SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem:p

Takip edenler bilirler vestaevent‘in organize ettiği SunArt etkinliğinin 3. sü geçtiğimiz Pazar gerçekleşti. Yorucu ve koşturmaca dolu hazırlık süreci sonrasında 22 Mart Pazar günü Galata GaleriBu‘da gerçekleşen etkinlikte Paw by Nes standımı kurmuş ve insanlara tüm yorgunluğumu unutup gülücükler dağıtmaya başlamıştım bile :D

Bu tarz etkinliklerin benim için en ama en güzel yönü ürünlerimi takip eden insanlarla tanışma ve yüzyüze sohbet etme fırsatı bulabilmem. O kadar keyif alıyorumki standıma gelip “ben sizi sosyal medyada takip ediyorummmm…” diye başlayan cümleler duymaktan,  kalkıp sarılasım geliyor karşımdakine, çok tatlısınız, valla bak :)
DeliKizinCeyizi_SunArt (2)

DeliKizinCeyizi_SunArt (6)

Halen sosyal medyada takip etmeyenler ve “aaa bende takip etsem” diyenler için facebook, instagram ve twitter hesaplarının hepsi pawbynes :D görüldüğü gibi çok pratik :D

DeliKizinCeyizi_SunArt (8)

Elbette sadece takipçilerle tanışmakla kalmıyor yeni yeni arkadaşlar edinme şansına sahip olmamı bir sürü işinden keyif alan yeni tasarımcı ya da blogger ile tanışmamı sağlıyor böyle organizasyonlar.  Örneğin keyifle takip ettiğim  sevgili Duygu Şenyürek’le tanışma ve de kaynaşma şansım oldu SunArt etkinliği sayesinde :)

Tüm bunların yanında belirtmeden geçemeyeceğim bir şey var  o da vestaevent kurucuları Gözde ve Selin‘in güler yüzü için bile SunArt’a  katılır insan :)

DeliKizinCeyizi_SunArt (5)
DeliKizinCeyizi_SunArt (4)

Şimdi gelelim diğer bir önemli noktaya :D hep önemlidir zaten bilirsiniz :D ama bu çok önemli :p
neyse şaka bir yana ben normalde sütsüz şekersiz acı filtre kahve ve türevlerini içen bir insan olarak Pazar günü kazayla elime geçen MOCİstanbul‘un Cappucinosunu denemiş bulundum. Size şöyle özetlemek isterim lezzeti; Bütün gün sürekli Cappucino içtim :) öyle lezzetliydi :D Anadolu yakasında şöyle evime yakın bir yerlerde bir şubeleri olsa idi keşke diye içimden geçirdim hatta dayanamadım şuan buraya da yazıyorum kayıt altına almış olmak için :D Noluuurrr buralarada geliiiiiiinnnn :)
DeliKizinCeyizi_SunArt (3)
Son olarak bu ikiliye dikkat :D Beni zaten biliyorsunuz iricene olan :D ve yanımdaki de dikiyorum.com ‘un becerikli elleri Asuman :D Çok yakında bu ikiliden çok keyifli sürpriz bir koleksiyon geliyor :D Sürprizi bozmamak için detayları şuan veremiyorum ama kesinlikle takipte kalmanızı tavsiye ederim :D
DeliKizinCeyizi_SunArt (1)

Bu kadar gevezelikten sonra artık bende dinlenmeyi ve eğlenmeyi hakettim diye düşünüyorum ve siz bu satırları okurken ben çooook uzaklarda olacağım geyikleri yapıp kendimi sokaklara atmak için hazırlanmaya gidiyorum :D Herkese kocaman öpücükler SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem :p (bu cıvıklığı yapmasam olmazdı ehhehe)
Keyifli haftasonları olsun muah muah…

yaz kapımızda değil kafamızda :)

yaz kapımıza dayandı “ooh oh yandan” falan tadında keyiflendiğimiz günlerin ortasında kış tur bindirdi resmen ve havalar yine buz oldu.

yine yeni yeniden soğuk“  lakin bu gidişe bir dur demek  için süper kahramanlara başvurmaya gerek yok, kendi çözümümüzü kendimiz ürettik geçen hafta. Işıl ışıl payetli pantolonlar, etekler, ayakkabılar giydik ortamı neşelendirelim yazın gönlü olsun yamacımıza gelsin dedik, yetmedi.  Şimdi daha vurucu bir darbe ile şansımızı deniyoruz. Saçlarımızı gökkuşağının renklerine boyuyoruz. Evet evet doğru duydunuz ”yaz kapımıza gelemese de kafalarımıza gelecek” böylece :D (Lanet olsun yine çok zekice bir çözüm ürettim :p)

şaka bir yana yıllardır kullandığım saç rengimi çok sevdiğim için herhangi bir renk katmak istemiyor olsamda ufak tefek değişikliklerle hayatına renk katmak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim bu rengarenk saç olayını. öyle çok abartmadan bir tutam saçınıza ya da saçınızın istediğiniz bir bölümüne farklı renkler uygulanıyor ve hem siz değişiklik ihtiyacınızı karşılamış oluyorsunuz hem de bizim gözümüz gönlümüz açılıyor. Özetle herkes kazanıyor :)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (2)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (3)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (4)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (5)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (1)

Düşünenler için instagramda ertan altun’un elinden çıkmış oldukça başarılı saçlar görüyorum ama bildiğiniz başka yerler varsa onlarıda paylaşırsanız yazıyı zenginleştirmiş olursunuz.

Herkese sevgiler…

 

 

 

Pantolonum şekil önümden çekil :p

Eveet madem havalar günlük güneşlik olmamak konusunda direniyor. Sürekli kafamızı karıştıran hamleler içersinde dolanıyor  o zaman bizde kendi ışıltımızı kendimiz yaratırız :D Bir arkadaşımın küresel ısınma konusunda yaptığı derin çözüm önerisi geldi aklıma birden “herkes buzdolabını 3 dakika açık bıraksa ortalıkta küresel ısınma falan kalmaz serinleriz” demişti :) Elbetteki tamamen dalga geçmek için önerdiği bu yol, havaların güllük gülistanlık olması için çözüm üretmem konusunda bana ışık tutmuş oldu :D Düşünsenize her birimiz  payetli ışıltılı bir pantolon geçirsek üzerimize ortalık alev alır ışıldamaktan :p

Neyse gelelim konumuza. Arkadaşlar eskiden demode ya da rüküş dediğimiz ne varsa son yıllarda gümbür gümbür hayatımıza girmekte.  Takip edenler bilirler daha önce altın rengi saatler ile ilgili yazımda bunu dile getirmiştim. Şimdi ise aynı şeyi payetli ürünler için söylüyorum. Özellikle payetli pantolonlar son dönem o kadar gözüme çarpar olduki çok sürmez bir tane edinir giyerim gibi geliyor. O da olmaz ise payetli pullu başka başka aksesuarlar ile nefsimi köreltirim kanımca :D (bu arada benden duymuş olmayın ama Paw by Nes ‘de ileriki günlerde bu konuda bir takım süprizler ile karşılaşabilirsiniz:D)

DeliKizinCeyizi_Payet (9)

Girşimizi yaptığımıza göre “bu arkadaşları nasıl giymek gerekir” gibi daha detay konulara geçebiliriz  :)
Payetli pantolonlar topuklular ile klasik ve hoş bir görünüm yaratan parçalar olmakla beraber ben kesinlikle converse tarzı daha salaş bir ayakkabı ile daha günlük ve keyifli bir kullanım şeklinin olduğunu düşünüyorum.  Kendisi ışıl ışıl olduğu için sade parçalar ile bir araya geldiğinde kafa karıştırıcı bir iddia ve şıklık yakalamak mümkün gibi geliyor bana…

DeliKizinCeyizi_Payet (8)Delice bir not1 : Yukarıda özellikle açık yeşil kazak ile kullanılmış yeşil pantolonlu kombine bayıldım.

,

DeliKizinCeyizi_Payet (7)Delice bir not2 : Bu fotoğrafta ise özellikle bordo renkli Mybestfriends pantolon favorim oldu :)

DeliKizinCeyizi_Payet (5)

Payetli pantolon kombin örneklerinde en sevdiklerim arasında sayılabileceklerden biri elbetteki Nur Bilen Yavuzer ’in ki oluyor. Bana kalırsa kendisi birbiri ile uyumsuz gibi görünen parçaları bir araya getirip keyifli kombinler çıkarmak konusunda çok başarılı. Bu tarz parçaları öyle doğallık ve güvenle üzerinde taşıyor ki inanın kullandığı en uç parçalar bile gözüme güzel geliyor. Doğal olarak payetli pantolon kombinlerini de bu post uma eklemeden geçemedim.
DeliKizinCeyizi_Payet (3)

Of hale bakarmısınız yazdıkça yazasım geliyor :) Açıkçası sanal alemde dolaşırken o kadar hoş kombinler gördüm ki aralarında seçim yapamadığım için bol bol görsel eklemek istedim bu posta idare ediverin :)

DeliKizinCeyizi_Payet (2)

DeliKizinCeyizi_Payet (12)

Yorulanları da düşünerek oturur vaziyetli pozlar içeren kombinlerde paylaşayım son son :D

DeliKizinCeyizi_Payet (1)

Gördüğünüz gibi istemediğiniz kadar fazla kombini bir araya getirmek sureti ile bu yazımın sonuna gelmiş oluyorum.

Efenim yeni trendler çaktırmadan hayatımıza giriyorlar. Önce başkalarında göre göre gözümüz alışıyor sonra bir de bakıyoruz ki “ay biraz iddialımı ne” dediğimiz parçaları bizde kullanır olmuşuz. Açıkçası birşeyleri seviyorsak cesaret edip denemeliyiz bence ama her zamanki uyarımıda yapmakta fayda görüyorum; trend oldu diye zorlaya zorlaya da hayatımıza sokmamıza gerek yok, olmuyorsa zorlamayalım :p Hepimiz payetli pantolon giymek zorunda değiliz :D Yakıştırabileceksek, tarzımızla uyum içinde konuyu içimize sindirebileceksek ya da “bu nee beee” diyenlerin ağzının ortasına elimizin tersiyle vurmak yerine kulak tıkayabileceksek bu işlere girelim :D Sonra “vay efendim sen çok güzel parça dedin gaza geldik, senin yüzünden el fenerine döndük“ gibi eleştrileri kabul etmiyorum bilesiniz:)

Neyse şaka bir yana denemekten zarar gelmez arkadaşlar deneyin, bu dünyaya bir kere geliyoruz tadını çıkarın, mutlu olduğunuz şeyleri giyin takın takıştırın. Ayrıca bu yazıyı sabırla okuyup şu son cümleye kadar bayılmadan ulaşabilmiş herkesi ekstra öpüyorum. Onlara herşey yakışır zaten korkmasınlar :p Bebeklerim yeaa :) Hadi bu sefer gerçekten kaçtım ben sonraki yazıda görüşürüz :)

okumakla alakalı bişiler…

helöööööwww şekerleer ben geldim :)

ne çok olmuş yine değil mi?

eh artık alıştık sanıyorum. bir burdayım bir değilim:)

şu dönem o kadar çok şey ile uğraştımki yazı yazmaya fırsat bulamadım. aslında yazmaya kalksam her güne bir post bile çıkabilirdi. fırsatı kaçırdım sanırım. ama aklıma geldikçe yazarım ben yine yaptığım şeyleri üzülmeyin siz :)

efenim son dönem işlerim dışında vaktimi en fazla alan şey kitap okumak. tabiri caizse “kudurmuşçasına” okuyorum :) sanki ipimi kopardım :D Allah sonumu hayretsin diyorum :D
Bu yazımda bir önceki cümlede yaratmış olduğum beklentinin aksine okuduğum kitaplardan ziyade kitap okumak için kullandığım cihaz ve kitapları takip ettiğim sitelerden bahsetmek istiyorum. Yani yazının devamını bu beklentiyle okursanız hayal kırıklığı yaşamazsınız :)

Öncelikle benim için kağıt kitapların yerini neredeyse tamamen elektronik kitapların aldığını söylemem sanıyorum çok abartılı olmaz. Bu bağlamda elbette bir takım cihaz ve uygulamalar edinmem gerekti.
Bunları kısa kısa sizleri sıkmadan anlatmak istiyorum. Öncelikle elektronik kitap yani e-kitap’lar için benim kullandığım cihazdan yani Kindle‘dan bahsetmek istiyorum.
Nedir bu Kindle?” diyenler için kısaca anlatayım; sadece kitap okumaya yarayan daha doğrusu ana amacı bu olan elektronik bir cihaz oluyor kendisi. Sakın bana “ayyyyy ama kitap kokusuuuuuu” falan demeyin valla düşer bayılırım. Evet kitap kokusu önemli olabilir lakin kitabınızı ağır diye yanınızda taşıyamadığınız zamanlarda o kokuyu zaten alamıyorsunuz :) o bakımdan benim size tavsiyem elektronik kitaplara yüklenin arkadaşlar. minicik bir aygıt içerisine onlarca kitabı atıp istediğiniz zaman istediğinizi okuyabilirsiniz. çok isteyenler yanlarında bir iki kitap yaprağı taşıyıp e-kitap okurken bu kağıtları koklayabilirler :p ay esprime tüküreyim :)

Kindle

Açıkcası e-kitap okuyucumu alırken farklı markalar ile ilgili bir dünya teknik yazı okudum. Yok ekran çözünürlüğü, yok e-ink özelliği vs vs. Hatta marka kısmına karar verdikten sonra markanın hangi modelini almalıyım ikilemine düşüp bir de onu araştırdım. Düşünün yani çektiğim acıyı :D Teknik konulardan az buçuk anlamama rağmen bana bu kadar teknik anlatım çok sıkıcı geliyor. Bu sebeple ”ne kadarda çok şey öğrendim bakıııın” deme fırsatını dahi şöyle kenara iteleyerekten uzun uzun teknik özelliklerden bahsedip sizi bu detaylarla bayıltmak taraftarı değilim :D Doğrudan ve de gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki Kindle alacaksanız son çıkan Kindle Voyage yerine gidin Kindle Paperwhite 2 modelini alın:) İki ürün arasında yaklaşık iki katlık fiyat farkına değecek teknik bir fark yok bence. Kindle Paperwhite2′den daha düşük modelleri ise gece okumalarında ekran aydınlatma özelliği olmadığı için tavsiye etmiyorum. Yok ben zaten sadece gündüz veya aydınlık ortamlarda okuyabilirim, çözünürlükte çok çok sorun değil derseniz daha düşük modelleri hem sıfır hem ikinci el oldukça uygun fiyatlara bulabilirsiniz elbette.

Processed with VSCOcam with f2 preset

Elektronik kitap okumak için elbette ki olmazsa olmaz çözüm Kindle değil,  bir çok yerli yabancı e-kitap okuyucu cihaz markası mevcut.  Örneğin; Calibro ve Reeder bunlara örnek olarak sayılabilir. Bir başka yöntem ise benim Kindle almadan önce yaptığım gibi varsa Ipad’inize iBook uygulaması yükleyip buradan da e-kitap okuyabilirsiniz. Ipad üzerinden okumayı planlayanlar için minik bir tavsiyem olacak; daha rahat okuma sağlamak için iBook uygulamasının ayarlarından arkaplan rengini “beyaz” yerine “sepya” seçmenizi tavsiye ederim.  Fakat uyarmakta fayda var Ipad ile okurken ekran parlaklığı sebebi ile gözler çabuk yoruluyor. Kindle gibi bir cihazda ise göz yorulması vs gibi bir sıkıntı yaşanmıyor çünkü ekran özelliği normal kitaptan farksız bir okuma keyfi yaşamanıza olanak sağlıyor.

DeliKizinCeyizi (2) (Custom)-001

Bu arada hazır kitap mevzuuları açılmışken okuduğunuz, okumak istediğiniz kitapların listesini tek bir yerde tutmak, yerli yabancı birçok kitaba ait okuyucu yorumlarına kolayca ulaşmak, tavsiye almak, tavsiyede bulunmak vs için goodreads sitesine üye olmanızı tavsiye ederim. Elbette muadili bir çok site mevcuttur lakin ben goodreads i gerek özellikleri gerekse içeriğinin zenginliği sebebi ile çok başarılı buldum. Özellikle okumak istediği kitapları oraya buraya not alıp sonra o notları kaybeden biri olarak okumak istediğim kitap olduğunda artık doğrudan goodreads de kitabı bulup “to read” grubuna atıyorum.  Böylece yeni bir şeyler okumak istediğimde karar vermek için bu liste elimin altında hazır oluyor ve hayat kurtarıyor. hem mobile uygulaması hem de masaüstü uygulaması olduğu için her zaman elinizin altında olması da cabası elbette.

neyse bizde durumlar böyle şekerler.  olurda “ay şu kız neler okuyormuş bi bakayım” diyenler varsa bana goodreads de şuradan ulaşabilirler :) lakin şimdiden belirtmek isterim ki bugüne kadar okuduğum tüm kitapları goodreads’e ekleyemedim. yani atıyorum arşiv niteliği taşıması adına 3 sene önce okuduğum bir kitabı da goodreads’e eklemek istiyorum aslen. Lakin aklıma geldikçe ekleme yapabildiğim için geçmişe dönük kitaplar yavaş ilerliyor :)  2015 itibari ile ise hiç sektirmeden okuduğum tüm kitaplarımı “okuduğum kitaplar” listesine atıyorum. neden bunları yazdım çünkü çok akıllıyım hani ay bu kadar yazıyı bu kadarcık kitap için mi yazmış demeyin diye önlem alıyorum:))) olurda goodreads e bakarsanız aslında o kadarcık kitap okumadığımı çok daha fazlasını okuduğumu ama henüz hepsinin girişini yapmadığımı anlayın diye uğraşıyorum :D kendimi size beğendirmeye çalışıyorum :p ailenin akıl küpüyüm maşallah :p ya da aslında sadece şımarmam geldiği için uzatıyorum :))))

neyse ya aslında o son paragrafı silmem lazım lakin o kadar yazınca da silmek o satırlara çok büyük acımasızlık gibi geliyor :) silmeyip size okutmakta size karşı acımasızlık oluyor evet :) ehehe ay bilemedim ya neyse :D

not : arkadaşlar bir de spotify accountu edinin:D delirdim bakın herşeyi tek yazıda yazıyorum :D kitap okurken müzik dinlemeyi seviyorsanız tavsiyemdir. yükleyiniz, dinleyiniz….

hadi kaçtım ben :D

 

 

Bordo bordo bordobordobordo dobor dobor :p

Malum her sene taktığımız takıldığımız bir renk vardır bu seneninki benim için bordo ve sanırım sadece ben değil bir çok kişide benim gibi bordo zehirlenmesinden muzdarip :D Gerçi bence tatlı bir zehir bu bordo denen meret :D Tek sıkıntım elimin sürekli bordo renkli giysilere, ojelere veya ayakkabılara gidiyor olması :D Ya da ne bileyim internette görüp beğendiğim kombinlerin içerisinde en az bir bordo parçanın muhakkak yer alması… Hatta öyle bir durumdayımki futbolla alakam yok denecek kadar az olmasına karşın sırf renkleri yüzünden Trabzonspor’a ilgi duyar oldum :p (off bu espriyi yapmasam iyiydi ama yaptım bir kere silemem şimdi bu kadar yazmışken :p)

Efenim elbette benim gibi bir oje delisi için ilk istikamet tırnaklar oluyor :D  Sevgili BANG üyesi B’nin bana aldığı bu bordo oje ile başladı zaten tüm olay :D Aslında laf aramızda bordo rujlara da bayılıyorum ama maalesef tenime çok yakışmadığını düşündüğüm için bordo ruj süremiyorum ama olsun ojelerle idare ediyorum :D

DeliKızınCeyizi_Bordo (1)

Şimdi size “bordo bordo” görüp gözüme kestirdiğim parçalardan bir kuple sunacağı:)
Örneğin;  Ellerim titreye titreye online alışveriş sayfalarını kapattığım lakin Türkiye mağazalarına gelirse koşa koşa gidip alacağım Pull and Bear bordo ayakkabılar :D Yakındır dayanamayıp sizi baş tacım yapacağım :) biri beni tutsunnnn :)

DeliKızınCeyizi_Bordo (4)

Daha öncede belirttiğim gibi her tür bordo kaban, hırka, kazak, elbise, bere vs vs  de yine içimi kıpır kıpır etmeye, aklımı almaya yetiyor. Bakınız aşağıda örnekleri mevcut:) Hepsi benim bebeklerimmiş meğeeeer:))))

DeliKızınCeyizi_Bordo (8)

DeliKızınCeyizi_Bordo (6) DeliKızınCeyizi_Bordo (7)
DeliKızınCeyizi_Bordo (9)
Yukarıdaki görsellere bakarken siz de aynı şeyi düşündünüz mü yoksa ben leopar desenini de en az bordo kadar sevdiğim için duygusal mı davrandım bilemiyorum ama bordo parçalar giyildiğinde çanta ya da ayakkabının leopar desenli olması bence pek şık bir hamle.

DeliKızınCeyizi_Bordo (3)

Bu son paylaştığım kısa bordo etek Zara‘nın efenim. Hani merak edenlere duyurulur.

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim bu sene herkesin çokça bayıldığı kalem eteklerin bordolarına da hastayım :D evet ona da hastayım, her şeye hastayım :) Aşağıda farklı doku ve tonlarda bordo kalem etekleri görebilirsiniz. Ben bir süre önce 5in1canpolat’tan benzer bir kalem etek aldım ve çok çok başarılı buldum. Şiddetle tavsiye ederim.
DeliKızınCeyizi_Bordo (11)

Evet bu yazı tahminlerimden daha uzun oluyor :) Uzun zamandır yazmıyor olmamın biletini hem size hem kendime kestim :p

Her yerde bordo olurda benim gibi bir takı hastasında bordo bilekler olmaz mı? Elbette var. Ayıla bayıla kullandığım bir de yıldız iliştirilip yılbaşı havası katılmış bilekliklerimde Paw by Nes ‘den. :)
DeliKızınCeyizi_Bordo (10)
AAAY ÇOK ÇOK ÖNEMLİ NOT : Ay ay ayyyy fotoğraftaki kardan adamı gördünüz mü :) Dün gece can sıkıntısından (sıkılacak vakitte buluyorum arada) ponpondan yaptım ve görüldüğü üzere kendisi de bordo tonlarında atkı ve kulaklık kullanıyor :D Yani durumumun ciddiyetini siz düşünün o garibanı bile bordoyla donattım :D “Kardan adamın dramı” tüm sinemalarda…

Ve son olarak bu sene görünce “amanın benim olmalı” diye atladığım iamnotbasic bordo bluzumla ve biricik kuzum tatlı kızım Yuffie ile yazımın sonuna gelmiş bulunuyorum.  Bordo gri birlikteliği de hiç fena değilmiş laf aramızda :) DeliKızınCeyizi_Bordo (12)

Konuya girdik, gelişmeyi yaptık eh artık bir yerden çıkmak lazım yeter dimi ama :D Son olarak bir daha bu kadar arayı açmamaya çalışacağım. Olurda ara çok açılırsa uyarın beni :D Nasıl mı? Mesela; ”hadi yaz hadi yaz“ diyebilir ya da teşfik etmek amaçlı ağzımın ortasına faraşla vurabilirsiniz:p

ehehe bu sefer bitti yazı :) kesin bilgi yayalım. valla bak bitti :D

Daha önce söylemişmiydim bilmiyorum ama seviyorumm sizi…. (yazar-çizer burada yazıyı sonuna kadar okuyanları ödüllendirmiş oluyor :p (Çok şımabirdım faraş şart oldu:p)).

Bu sefer gerçekten bitti taam  :)))))

Blog’da bir Sultan var. Negzel bir hafta…

Bu hafta negzel bir hafta benim için.

Çoh afedersiniz şuan tatildeyim :D Birkaç gün sonra yani tatilimi tamamladıktan sonra uzun uzun yazarım sizlere bu deli neler yaptı nerelere gitti ne yedi ne içti tatilde, lakin bugünkü konumuz bambaşka :)

Haftasonu gerçekleşen benimde çok mutlu olduğum bir olayla ilgili kısacıkta olsa yazıp burada ölümsüzleştireyim istiyorum. Biliyorsunuz bu blog hem anıları saklamak hem sizlerle paylaşmak için var.

Efenim bu Cumartesi Türkan Şoray ile tanışma fırsatı yakaladım. Kendisine olan hayranlığımı nasıl özetlemeli bilmiyorum. Kendisi benim için  Selvi Boylum Al Yazmalım‘ın Asya‘sı, Tatlı Bela filminde başta çirkin olup sürekli “Takma kafanıııı” diyen sonra Efes Otel’in merdivenlerinden dünyanın en güzel kadını olarak inen ve aynı filmde çocukluğumdan beri hayranı olduğum Ediz Hun‘u (evet itiraf ediyorum aklım erene kadar evlenmeyi planladığım kişidir Ediz Hun) rol gereği de olsa kendisine aşık etmiş olan Leyla karakteri:) Nam-ı diğer SultanŞener Şen‘in Sultan filminde ”Tultan hanım Tultan hanım” diye peşinde koşturduğu o buğulu bakışların sahibesi. Daha saysam mı? İzlemediğim filmi yoktur lakin defalarca izlediğim evde CD’lerini bulundurduğum aklıma estikçe izlediğim filmleri çoktur. Hala çok güzel. Hala çok buğulu bakıyor. İşin en güzel tarafı ise tüm o güzel görüntünün yanı sıra o kadar muhteşem bir biçimde sindirmiş ki omuzlarında taşıdığı Sultan yakıştırmasını. İtiraf ediyorum bu denli mütevazi ve bu denli sıcak bir Sultan beklemiyordum. Bir kere daha kendisine hayran bıraktı beni.

Canımmm yaa yerim ben onu öyle seviyorum :) ya işte özetle çok mutluyum kendisini dünya gözü ile görmüş olduğum için…

Ha bu arada bu durumun bir de benim için şöyle ayrı bir güzelliği mevcut. Tanıyanlar takip edenler bilirler Paw by Nes adı altında kendi markam ve ürünlerim var ve bu ürünlerin her birini ayrı bir keyif ve özenle hazırlıyor, sahiplerine güzel şanslar getirsin dilekleri ile gönderiyorum. Hazırladığım bilekliklerimden bir tanesini Türkan Şoray’a hediye etme şansım oldu. Buraya kadar yine her şey normal fakat hediyemi kabul etmesi bile yeterli iken ne kadar beğendiğini uzun uzun dile getirmesi, çevresindekilere gösterip bir sürü güzel söz söylemesi ve bileğine takması beni benden aldı.  Şimdi kendinizi yerime koyun bir tarafta hayranı olduğunuz bir insan diğer tarafta yapmaktan ölesiye keyif aldığınız işiniz, ikisi bir araya geliyor :D Gelmekle de kalmıyor güzel yorumlar dönüyor size. Eh şuan nasıl bir motivasyon duygusu içerisinde olduğumu sanırım anlayabilirsiniz :D

Neyse ben daha fazka uzatmayayım cidden nasıl bir mutlu olmaksa bu okurken sıkılırsınız diye düşünemeden biraz da görgüsüzce belki anlatıp durdum ama çok mutlu oldum anlayın işte beni :)

seviyorum hepinizi. Okuma nezaketini gösteren herkese çok çok teşekkürler muah muahh :)

DeliKızınCeyizi_Sultan (4)
DeliKızınCeyizi_Sultan (3)
DeliKızınCeyizi_Sultan (2)
DeliKızınCeyizi_Sultan (1)

ve bu kucaklama var ya bu kucaklama dünyalara bedel o kadar diim…

Sevgiler…

Kış geliyor diyenin alnını karışlarım :p Demeyin öyle şeyler bana:)

Bir takım kendini bilmezler (:p) kış geliyor diyorlar. Birileri bunu söylediğinde ya da yağmur yağmaya başladığında kulaklarımı ellerimle kapatıp “laaayy laaayy la laaaay” diye deli deli bağırarak şarkı söylemek geliyor içimden.  Evet kabullenemiyorum:)
Herkes “bizde cadde çocuğuyuz” vs geyikleri yapadursun ben bildiğiniz yaz bebesiyim. Zaten yazın göbeğinde doğmuşum. Sıcak ülke insanıyım ben :) Kanatlarım olsa sıcak iklimlere göç eder  dururum. Gerçi düşündüm de beni taşıyacak kanat biraz zor bulunur. Bulunsa da o kanada acırım o da ayrı mevzu :)

Neyse konudan çok sapmayayım. Ne diyordum ha evet kışın yaklaşmasına inat, biraz da onu yok saymak adına tiril tiril giyinip geziyorum ben hala. Tabi bi şal bi ince hırka alınıyor çantaya artık ama olsun daha vakit var öyle kalın kalın giyinmelere.

Bu arada böyle tiril tiril gezip sonra 2 gün hasta olduğum oluyor bu geçiş dönemlerinde ama olsun yapacak bişi yok “seviyorum arkadaş” :))))

öncelikle bitmeyen yaz istiyorum ayrıca hepinizi çok çok öpüyorum. Yine okudunuz canlarım ya yirim sizi keyifli güzel haftasonları olsun muahh.

Not: Fotoların hepsinde de armut ve de biraz angut bakmışım ama idare edin eheheh :)))

DeliKızınÇeyiziKışGelmeden (5)

DeliKızınÇeyiziKışGelmeden (2)

DeliKızınÇeyiziKışGelmeden (1)

Müzeyyen Senar Etkisindeki Elektrik Mavisi Etek :)

Genelde yazarken çalışma masamın yerinden, masamın düzenine, o an ortamda çalan müziğe kadar herşeyden etkilenebiliyorum. Bilerek ya da bilmeyerek o anki enerji ruhuma oradan da parmaklarımın ucundan klavyeye yansıyor.
Örneğin ; Şuan aklımda elektrik mavisi eteğim ve beyaz salaş t-shirt’üm ile yaptığım sade ama benim çok sevdiğim kombini yazmak varken arkadan bangır bangır çaldığım Müzeyyen Senar ile eteği bluzu bırakıp bir büyük rakı ile mezeler üzerine uzuuun uzadıya yazmak istiyorum mesela :D

Gördüğünüz gibi şımarmam geldi ve yazıyla oyuncak gibi oynuyor ama bir türlü eteğe bluza giremiyorum :D Ama olsun burada amaç yazarken keyif almak, eminim sizin de amacınız engiiiiin moda bilgimden faydalanmak vs değil keyifli bir kaç satır okumaktır :)) Özetle aslında bu bloğun amacının bir şeyler paylaşmak paylaşırken eğlenmek olduğu sonucuna varabiliriz. Varamasak da vardırdım ben yapacak bir şey yok bugün böyle :)

Hepinizi öperim öperkende arada eteğimi bluzumu içeren iki fotoğraf eklerim buraya :D

Bu arada “çok havalıyım lanet olsun” pozlarıma bakmayın en son bileklik detayı haricindeki tüm fotolar o gün Cafe Nero’da tuvalet sırası beklerken çekildi :D ahahah  bu açıklama üzerine yüzümdeki anlamsız ifade ve fotoların biraz bulanık olması şimdi hepinizde bir anlam ifade etti değilmi :)

Neyse ben daha fazla cıvımadan yazımı bitireyim. Hafta sonu yaklaşırken Müzeyyen Senar dolu günleriniz olsun. Keyif olsun. Huzur olsun, e haliyle sanat müziği varsa birazda hüzün olmalı değil mi? Hüzün de olsun anasını satiim :) Bitmediiiiiiii  arada göbecikler atasınız rakı bardağını kafanıza dikip fondip yapasınız gelsin emiiiiii :)

Haftasonu yaklaşıyor. Herkese keyifler olsun…

Sevgiler….

DeliKızınCeyiziMaviEtek (1)
DeliKızınCeyiziMaviEtek (2)
DeliKızınCeyiziMaviEtek (3)

DeliKızınCeyiziMaviEtek (4)

 

 

Meow

Bazen bazı parçalar vardır. Alırsınız, alırken çok sever ama neyle bir araya getireceğinizi bir türlü bilemezsiniz. Ne atmaya ne de bir başkasına vermeye kıyamazsınız. Dolabınızda her gördüğünüz de “ay benim bunu giymem gerek” der ama bir türlü bu hayalinizi hayata geçiremezsiniz ya, hah işte bu yazı bununla ilgili :) Girişinden anlayacağınız üzere çok dramatik bir yazı olacak. Şimdiden kendinizi hazırlayın :p
Zavallı t-shirt’ün dramı :p
Aslına bakarsanız artık bu tarz korkunç alışverişler (yani kabaca şuursuzluklar) yapmamaya özen göstersem de bu bilince ulaşana kadar bildiğiniz dünyalar kadar böyle parça almış biri olarak neyseki eninde sonunda bu parçalara uygun diğer yarıları karşıma çıkıyor da kullanabiliyorum. Bakınız 2,5 sene önce daha bu seneki gibi açık göbeğin moda olmadığı zamanlarda (düşük belli kotların popüler zamanlarında yani) almış olduğum üzerinde MEOW yazan kısa t-shirtüm ile aramdaki ilişkide aynen böyle bir ilişki idi. Dolabımı her açışımda o bana beni giy dercesine, ben ona seni neyle nasıl giysem dercesine bakışıp duruyorduk. Bu uzun bakışmalar boyunca da ne o benden vazgeçti ne de ben ona git diyebildim. Dolabımda durdu durdu durdu.

(Bu arada aşağıdaki fotoğrafları görenlerin “ah be deli hatun bi kot pantolon çeksen altına olurmuş işte” dediğini duyar gibiyim ama o zaman hikayemiz yeterince dramatik olmazdı. İçinde aşk özlem vs barındırmadığı için okuyucuyu çekmezdi :) Hem artık kocamanım arkadaşlar, sonuçta 15 yaşında gibi giyinemem canım yapmayın sizde gelmeyin üzerime:p Neyse daha fazla cıvıklaşmadan hikayeye dönelim biz :p )

Sonunda bu yaz birden bire t-shirtümü yıllar önce almış olduğum ve severek giydiğim bol paça yüksek bel kumaş pantolonum ile beraber giymek aklıma geliverdi. Artık zihnimmi açıldı o an, bi aydınlanmamı yaşadım, uzaylılar mı bişi yaptı ne oldu orasını bilmiyorum. Bakınız 2,5 senede düşen jetonum var benim. Bu bağlamda çok sık yazı yazamıyor olmamı lütfen fazla görmeyin :D  ehehe bunu da buraya sıkıştırayım istedim :).

neyse iyiki de sonunda düşmüş jeton. bu yaz mutlu mesut yılların acısını çıkarırcasına tshirtumu giydim :)

Böylece hikayemizin sonuna gelmiş olduk :) Kafamda bir takım kedi sesleri. meoww da meooow. Belkide kafam da değil evdeki iki zibidi kedimin bağırtılarıdır duyduklarım. Adamlar bilinçaltıma işliyorlar resmen. Ordan burdan elimi attığım her yerden kedili birşeyler çıkıyor olmanın sebebi onlar. hatta sayelerinde böyle uzuuun uzun anlamlı yazılar yazıyorum sizlere :) neyse öperim çok hepinizi :)

DeliKizinCeyiziMeow (4)
DeliKizinCeyiziMeow (2)
DeliKizinCeyiziMeow (3)

Aşağıda da o güne ait bir takım “tutmayın küçük enişteyi salıverin gitsin” pozları var. onları da paylaşayım istedim :) balonlar nedir diye sormayın uzun hikaye :) onları ayrıca yazarım.
DeliKizinCeyiziMeow (7)
DeliKizinCeyiziMeow (1)
DeliKizinCeyiziMeow (6)

Gezdik gördük :)

Eveeeet yedik şekerleri tatlıları ve “spor yapmalıyız aldığımız kiloları vermeliyiz” diye ortalıkta çığlıklar atmaya başladığımız günlere ulaştık çok şükür :D

Normalde gezip dolaştığım yerleri ay bu gün, ay yarın derken bir türlü yazma fırsatı bulamayan bir tembel olarak yazmayı atladığım Barselona ve Amsterdam tatillerinin aksine (lanet olsun çok havalıyım :p) bu bayramda gittiğim 4 günlük Mersin tatilimi sizlerle paylaşmak istedim.

Tatil dediğiniz şey mesafe uzun ise arabayla eziyettir benim gözümde lakin bu sefer çok keyifli oldu. İstanbul’dan Perşembe öğleden sonra yola çıkıp yol üzerinde bir sürü yerde mola vererek, keyif yaparak Mersin yolculuğumuzu tamamladık.

Takip edenler bilir çok fazla yemek vs paylaşmayı sevmem instagram ve facebook üzerinde ama bu post ta bir parça yemeklerden de bahsedeceğim izniniz olursa. Örneğin Mersin’e yolu düşenlerin tantuni yemesini, tantuniyi de Göksel tantunide denemesini şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca daha önce hiç denemediğim Kerebiç ve adını çok duyduğum ama tadını hiç bilmediğim Bici Bici ile de bu tatilde tanıştım. Kerebiç ağır olmasına rağmen bitkisel olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdığım beyaz köpüksü sosu ile beni benden aldı. Bici bici ise maalesef bende ciddi hayal kırıklığı yarattı.(Bunda gülsuyunu çok sevmiyor olmamda etkili olmuş olabilir elbette :D)

Bu arada cezeryeyi söylemeden geçmek olmaz elbette. “Cezerye kalp ben” diyeyim siz anlayın ne derece sevdiğimi. Tatlı düşkünü olmamdan mütevellit biraz fıstıklı, biraz cevizli, biraz fındıklı derken cezeryeci Halil’in dükkanını kuruttum bildiğiniz :D

Efenim biraz tersten oldu anlatımım. Atalarımız “yiyip içtiğin senin olsun gezip gördüğünü anlat” demişler ama ben belki de şuan karnımın bir parça acıkmasından dolayı önce yiyip içtiklerimi anlattım size :D

Şimdi gelelim nereleri gezdiğime;

İlk gün sabah kargalardan önce kalkıp Silifke - Narlıkuyu’da güzel bir Yörük kahvaltısı ile güne başladık. (Muhteşem ev yapımı reçelleri var, ben dayanamayıp evde yemek için bir kavanoz aldım o derece güzel). Sonrasında istikamet yine aynı bölgede olan Cennet – Cehennem mağaraları idi. İsimleri sizi yanıltmasın Cehennem denilen yer çok az yürüyerek ulaşabildiğiniz, sıcak bir balkondan aşağı bakarak gördüğünüz bir çukur sadece. Cennet ise 452 basamak inmeniz gereken (ki basamaklarının bir kısmı nem dolayısı ile kayan) bir mağara. Fakat aşağıya inmeye başladıkça güzel bir serinlikle karşı karşıya kalıyorsunuz. En dipte yer altı sularının gümbürtüleri ile karşılaşıyorsunuz ve o an anlıyorsunuz evet çok meşakkatli bir yol ama sonu cennet resmen :D  Cennet-Cehennem’den çıkıp 300 metre ilerlediğinizde (etrafa iyi bakmazsanız yerini farkedemeyebilirsiniz) Astım Mağarası (Dilek Mağarası) yer alıyor. Olur da yolunuz Cennet – Cehennem’e düşerse Astım Mağarasına uğramadan sakın dönmeyin. İçerisi dev sarkıt ve dikitlerle dolu olan bu mağarada muhteşem doğal güzelliği bozan tek şey sevgili milletimin o cağnım mağara duvarlarına acımasızca isimlerini kazımaya çalışmış olmaları.  Böyle muhteşem yerlere Turizm bakanlığının yeterli özeni göstermediğini görmekte cidden çok can sıkıcı. Benzer doğal güzelliklerin yurtdışında özenle korunurken Türkiye’de harap edildiğini görmek ciddi anlamda üzdü beni. Sanırım insanımız mağara duvarlarına yazılan yazıların milattan önceki dönemlerde yazıldı ise kıymetli olduğunu idrak edememiş durumdalar.

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (6)

*Kahvaltı manzarası efenim.

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (4)*Cennet.

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (5)*Cehennem (Cehennem’de neden benim fotoğrafım var sormayın :))

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (3)*Astım mağarası.

Bunun dışında Mersin’e gideceklere Mersin’in birbirinden güzel koylarını görmelerini bunun içinde bir tekne turuna katılmalarını tavsiye ederim. Tekne turunda doğaya, denize hayran kalıyorsunuz lakin teknedeki misafirleri eğlendirelim düşüncesi ile yapılan atraksiyonlar -hiç aralık verilmediğinden olsa gerek- son saatlerde insanda kafan beyin bırakmıyor :D Lakin siz yine de Silifke – Tasucu’na gidip bir tekne turuna katılın ve Boğsak, Dana Adasi,  Tisan ve Barbaros koylarını görün derim.

Gelelim tatilin en acılı ve en keyifli günlerine. Efenim Mersin’i gezdiren arkadaşlarımız sağolsunlar 3 güne sığdırılabilecek (burada daha sayamadığım) bir dünya yer gezdirdiler bize. Çok keyif aldığımız bu tatilde acı bir takım iddialarada girdiğimi belirtmeliyim.
Olay şöyle gelişti :D Gezimizin üçüncü günüydü. Her şey çok güzel başladı. Kızkalesi yakınlarında Adam Kayalar‘ı  görmeye gittik. Ulaşımı biraz zorlu olmasına rağmen görülmeye değer muhteşem yapılardı.(Yetersiz yönlendirme ve bol tırmanma ve inme işlerinden dolayı helak oluyorsunuz).  Kayaların üzerine M.S. II. yy dan kalma efsane güzel insan figürü kabartmalar ile karşılaşınca yorgunluk falan kalmıyor. Sadece hayran oluyorsunuz. (Yine çok bakımsız olmasından dolayı üzüntü duymuş olduğumu belirtmek isterim.).
DeliKizinCeyizi_Mersin1 (1) DeliKizinCeyizi_Mersin1 (2)*Adam Kayalar ve Adam Kayalar’a ulaşım :)

Bu yorgunluk üzerine denize girip bir parça serinlemek için Aydıncık – Soğuksu’ya gittik. Toroslardan inen buz gibi suyun denize döküldüğü kumsalda su Mersin genelindekine göre çok daha soğuk idi. Düşünün koskoca bir koyun suyunu soğutacak derecede buz bir su kaynağı ve insanlar o akan suyun içine atlayıp duruyorlar. Elbette sadece ayaklarımı sokmam suya girmekten vazgeçmem için yettide arttı bile :D
Buradan sonra çok acıkan bizler Limonlu’da Kayacı vadisi üzerinde bulunan Doktor’un Yeri adlı mekana gittik. Burayı anlatacak kelime bulamıyorum. İnanılmaz güzel inanılmaz keyifli idi. Bir kere Lamos deresi üzerinde bulunan bir tesisi var. Ahşap sedirlerde oturup dilerseniz buz gibi suya ayaklarınızı sokup yemek yiyebiliyorsunuz. “Yok ben o tesiste değil piknik alanında takılmak istiyorum, yemeğimi kendim hallederim” diyorsanız bagajınıza etinizi mangalınızı atmanızı tavsiye ederim :) (Piknik alanı ücretsiz sadece araçlar için park yeri ücreti alınıyor.)

Neyse buraya akşam 21:00 sularında ulaştık inanılmaz sakindi ve o kadar hayran kaldım ki “buz gibi suya girilecek bir yer var” dendiğinde “ay gündüz olsa ben girerdim” demiş bulundum. Demez olaydım. Mekanın güzelliğini bahane edip beni sürüye sürüye ertesi gün tekrar oraya götürdüler :D Su soğukluğunu şöyle özetlemek istiyorum. Piknikçiler karpuzlarını biralarını koyup buz gibi olmasını sağlıyorlar suda :D Ve benim gibi bir grup kuduruk ya da mağdur bu suya atlıyor :D Evet atlıyor çünkü yürüyerek girmek acı veriyor öyle bir soğuk :D Suya atladığınız zaman soğuktan karıncalanma başlıyor ve max 30 saniye su içerisinde kalabiliyorsunuz :) Sudan çıktığınızda vücut ısınız yükseliyor ve ateş basıyor :D çok eğlenceli idi :D hatta şöyle özetleyeyim 5 kere suya atlamamı sağlayacak kadar keyifli idi :D Su da Titanic filmindeki esas hatunun neden Leanordo ya “gel canım arada yer değiştirelim birazda sen tahtanın üzerinde soluklan, ben su da durayım” demediğini anlamış oldum :D

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (8)

*Doktor’un Yeri.

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (10)

*Ve meşhur buz gibi suyumuz efenim :)

Mersin ile ilgili daha yazacak bir dünya şey var fakat olabildiğince özet geçmeye çalıştığım halde dahi oldukça uzun bir post oldu. Bu sebeple daha fazla uzatmıyor ve diyorum ki gidiniz görünüz efem.

Herkese sevgiler :)