniz 1,5 saatin sonunda tekrar ışığa kavuştuğunuzda daha önce ne kadar anladığınızı düşünseniz, ne denli empati kurabildiğinizi sansanızda aslında yaşamadan anlamanın çok zor olduğunu farkedip ne yapabilirimi düşünmeye hatta adımlar atmaya başlıyorsunuz. Yani gerçekten görmeye o anda başlıyorsunuz.

Karanlıkta Dialog

Hazır konusu açılmışken ne yapılabilir ki diye düşünenlere birkaç tiyo vermekte fayda var. Öncelikle birçok belediye de görme engelliler için kitap okuma odaları mevcut, bağlı olduğunuz belediyenin web sayfası vasıtası ile bu konuda gönüllü olabilirsiniz. Ben kendi belediyeme başvurdum ama bu konuda yaptığım araştırmalarda özellikle Boğaziçi Üniversitesinin (GETEM) oldukça başarılı çalışmalar yaptığını duyduğum için GETEM’in gönüllü okuyucularından olmak için araştırma yapmaya başladım ve evden okuma yapabileceğimi öğrendim. Eğer ilginizi çekerse buradan bilgilere ulaşabilirsiniz. Yapmanız gereken linkdeki adımları takip etmeniz ve ses kaydınızı kitabın künyesi ile beraber üniversitenin kütüphanesine CD ile ulaştırmanız.  Bu arada önemli bir not; kitap okumaya başlamadan önce (okunmuş bir kitabı tekrar okumuş olmamak için) GETEM ile iletişime geçmenizde fayda var.

Bunun dışında yapılabilecek bir çok şey mevcut, birçok vakıf ve derneğin web sayfalarından ihtiyaç listelerine ulaşarak bu listelerdeki eksiklerin tamamlanmasına maddi manevi katkıda bulunabilirsiniz. Benim ilgimi çeken belli başlı organizasyonları ve linklerini aşağıda fikir vermesi adına paylaşıyorum. Farklı linkleri yorum olarak bırakarak yazıya destek olursanız sevinirim.

Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı,
Altı Nokta Körler Vakfı,
Altı Nokta Körler Derneği,
GETEM (Boğaziçi Üniversitesi)

Tüm bunların yanında bağlı olduğunuz il, ilçe, köy yetkililerini görme engelli vatandaşlar için hayatı nasıl daha kolay kılabileceklerine dair yönlendirebilirsiniz. Sonuçta bazı konular maalesef sadece bizlerin tekelinde olmayabiliyor ama yetkili mercileri harekete geçirmek için başvrularda bulunmak bazen lokomotif görevi görmek bizim elimizde…

Biraz uzun bir yazı oldu biliyorum, okuma sabrını gösteren herkese çok çok teşekkür ederim.

Ayrıca Karanlıkta Diyalog sergisini kaçırmamanızı tekrar tavsiye ediyorum.

Herkese sevgiler.

 

Yılbaşı çekilişine hazırmıyız :)

Ve 2014 yılına günler kala ufak bir çekilişle yılı kapatalım ve siz sevgili takipçi Add Medialerimden birine şans getirmesini ve güzel günlerde kullanılmasını dileyerek bir bileklik hediye edelim istiyorum.

Yarışmaya katılmanız için yapmanız gereken şey çok basit;

1- Paw by Nes facebook sayfasını beğenmek (https://www.facebook.com/PawByNes),

2-Paw by Nes sayfasında yer alan ve yarışmada hediye edilecek Red Wine bileklik görselini görselin altında yer alan paylaş butonuna basarak kendi facebook sayfanız da paylaşmanız.

Söylediğim gibi çok basit bir yarışma :D

Not : Yarışma 23 Aralık Pazartesi gece yarısı sona erecek ve Paw by Nes “Red Wine” bileklik kazanan talihli yarışmacımız 25 Aralık Çarşamba günü blogdan, Paw by Nes ve Deli Kızın çeyizi facebook sayfalarından duyurulacaktır :)

Bu da sahibine güzellikler getirmesini dileyerek hazırlamış olduğum bileklik Paw by Nes – “Red Wine” (Paw by Nes facebook sayfasında çekiliş için paylaşmanız gereken görsel)

PawbyNes_Page_Like_Campaign_Dark

Yeni yılın güzellikler getirmesi dileklerimle :)

Herkese şimdiden bol şans :)

 

Bu hafta güzel şeyler olacak :)

“Bu hafta güzel şeyler olacak, hissediyorum” demeyeceğim çünkü güzel şeyler olacağını biliyorum :) uzun zamandır uğraş verdiğim projelerden birinin hayata geçmesine saatler kaldı. özetle bu hafta güzel haberler ve yanında minik süprizler var ve buradan duyurulmasına saatler kaldı :D bir parça heyecan yanında bir parça da stres var üzerimde, ama sizlerinde desteği ile bence o stres ortadan kalkacak heyecan ve keyif kalacak sadece :)

bunun dışında bir diğer güzel olay da artık baya baya gribin etkisinden kurtulmuş hissetmem, resmen gücüm kuvvetim yerine gelmeye başladı. hani biriyle yağlı güreşe falan tutuşsak (sonrasında vıcık vıcık yağdan kurtulmak için 40 gün 40 gece banyodan çıkmam o ayrı tabi) rakibimin sırtını anında yere gömerim o derece dinçleşme alameti gösteriyorum:D bu arada şuan düşündümde o güreş neden yağlı güreş olarak kafamda belirdi bi fikrim yok:) sanırım şımarmam geldi ve hemen şımardım yada iricene olduğum için kendimi pehlivanlarla özdeşleştiriverdim :D

iyileşiyor olmam elbette sizin içinde iyi, sonuçta artık “aaayyyy çok hastayım bana ilgi, alaka, sevgi, şevkat gösterin“, “ayyyyyyy burnum akıo mendil getirin, karım acıktı çorba pişirin“, “aaaayyy hapşırdım çok yaşa diin, çorbanın üzerine birde tatlı yapıverin” vs vs diye yazılarımda mızmızlanmayacağım :D ama siz yinede ilgi alaka gösterin canım illa hastamı olmam gerekiyo dimi ama :)

bu arada aklıma gelmişken twitter hesabımı da takip etmek iserseniz bilgileri aşağıda paylaşıyorum. bugün fazlasıyla paylaşımcı bir günümdeyim :)

Twitter: @delininguncesi

7296_468489579912564_120148046_n

 

herkese en kocamanından öpücükkkler ve iyi haftalar, hepinizi çooook seviorum :) iricene kadının sevgi damarı kabardı idare edin:)

 

Fikrim geldi :)

yaklaşık bir buçuk haftadır gribin pençesindeyim malesef. resmen sürünüyorum. tam iyileşiyorum galiba derken pat diye tüm enerjim çekiliyor, tekrar halsizleşip yatıyorum. artık ilaç içmekten zehirlenicem diye korkuyorum resmen:) bu grip durumları biraz fazla uzadı bence, sonuçta bir insanın burnu bu kadar akmaz. akamaz. benim teorim beynimin burnumdan aktığı yönünde :p neyse yeterince iğrençleştiysem konuyu hasta yatmaktan daraldığım için evde sıkıntıdan yaptığım bir kaç düzenlemeyi paylaşarak dağıtmak istiyorum.

öncelikle sizlerle oje çekmecemin daha doğrusu başucu komodinimin hikayesini kısacık paylaşayım istiyorum. bundan 3 yıl önce yeni ev kuruyor olmanın heyecanı ile aldığımız kaşık çatal setlerinin o “kokoş çekmeceli kutularına” ne kadar gıcık olduğumu farkettim :D o kutularda duran çatal bıcaklara karşı duygularım çocukluğumdan beri hiç sıcak olmadı. hep o özel ahşap çekmece yada özel çantalarda saklanan çatal bıcakları kendini beğenmiş insanlara benzetirim :D neyse ben aldığım o takımı çekmeceli kutusundan çıkarıp kaşıklığıma tıkıştırdıktan sonra elde kaldı siyah baya da sevimli 3 çekmeceli bir ahşap kutu. atsan atılmaz satsan satılmaz dediklerinden :D aklıma içini kaplayıp kullanmak fikri geldi. ne de iyi olmuş anlatamam çünkü 3 yıldır kendileri başucu komodinim olarak hayatımda yer edinmiş durumdalar :D  bu 3 çekmeceli kutunun en üst gözünde oje delisi olmamdan dolayı ojelerim yer alıyor. alt çekmecelerde de mevsime göre daha az kullandığım parfümlerim kremlerim vs vs. kutunun üzerinde de takılarım ve o dönem çok kullandığım elimin altında olsun dediğim parfümlerim yer alıyor. (şimdi bu yazıyı okuyan beyler aynı mantıkla kendi ıvır zıvırları için bu dolaplardan kullanabilirler. oje default gelmiyor içinde nasılsa :)).

bu hafta biraz da evde fazla kalmanın sıkıntısı ile oje çekmecesine şöyle bir el attım. kullanmadığım ya da artık miyadını doldurduğunu düşündüğüm ojelerimi ayırdım kalanlarıda güzelce bir düzene soktum. çok da hoşuma gitti sonrasında :D

takı dolapları-001

bununla da kalmadım bilekliklerim, kolyelerim, saatlerim hepsi birbirine girmişti hem onları düzenledim hemde hazır düzenlemişken sizinle fikirlerimi paylaşmak istedim. örneğin; bilekliklerim için kullandığım standı çok severek aldım, hatta 2 katı daha olsa daha mutlu olurdum çünkü kendime yaptığım ya da aldığım bileklikler için şuanki hali yetmiyor malesef.

bunun dışında en severek kullandığım şeylerden biride sevdiğim şişeleri kolyelerim için askılık şeklinde kullanmak. leopar desenini çok seven bir insan olarak leoparlı bir şişe bulupta kolyelerim için kendisini kullanmamam düşünülemezdi sanırım. hem pratik hemde şık geliyor benim gözüme. eğer beğendiğiniz bu tarz bir şişe varsa bileklik ya da kolyeler için kullanabilirsiniz. ben genelde çok fazla küpe kullanmadığım için daha minik kolyelerim ve küperimin olduğu ufacık bir de kutum var. (bu arada daha az kullandığım bileklik ve kolyelerim için başka bir dolabım daha var ama onu başka bir yazıda sizlerle paylaşacağım artık :)).

takı dolapları1

takı dolapları2

 

bunlar benim aklıma gelen ve yıllardır keyifle kullandığım şeyler. (sadece bileklik standını yeni aldım sayılır). sizin için bu fotoğrafları çekerken aklıma diğer insanlar neler yapmışlar diye bir araştırmak geldi. gerçekten orjinal fikirlerle karşılaştım. örneğin rendeden küpelik fikri çok hoşuma gitti ama malesef ben o kadar az küpe kullanıyorumki rende mutfakta daha çok işe yarayabilir gibi geldi bana (gerçi yemek yapmayıda beceremem:D o yüzden bizim eve rende boşuna alınmış gibi hissettim tam şuan ama neyse).

takı dolapları3

en çok karşıma çıkan şeylerden biri de kıyafet askısından devşirme takı askıları oldu. hem yapımı kolay hemde kullanımı pratik ama bana bir parça sıkıcı geldi. biraz boyanıp şirinleştirilirse çok daha tatlı sonuçlar çıkabilir diye düşünüyorum.
aşağıda mumluklar, kapı kolları, şişe mantarlarından, yumurta kutularından vs yapılmış hem basit hemde kullanışlı şeyler bulabilirsiniz.

takı dolapları6

takı dolapları5

takı dolapları4

 

benim uyguladığım ya da sizler için bulduğum bir kaç fikir işte böyle. değişik fikirler uygulamalar eminim vardır. fikirlerini bizlerle paylaşmak isteyenler önce el kaldırsın daha sonra da bu atraksiyonlu fikirlerini yorumlar kısmına yazsınlarki herkes  bu fikirlerden faydalansın.

hepinizi kocaman öpüyorum. bana ilgi alaka sevgi şevkat gösterin çok hastayım yeaaaaaaa diyerek son şımarmamıda yapıp yazımı bitiriyorum :D

 

cut-out bot giyemeden yaz bitti…

Geriden geriden geldiğim doğrudur ama yazdan çıkıp sonbahara girdim sayılır, yakındır havalar iyice soğuduğunda bende zamanı yakalayıp yazılarımı güncel tutmayı başarıyor olacağım :)

bugün biraz o geridenliğin bana verdiği yetkiye dayanarak cut-out botları yazmak istedim. evet havayı görünce insan içinden “tam da günü bravo“  diyor değilmi. neyse bu yağmurlu havaya inat biraz içimiz açılsın :)

efenim ben bu botları her gördüğümde aklımı yitiriyorum. hem çok tarz hem çok havadar geliyorlar. şu aralar artık son son giydiniz giydiniz yoksa artık kış mevsimine dahil olacağımız için istesekte giyemeyeceğiz uzunca bir süre. ha ben çorabımı çeker altıma giyerim diyenleri duyar gibiyim. bende diyorumki yapmayın, zorlamayın arkadaşlar. eminim 1-2 kişi olacaktır çorapla bile iyi taşıyabilen ama hani o bir kaç kişiden biri olmak öyle kolay değil bence, yapmayın:D

cut-out botları Türkiye’de en iyi taşıyan blogger Billur Saatçi oldu. uzun süredir postlarındaki görsellere bakarken Alexander Wang cut-out botlarına takılıp duruyor gözüm, kendiside bu ayakkabıların büyüsüne en az benim kadar kapılmış olacakki oldukça sık kullanıyor bu aralar, çok da güzel yapıyor ne yalan söyleyeyim.

cut out boots

aşağıda Billur Saatçi’nin Alexander Wang botları ile kombinlediği kıyafetlerinden bir kuple sunuyorum sizlere. devamı için kendisinin son dönem yazılarını inceleyebilirsiniz.

cut out boots3

 

elbette bir çok markanın çeşit çeşit ve gerçekten çok tarz modelleri mevcut. aşağıda değişik modellerde cut-out botlardan seçmeleri görebilirsiniz.

cut out boots7

 

benim gibi bir çok kişinin yeni yeni bu sene blog larında bu botlardan bahsettiğine bakmayın aslına bakarsanız bu botlar öyle çok da yeni değil, Balenciaga‘nın cut-out botları ilk kez Rihanna tarafından 2011 yılındaki albüm kapağında gözümüze çarpmıştı.

cut out boots4

 

ve bunlarda yurtdışından takip ettiğim ünlü bir kaç moda blogger ına ait cut-out bot kombinleri. dediğim gibi taşıyan gerçekten iyi taşıyor ve bir çok kıyafetle hiçte insanın gözünü yormayan, üstüne üstlük “amanın o kıyafetle bile ne de güzel olmuş” dedirten görsellere tanık oluyoruz. bakınız theblondesalad‘ın sahibesi chiara ferragni’ye…

cut out boots9

 

ve cut-out tercih eden bir diğer blogger Andy Torres. bu arada kayıtlara geçsin bu hatunun bacakları süper yaw :)

cut out boots8

 

burada da yine cut-out botlarla yapılan farklı kombinlere örnekler var:D

cut out boots6

 

bu sonuncusu aslında yukarıdakilerden oldukça farklı ama ben nedense bunları da çok kadınsı bulduğum için son son sizlerle paylaşmak istedim.

cut out boots2

 

efenim bu seneyi atlattık artık, malesef bu saatten sonra giyebilitemizin olabileceğini (özelliklede bu sabahki yağmura bakılırsa) sanmıyorum, malum bu havada giyersek ayaklarımız donabilir, karnımız ağrıyabilir, çocuğumuz olmayabilir (tam teyzeye bağladım) :p iğrençleşmeden konuyu sonlandırıyorum :D evet güzel ayakkabılar, sanırım havalar ısınmaya başladığında çok daha fazla çesidi ile cut-out lar etrafımızda olacak ve bizde (en azından bende) doyasıya bu botlardan giyme şansına erişeceğiz :D

Herkese sevgiler…

biz kadınlara her düğün ayrı kriz :)

Biz kadınlar için dışarı çıkmaz zor mevzu, bir kere gidilecek yere göre kıyafet ayarlamak gibi bir takıntımız var. sakın şimdi “yok yahu benim öyle bir takıntım yok” demeyin, sonuçta bende bi kadınım sizden biriyim bu numaraları yutmam :)içok az hatun kişi dışında malesef hepimizde fazlası ile bu huy var hatta abartıp aynı organizasyona davetli yakın kız arkadaşlarımızı arayıp “ay sen ne giyeceksin” gibi telefon mesaj krizleri yaşadığımız bir gerçek, şimdi bana bunları uzun uzun anlattırıp gerçekleri suratınıza çöteeennng diye çarptırmayın :D

bu kadar laf ettikten sonra gerçek düşüncemi açıklayabilirim :) elbetteki bir yerlere çıkarken biraz özenli olmak abartılmadığı sürece yanlış bir şey değil hatta çok da güzel pek de iyi bir şey :D ben şahsen elimden geldiği ölçüde dikkat etmeye çalışıyorum. ha ne kadar başarılı oluyorum kısmında şöyle kocamaaaan bir soru işareti olabilir ama önemli olan niyet dimi yaa:D

Bu girişi bi gelişmeye oradanda kısmetse bi sonuca bağlayacağım ama du bakalım:) bu aralar yazılarım biraz geriden geliyor olmakla beraber en azından sizlerle paylaşılabildiği için yavaş yavaş günümüze ulaşabilmeyi umarak yine gerilerden gerilerden anlatmaya devam edeyim :)

efenim geçenlerde, daha doğrusu geçenlerde deyince geçen hafta falan anlaşılmasın bildiğiniz geçen aylardan birinde arkadaşlarımdan birinin düğününe davetli idim. tabi bende her kadın gibi ufak çaplı bir kıyafet krizi yaşadım :D malum yüzlerce ayakkabınız dahi olsa o gün o ayakkabılar içersinde giymek istediğiniz elbiseye uyan bir tane bulamazsınız. ya da şansa bala ayakkabu olurda bir dünya çanta içinden şansa bakınki o ayakkabınıza uygun çanta yoktur elinizde (!). herşey tamsa bu seferde aynı ortamdan başka bir arkadaşınızın nişanında o kombini yapmışsınızdır ki bu olacak iş değildir. kabul edilemez bir durumdur :D özetle muhakkak bir kriz yaşarsınız giyim kuşam konusunda :)

neyse bende aynı şeyleri üç aşağı beş yukarı yaşadım elbette. hatta kendi gelinliğimi giyip gideyim nasılsa bir kez giyildi dolap beklemesin gibi şımarık bir takım hareketler yaptığım bile oldu. ve tabi olaya şahit olan hain arkadaşlarım hemen bu anı fotoğraflayarak beni sonraki günlerde rencide etmeye çalıştılar :)

neyseki sonunda uygun kıyafet çanta ve ayakkabı benden ümidini kesip kendi kendilerine bir araya geldiler. kendi kendilerine diyorum çünkü hepsi bir anda karşıma çıkıverdiler, bunun başka bir açıklaması olamaz :) tabi kıyafet hallolunca olay bitmiyor bu seferde detaylar aklınıza takılıyor. vay efendim kolyem nasıl olmalı vay efendim bileğime de bişi lazım vs vs. neyse kolyeyi de hallettikten sonra sıra geldi bileklik olayına, malum benim için bileklik olmadan olmaz:) evde kendim için hazırladığım bilekliklerimin hiç birini kıyafetimle kombinliyememeyi başardıktan sonra delirip düğüne gideceğim günün sabahı erkenden benim acil bir bileklik yapmam gerek diyerek elimdeki malzemelerimle oturup uygun tonlarda bilekliğimi de hazırladım. artık saç baş makyaj kısımları dışında yapacak birşey kalmamış oldu onlarıda hallettim ve sonuçmu? gayet sade şeker ama beni mutlu eden bir kombinle hopladım zıpladım düğünde, elbetteki biz diğer hatunlar ne kadar özen gösterirsek gösterelim düğünün kraliçesi gelindir. bize düşen, sıradan halk olarak düğünde yerimizi alıp güzel gelinimiz ve damadımızın mutluluğunu göbekler atarak sanki bir gün öncesinde “ay alaahımmmm giyecek hiç bir şeyim yok” çığlıkları atan biz değilmişizcesine havalı bir şekilde salonda salına salına dolanarak paylaşmaktır aslen :D

Neyse bu kadar laftan sonra birazda fotoğraflar konuşsun diyelim:)
blog12

Araya reklam almış gibi olacak ama kıyafetim için hazırladığım Paw by Nes bilekliğimi de görün istedim şöyle yakından:)
blog11

O kadar saç makyaj ile uğraştıktan sonra bıyıklı gözlüklerle falan pozlar vermekte biz kadınlara has bir delilik sanırım:) kadın değilmi hepsi bi ayrı deli ben kendimden biliyorum:)
Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim düğünde çok ama çok eğlendik,birde ufak not aşağıdaki fotoğrafta sağ üstteki bıyıklı güneş gözlüklü kişi damadımız oluyor efenim:) damat o haldeyken bizim normal olmamız beklenemezdi sanırım:)

blog13

 
Son olarak bu da masama düşen yakışıklılardan bir kuple:)
blog14

 

Herkese sevgiler:)))

Bir takım tatil anıları :)

beni tanıyanlar yaz mevsimine olan düşkünlüğümü ya da soğukları nasıl sevmediğimi iyi bilir. hatta öyleki bir türlü yaza veda edemem. elimde olsa kışın geldiği yerlerden kaçıp yaz mevsimi ya da baharı yaşayan şehirlere ülkelere göç edesim var o derece sevmem kışı.

o yüzden olabildiğince sıcaklara kaçıyorum. bu senede yine bu zihniyetle bulabildiğim tüm boşluklarımda sıcak iklimlere gitmeye çalıştım :D en son gittiğim denizli güneşli tatilimi bir türlü yazma fırsatım olmadığını fakedince de biraz bu tatilden bahsedeyim dedim.

efenim eylül sonunda bir grup arkadaşımla beraber ufak bir kaçamak yaptık, kaçamak fethiye’de kelebekler vadisinde gerçekleşti. eğerki doğal yaşama düşkünseniz, kamp yaşamı, dalmak, tırmanmak, ayaklarınıza dolanan civcivleri ördekleri kovalamak, börtü böcek sesiyle uyumak, tuvalette yıldızları izlemek (:PP) gibi lükse düşkünlüğünüz varsa kaçırmayın derim :D

ben açıkcası bu anlattıklarımın bir kısmını bilmeden gittim hatta 2.gün acaba hatamı ettim diye düşündüm ama tuhaf bir büyüsü var ortamın yani bi süre sonra herşeye rağmen orda olmak çok keyifli geliyor. herşeye rağmen derken yanlış anlaşılmasın biz lüks bungalowlarda (!) kaldık yani en azından bize anahtar verilirken öyle sandık :) sonra fotoğraflarda da görüleceği üzere bungalowların aslında bobinin kulübesi olduğu ortaya çıktı :D aslında haksızlık etmeyeyim çok beklenti ile gitmez ve doğa yaşamına aşığım derseniz kesinlikle ve kesinlikle görmeniz gerek derim. hayatımda gördüğüm en güzel koylardan biri idi kelebekler vadisi. sabahı ayrı gecesi ayrı bir aşk. insanı sarıp sarmalayan bir atmosfer. tabi burada arkadaş grubunuzunda etkisi çok büyük :)

hadi biraz fotoğraflar konuşsun…

Kelebekler

Tatilde yukarıda da görüldüğü gibi (takip edenler artık tanıyor) BANG ekibinden G ve A da vardı. B’miz malesef işleri yüzünden bize katılamadı :D

 

Kelebekler1

Bu da muhteşem kumsal ve denizin hem koy hem de deniz tarafından görüntüsü. Abartmıyorum inanın görüpte aşık olmamak imkansız.

 

Kelebekler2

Efenim meşhur bungalow’umuzu da görün :p Ben daha çok Bobi’nin klübesi olarak adlandırdım kendilerini :D
İlgilenenler için kısacık bir not:Bungalowlarda elektrik, su, banyo, tuvalet gibi şeyler yok, o yüzden giderseniz kumsal tarafında çadırda kalmak çok daha keyifli olabilir.

 

Kelebekler12

Vadinin gün içersinde farklı saatlerde nasıl ışık oyunlarına sahne olduğunu görebilmeniz için güzel iki fotoğraf…

Artık vadiye genel bakış kısmını atlayıp vadide neler yaptık kısmına geçebiliriz :)

Kelebekler8

uyku açma seansı sonrasında görüldüğü üzere kumsalda fotoğraf çekebilir ya da deli dürtmüşcesine hoplayıp zıplayabilirsiniz :)

 

Kelebekler7

Dalışa ilgisi olanlar vadide bol bol dalabilirler. eğitim alma ya da deneme dalışı yapma şansınız mevcut, özellikle belli bir derinlikte karşınızda duvar gibi yükselen kayalıkları görmek inanılmaz hissettiriyor. bu arada ilk görselden de anlaşıldığı üzere benim yine bir ucumdan tutup suya soktular çünkü tüpü ve ağırlıkları tek başıma taşıyamayacak kadar hanımevladı bi insanım :D

 

Kelebekler5

bol bol deniz ve güneş dememe gerek yok sanırım :)

 

Kelebekler6

bu arada görüldüğü üzere sadece aylaklık yapmadım. kumsalda bir takım toplantılara katıldım :D ayrıca blogum içinde yazılar yazmaya çalıştım (bu aralar hep geriden geliyorum kabul ediyorum :)). özetle vadide çalışabilirsiniz :)

 

Kelebekler11

yukarıda da görüldüğü üzere bir sürü arkadaşta edinebilirsiniz:D ben şahsen bir takım ayağıma dolanma çabası içersindeki ahtapottan tutunda, tavuk, ördek, köpüş, çekirge, kertenkele, kelebek vb. allah ne verdiyse tanışıp çevremi baya bir genişlettim :)

 

Kelebekler10

ve elbette bir deniz klasiği olarak gopro ile su altı fotoğrafları çekebilirsiniz :D bir parça değişiklik katabilmek için bu sefer ben siyah sırt dekolteli, yanları yırtmaçlı bir elbiseylede suya girdim ve çok tatlı fotoğraflar çıktı ortaya :)

gündüz aktivitelerinin sonuna gelirken her ne kadar burada fotoğrafı yer almasa da şelaleye çıkmanızı tavsiye ederim. öyle şelaleye çıkıcam diyerek elinizi kolunuzu sallayarak gidemiyorsunuz. bildiğiniz survivor ortamı :D iple kayalara tırmanmalar, buz gibi sulardan, yan tarafı uçurumvari kaya diplerinden geçmeler kısacası adrenalin adrenalin adrenalin :)

ve elbette vadide gün batımı, ardından gece tadından yenmez manzarası ve huzuru ile yaşanması gereken bir başka güzellik.

Kelebekler4

 

Kelebekler9

 

Kelebekler3

son fotoda da görüldüğü üzre BANG’in G’si el bebek gül bebek kucaklarda taşındı (ki Türkiye’ye geri dönsün bizlerle yaşamaya devam etsin diye) ve bu fotoğraftan bir ay sonra bu denli çabamıza rağmen Londra’ya geri döndü. özetle belimizdeki ağrı yanımıza kar kaldı :p

 

Kelebekler13

ve son gün vadiden dönüş… tatillerimizin uzunluğu farklı olduğu için tek grup giden bizler iki hatta üç ayrı zamanda dönmeyi başardık :D

bir sonraki sene aynı ekiple ve bu sefer B’ninde katılabileceği bir başka tatil için şimdiden planlarımızı yapmaya başladık umarım tekrarı çok uzak bir tarihe kalmaz…

yazıyı okuma nezaketinde bulunan herkese sevgiler… :)