Tutmayın beni tatilim geldi :)

Tatile gitme vakti geldi çattı. Bavul hazırlıkları son hız devam ediyor. Daha tatile gitmeden biz kadınların ortak sorunsalı olan yanıma ne alsam düşüncesi kafamı kurcalamaya başladı bile. En zoru kendi içimde karar vermek. Zaten o karar verildikten sonra bavulum hazır sayıyorum ben. Bu sene bavulumda olmazsa olmazlarımın yanına ekleyeceğim giysileri  belirledim. Güneş kremi, güneş gözlüğü, rahat bir sandalet, bikini zaten cepte. Bunların dışında bir şort ve şöyle tiril tiril uçuş uçuş maksi bir elbise istiyorum.

Daha önceki yazılarımı takip edenler maksi etek ve elbiseleri ne denli sevdiğimi bilirler zaten ama bu sefer aradığım şey şöyle tiril tiril bir elbise ve maalesef dolabımda hayallerimi süsleyen üzerime geçirip püfür püfür rüzgarda dolanabileceğim o tiril tiril rahat maksi yok. Yapılacak tek şey gidip almak lakin bu havada gündüz vakti dışarı çıkmak demek beynimin haşlanması devrelerimin yanması anlamına geleceğinden ona da cesaret edemedim bir türlü. Sonra yine aniden fikrim geldi. (Seviyorum bu aniden gelen, zor zamanlarımda beni tekrar hayata bağlayan fikirleri :p)  İnternetten online alışveriş sitelerinden istediğim modeli bulmam gayette olabilecek birşeydi. Sadece yurt içinde hızlı bir şekilde ürünün bana ulaşmasını sağlayacak bir yer bulmam gerekiyordu. Neden bilmem böyle durumlarda aklıma ilk gelen marka (Milla Jovovich’i çok beğeniyor olmam ve ismin bende hep onu çağrıştırıyor olması ile alakalı olsa gerek) Milla by Trendyol‘a bakmak oluyor.  Beynim daha nerelere baksam diye düşünürken parmaklarım klavyede Trendyol’a doğru yol alıyor. Yine aynı şey oldu J İyi ki de ilk önce oraya bakmışım cidden aramama bile gerek kalmadan birbirinden güzel maksilerle karşılaştım. Gerçi seçmeye çalışırken her kararsızlık anımda ”bakmaz olaydım” dediğimi sizden saklayacak değilim elbette :) Şimdi bu ciciler arasından kendime tatil için elbise seçiyorum. Seçerken de ben burdan bir blogpost çıkarırım düşüncesi ile ufak bir mola verip şöyle bir iki satır yazayım istedim :D

Sizinle önce favorim olan elbisenin (özellikle buz mavisine bayıldım) ve bayan ayakkabıları içersinden arayıp tarayıp seçtiğim ve bu elbise ile ayıla bayıla kullanırım diye düşündüğüm sandalet ve yine kıfayetimi tamamlar diye düşündüğüm güneş gözlüğünün fotoğraflarını paylaşıyorum. (evet biz kadınlar sadece bir elbise der sonra ipin ucunu kaçırır sandalet, güneş gözlükleri oradan da çantalara doğru uzanır gideriz :))))

Milla by Trendyol (4)

Trendyol Modagram10

Ve tabi gözümün seğirmesine elimin titremesine sebep olanlarla devam ediyorum :) Bakalım siz ne düşüneceksiniz.

Milla by Trendyol (2)

Milla by Trendyol (3)

Milla by Trendyol (8)

Milla by Trendyol (7)

Milla by Trendyol (5)

Milla by Trendyol (1)

Milla by Trendyol (9)

Milla by Trendyol (6)

Ve son paylaştığım kırmızı elbise kesinlikle günlük değil ama görünce aşık oldum. Sırt dekoltesi beni benden aldı. Böyle  giderse bende kendisini Trendyol’dan alacağım :)

Kararsızlıktan bitmiş vaziyetteyim birileri fikir versin. Allah’ını seven defansa gelsin….

 

 

Ayağımı yerden kessin yeter :D

Bu sıcak havalarda spora gitmek, yakın çevrenizde bir yerlere yürümek ya da toplu taşıma kullanmak özellikle de İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsanız bazen gerçek bir eziyet halini alabiliyor. İşte bu noktada bende devreye ”hepsini bir arada aradan çıkarabileceğim bir yol var mı acep” düşüncesi girdi :) hem sporumu yapabileceğim hem de yakın mesafe ulaşımda ayağımı yerden kesse yeter diyebileceğim bir icatta bulunayım istedim. sonra o sıcak havaların mayışıklığı ile icat kısmını atlayarak acaba hazır icat edilmiş benim işime yarayacak ne var diye düşünmeye başladım :)ne olabilir bu büyük icat?” diye düşünürken aniden bir aydınlanma yaşadım ve bisikleti icat eden insanları saygı sevgi hürmet vb duygular ile uzun uzun andım :D hem spor yapmamı sağlayacak hem de ayağımı yerden kesecek icat olan bisiklet böylece önce aklıma sonrasında da çok hızlı bir biçimde hayatıma girmiş oldu :)

yaklaşık bir aydırda neredeyse heryere (kargo, alışveriş, sinema vs vs) bisikletime binip gider oldum :)

Gerçi bir uyarıda bulunmakta da fayda var. Maalesef çok az yerde bisiklet yolu olduğu için trafik olan yerlerde bisikletle dolaşmak biraz dikkat istiyor. Lütfen bisiklete binerken dikkatli olun, gece sürüşü için lambanızı, uzun yollarda kullanıyorsanız kaskınızı ihmal etmeyin. Sağınıza solunuza iyice bakın. Terli terli su içmeyin. Ayağınızı üşütmeyin… Ay abarttım sanırım ama siz beni anlamışsınızdır eminim :) Özetle biraz dikkatli olmakta fayda var ve dikkat edebilecek herkese şiddetle bisikleti tavsiye ediyorum. Koşun alın bisikletinizi (eheheh yok yok koşmayın şaka yaptım sakin sakin gidin) :D

DeliKizinCeyiziBisiklet (5)

DeliKizinCeyiziBisiklet (4)

Dikkat ettiyseniz bu fotoğraflarda pek bir havalı hallerdeyim. Rahat olun normalde dilim dışarıda suratım kızarmış olarak dolanıyorum yarım saat sonra :)

DeliKizinCeyiziBisiklet (3)

Bakınız sıcak bastığı için soyunma sürecine girmiş olan ben :p

DeliKizinCeyiziBisiklet (8)

heryere bisikletle gidiyorum derken dalga geçmediğimi görün diye bu fotoğrafı da paylaşmak istedim :) Gördüğünüz gibi yürüyen merdivenlerde bile yanımda kendisi :) Şaka bir yana yoğun yollardan karşıya geçmek için üst geçit yerine metronun alt geçidini kullanmayı tercih ediyorum. Çok daha rahat oluyor :)

DeliKizinCeyiziBisiklet (1)

 

 

 

gülümseSEN…

Geçtiğimiz Cumartesi günü benim için son zamanların en keyifli ve anlamlı etkinliğine misafir oldum. Kansersiz Yaşam Derneği ve İnsana Güven ekibi tarafından düzenlenen, kanser hastası ya da kanseri yenmiş miniklere ve ailelerine moral olması amacı ile Ataşehir Fenerbahçe kolejinde gerçekleştirilen Gülümse’SEN Çocuk Panayırı’nda hem dünyalar tatlısı bir sürü ufaklıkla tanışıp güzel vakit geçirdim hem de onlara moral desteği sağlayan bu konu için cidden mesai harcamış güzel insanlar tanıma fırsatı buldum.

Yazacak onca şey varki bu konu hakkında ama inanın kelimeler bu gibi durumlarda gücünü yitiriyor. Anlatılmak istenene yetmiyor. Ben sadece iyiki böyle bir organizasyonu gerçekleştirdiniz diyebiliyorum emeği geçen herkese. Özellikle de sıcak sohbeti ve içtenliği ile kalbimi kazanan aynı zamanda Kansersiz Yaşam derneğinin kurucusu Dida Kaymaz hanımı buradan kutlamak istiyorum. Bundan sonra gerçekleşecek her organizasyonda elimden geldiğince yanınızda olmak beni çok mutlu edecektir.

GulumseSEN (2)

 

GulumseSEN (4)

Ve en büyük teşekkürlerden biri de etkinlikten haberdar olmamı sağlayan, kendileri de kurdukları stand ile çocuklara eğlenceli fotoğraflar armağan eden Vega Photo Art’ın yetenekli ve bir o kadar gönülleri güzel ekibi canım arkadaşlarım Aylin ve Güldehen’e elbette… Sayelerinde hem çocuklarla beraber muhteşem bir gün geçirdim hem de onlar bu sevimli bızdıkların fotoğraflarını çekerlerken kendilerine yardımcı olmaya çalıştım. Gerçi fotoğraflardan da anlayacağınız gibi yardımdan ziyade daha çok çocuklarla kostümleri giyip ortalıkta koşturmuşum ama olsun :)

GulumseSEN (3)
Cumartesi tanışma fırsatı bulduğum güçlü güzel çocuklar, o güzel gözlerinizde şahit olduğum umut ve enerjiniz hiç ama hiç tükenmesin. Hepinizi çok sevdim. Gülümseyin siz çocuklar. Hep gülümseyin. Siz gülümsedikçe aşılamayacak hiç bir engel yok emin olun…

GulumseSEN (5)

 

GulumseSEN (6)

 

son olarak belki de hayatımın en keyifli dansında bana eşlik eden sevgili İbrahim’in fotoğrafını paylaşmak istedim.  Yüzün hep gülsün küçük adam…

GulumseSEN (1)

 

bir turun daha sonuna geldik :)

Bir önceki hafta yazıp olaylar sebebi ile geçen hafta yayınlamadığım yazım. Aynen paylaşıyorum. Sevgiler

Şubat efekti veren Mayıs günleri yaşadığımız şu bir kaç gün de yağmurlu havadan biraz uzak durabilmek adına geçen haftaki  güzel günlere dair (özlemle anıyorum kendilerini) bir post paylaşayım istedim.

Madem sıcaklar bize gelmiyor biz onlara en azından o güzel havaların hayallerine gideriz :D

Malumunuz geçen hafta Cumhurbaşkanlığı bisiklet turunun İstanbul bacağı vardı. Bende son yıllarda yaptığım gibi yine heyecanla TV başına geçip yarışmayı ayaklarımı uzatmış ve koca popom üzerine oturmuş vaziyette ”bravo vallahi bravo nasıl kondüsyondur bu kardeşim” şeklinde naralar atıp bir yandanda “insan bunları gördükçe bisiklete binmek istiyor vallahi” diyerek ama aynı zamanda da oturduğum yerde kahvemi ve kurabiyelerimi tıkıştırarak izledim. Ardından şöyle ufak bir cadde yürüyüşü yapalım dedim ve düştük yollara. biraz kitap okuyup Caddebostan sahilde bir parça da keyif yaptığım o güzel güneşli günlerden birinin anısına olsun bu yazıda :p

Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 5
Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 6
Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 8

yukarıda da görüldüğü üzere yazıma bir takım havalı pozlarla başladıktan sonra maymun hallerime doğru evrilebilirim :)

Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 9

Günün anlam ve ehemmiyetini belirtmek adına hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmeğim gözünüzden kaçmamıştır umuyorum :D

Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 3

Yine havalı bir poz ve akabinde maymun gibi ağaçlara asılmış beni açıklıkla görebilmenizi sağlayacak iki fotoğraf daha paylaşmak isterim burada :D

Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 2

ve son olarak. ben çok sevdim. biraz arabesk çokça romantik, Türk filmlerinin abartılı halleriyle dolu ama diğer yandan bir o kadar insanın içine işleyen bir kitap “Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi“. Geçen hafta resmen elimden bırakamadım. Tavsiye ederim.  “Mutluluk insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca” diyor kitabın bir yerinde Orhan Pamuk ve evet bu tek cümle bile benim deminden beri kitapla ilgili anlatmaya çalıştığım şeyleri tek başına mükemmel özetliyor. Neden bilmem çok sevdim. Fazla etkilendim. Belki eski Türk filmlerini çok sevdiğim için belki de böyle hayatlar sadece filmlerde olur diye düşündüğüm için. Bilmiyorum. Okuyun siz en iyisi.Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 1

Öpüyorum hepinizi. Sonraki yazıda görüşmek üzere…

Kalbim kömür karası…

Çok sıkıcı, karanlık, hüzünlü günlerden geçtik. (Geçiyoruz) Bu sebeple bir önceki hafta yazmış olduğum yazımı yayınlamaya bir türlü elim varmamıştı. Bu satırları yazmadan da yayınlamak gelmedi içimden.

İnsan hayatının kıymetini ancak bir grup insanın hayatı avuçlarımızdan kayıp gidince anlıyoruz maalesef ve çok kısa sürede unutuyoruz her şeyi. Bu sebeple Soma’yı, Soma da yaşananları, madende hayatını kaybeden 301 madenci kardeşimizi unutmamamız adına burada da bir iki satırla kayıt altına almış olalım istiyorum yaşanan faciayı.

Öncelikle kazada hayatını kaybetmiş olanların geride kalan yaslı ailelerine Allah’tan sabır dilerim.  Hayatta kalanların tekrar madene girmek zorunda kalmamalarını, girmeleri durumunda ise aynı koşullarda değil daha güvenli, daha insancıl, iyi şartlarda çalışmalarının sağlanmasını temenni ederim. Elbette sadece Soma değil benzer koşullarda çalışılan her yer için bu temennim geçerli.

Şartların iyileştirilmesi ile ilgili olarak hepimize görev düştüğünü düşünüyorum. Yetkili mercilerin harekete geçmesini sağlamak adına hep birlikte olayın takipçisi olmalı tekrar benzeri bir facianın yaşanmaması için bireysel tepkimizi dile getirmekten korkmamalıyız. Umarım böyle bir acının tekrarlanmaması adına devlet yetkilileri ve benzer yapıdaki şirket yöneticileri gerekli dersleri çıkarmışlardır ve bir an önce uygulamaya geçme yolunda adımlar atarlar.

Elbette yapılacak hiç bir şey giden canları geri getirmeyecektir ya da kırılan kalpleri bozulan psikolojileri bir anda onarmayacaktır ama en azından bir parça da olsa gönüllere su serpecek belki yaraların biraz daha hızlı iyileşmesine destek olacaktır.

Lütfen olanları UNUTMAYALIM.

Unutmayalım ki yeni Soma’lar olmasın başka hayatlar yitip gitmesin… Yürekler yine kömür karasına dönmesin.

Deli Kızın Çeyizi - Soma

Soma ile ilgili olarak bir çok görsel geçti elime ama neden bilmiyorum bu çocuğun gözyaşları bir ayrı işledi içime, bu fotoğrafı her gördüğümde ”o göz yaşlarına kurban olurum senin çocuk” demek istedim  ve buraya da ekledimki bu satırları her okuduğumda hatırlayayım aynı şekilde yaşananları.

Okuma nezaketi gösteren herkese sonsuz teşekkürler.

Hepinizi seviyorum.

karıştır karıştır :) altın gümüş mevzuu…

bir süredir kafayı taktığım. etrafımdaki tüm arkadaşlarımın uzun süredir başının etini yediğim bir mevzuyu burada sizlerle paylaşıp bir parçada sizin başınızın etini yemek istiyorum. ayrıca kafasında soru işareti olanlar varsa onları da bir parça cesaretlendirmek adına bu yazıyı yazıyorum.
efenim “nedir bu uzun girişin devamı? insanlığı kurtaracak bir buluşmu yaptı? amanın çok heyecanlandık.” dediğinizi duyar gibiyim. duymasamda öyle düşündüğünüzü ummak hoşuma gidiyor eheheh :)
neyse konuya gelelim. daha geçen yıla kadar insanların altın rengi saatlere, takılara biraz demode biraz Kezban baktıklarını ama daha sonra moda çılgınlığının bu rengi tekrar popüler kıldığını insanların gözü alıştıkça kullanmaya başladıklarını malum hepiniz görmüşsünüzdür ve de hala görüyorsunuzdur. benim şuanki düşüncem altın olayına alışan bünyelerin bir level daha yukarı giderek altın ve gümüşü aynı anda kullanmaları üzerine. bunu uzun zamandır dile getiriyorum bakın moda olacak varsa elinizin altında altın gümüş bileklik ve yüzükleriniz beraber de kullanın. korkmayın. korkmayayım derken katliamda yapmayın elbette bi estetik bişi olsun:) ben kullanıyorum bu ikiliyi, çok eğlenceli. hadi biraz cesaret :)

Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (6)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (10)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (11)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (9)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (8)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (7)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (5)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (2)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (4)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (3)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (1)

Because I’m happy

Tüm sıkıntı strese, havadaki insanın içini darlayan, ruhunu sıkan, göğüs kafesine öküz oturmuş hissi veren basıklığa rağmen, biraz keyif, biraz gülümseme, geçici bile olsa bir parça keyif istiyorsanız bu parçayı şiddetle tavsiye ediyorum. hatta benim gibi abartmak isteyenler için 1 saatlik bir video buldum. sadece bu parça arka arkaya 1 saat boyunca çalıyor.

hangiiii parçaaa diyenleri duyuyor ve arttırıyorum :) Pharrell Williams – Happy

sizi bu parçayla oyalarken ben yeni yazımı yazmaya devam edeyim :)

herkese kocaman öpücükler takipte kalın ballar muah…

Blogger Bazaar5 dosyası….

Tüm yorucu koşturmacanın, seçim hengamesinin ardından ancak fırsat bulabildiğim blogger bazaar5  yazımı sonunda bugün yazabiliyorum. evet kabul ediyorum biraz fazla rötarlı oldu ama olsun önemli olan niyet malumunuz :)

daha önceki yazımda da anlatmış olduğum gibi blogger bazaar, blog yazarlarının kendi tasarımlarını ya da ikinci el ürünlerini insanların beğenisine sundukları ayrıca takipçileri ile arada monitörler, telefon ekranları olmadan kanlı canlı bir araya gelebildikleri bir etkinlik idi. Bunun dışında blog yazarlarının veya tasarımcıların birbirleri ile tanışıp networklerini genişlettikleri bir etkinlik olduğunu da orada deneyimlemek sureti ile öğrenmiş oldum.

Bu etkinlik sayesinde (standımdan ayrılmaya fırsat bulup, attığım minik turlarda) gözüme kestirip aldığım ürünlerin yanı sıra, güzel arkadaşlıkların temellerinin de atıldığına inanıyorum :)

Hadi bir parça fotoğraflar konuşsun:)

Öncelikle kendi standım olan Paw by Nes standını sizinle paylaşmak isterim :) Takip edenler zaten biliyorlar ama bilmeyenler için kısaca özetleyeyim; yaklaşık 2 yıldır “Paw by Nes” adı altında kendi yaptığım bileklik ve kolyeleri sizlerin beğenisine sunuyorum. Yani bu blog yazıları boşu boşuna geç yazılmıyor yoğunum gördüğünüz üzre :)) (eheheh bu şekilde kendimi aklamayı da başardığımı sanıyorum :p) Blogger bazaar5 için hazırladığım ürünlerimi sergilediğim standımın görsellerini aşağıda görebilirsiniz :) Daha detaylı incelemek isteyenler için facebook ve instagram hesaplarıma linkleri tıklayarak ulaşabilirsiniz :)

blog5_1

Standımda beni ziyaret eden misafirlerimi lolishop tan aldığım şekerlerle ağırladım. Lolishop un online satış sitesinde pati şeklindeki şekerleri görünce hemen sipariş verip kendi logomun olduğu minik poşetlere koydum ve aşağıdaki iştah açıcı görüntüyle karşılaştım :D Bu arada çok lezzetli şekerleri olduğunu bir kere daha buradan kendilerine iletmek isterim :) ellerinize sağlık efem :)

blog5_2

Neyse şekerlerden bir parça kopup standımda mutlu ben’i sizlere sunmaktan grur duyarım :)) Fotoğraflarda da görüldüğü üzre pek bir keyifli pek bir mutluyum. mebus karısı gibi pek bir havalıyım :p

blog5_3

Aşağıda görecekleriniz de attığım hızlı turlarda gözüme çarpan cicili biçili stantlardan bir minik küple :)

blog_sil3

blog_2

Ve o günkü koşturmaca ve öncesinde sağ kolum görevini üstlenen BANG‘in A’sı VegaPhotoArt‘ın ortağı sevgili Aylin’i aşağıdaki karede görebilirsiniz :) Anneciğimin el emeği göz nuru hazırlamış olduğu bereleri de o gün standımda yerini aldı. Bu sene çok fazla kış yaşamadık ama gelecek sene bu cicili bicili rengarenk berelerle pawbynes.com da oldukça fazla karşılaşacaksınız :D

blog_sil6

ve etkinliğin bence en güzel yanlarından biri inanılmaz özel fiyatlara alabildiğiniz ürünler. Ben de blogger bazaar 5 den gardrobuma giren ürünleri sizlerle paylaşayım istedim. ilk sırada dikiyorum.com un güzel yazarı dünya tatlısı hatunum asuman ergun’un sanki beni düşünerek dikmiş olduğu eteği. çok güzel bir jest yapıp bana fuar sonunda bu dünyalar güzeli eteği armağan etti. şuan tekrar bir etkinlik olsa da gidip standını talan etsem peşindeyim çünkü tam bana göre dikiyor:D ellerine sağlıııkkk canımmm :)))
ikinci olarak ta denizertürk ten aldığım ve ayıla bayıla keyifle giydiğim kot pantolonum.

blog_sil4

ve son olarak etkinliğin sonunda çekilen tüm katılımcı bloggerların yer aldığı fotoğrafı da paylaşmazsam olmaz. hepsine buradan kocaman öpücükler ayrıca bu güzel etkinlik için vesta event, selin ve gözdeye çok teşekkürler. emeğinize sağlık. bir sonrakinde görüşmek dileği ile…

blog_sil

23 Mart’ta ‎#bloggerbazaar5 var. kesin bilgi. yayalım :)

Duyduk duymadık demeyin. Duyanlar duymayanlara duyursunlar.  23 Mart 2014 Pazar günü saat 11:00-18:00 arasında Lütfi Kırdar kongre merkezinde #‎bloggerbazaar5 etkinliği var ve Deli Kızın Çeyizi’de kendi markası olan Paw by Nes bileklik ve kolyeleri ile orada olacak.

Nedir efenim bu bloggerbazaar diyenleri duyuyor ve arttırıyorum. efenim bloggerbazaar birçok blogger’ın bir araya geldiği, hem kendilerini takip eden sevgili takipçileri ile tanıştıkları, hem ürettikleri bir ürün var ise çok özel fiyatlar ile bu ürünleri takipçilerine sundukları ya da birbirinden güzel kombinlerinde kullandıkları ürünlerini satışa çıkardıkları bir etkinlik. Özetle bir sürü bıcır bıcır yazan kadın erkek bir araya gelip sizlerle tanışmak hoşça vakit geçirmek sohbet muhabbet etmek için orada olacaklar.  bence gelin. ben olsam kesin giderdim. zaten gidiyorum o ayrı ama gelin yani valla çok eğlenicez  :)

bu arada #‎bloggerbazaar5 ‘da sizlerin beğenisine sunacağım Paw by Nes bileklik ve kolyelerle ilgili harıl harıl bir çalışma içerisinde olduğum için daha uzun tutmak istediğim halde bu yazıyı kısa tutmak durumundayım. Detayları zaten orada yüz yüze konuşuruz lakin etkinliğe ait ekstra bilgi için bu linki tıklamanız yeterli.

herkes den minik bir ricam olacak mümkünse duyan duymayana duyursun :)

hepinize kocaman kocaman öpücükler.

AFİŞ-3-RGB

 

Oversized kaban dedikleri…

Malum havalar bir sıcak bir soğuk dolayısı ile kafalar oldukça karışık. Kimine göre bu sene kış gelmeyecek, kimine göre ise “Mart kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıracak” açıkçası ben Mart ayında bir parça soğuk havaya maruz kalacağımızı ama çok büyük bir soğukla karşılaşmayacağımızı düşünenlerdenim bunun dışında keşke bir miktar yağmur yağsa demekten de kendimi alamıyorum.

Neyse yeterince uzattımsa şayet konuya girebilirim. Konu derken aslında uzun zamandır soğuk havalar için oversized kabanları mercek altına almak istiyordum lakin hava durumu stabil olmadığından ha bu gün ha yarın derken bir türlü yazıyı yazamamıştım fakat artık yapacak bir şey yok havalar ısınsa da bu yazı yazılacak :)

Efenim “nedir bu oversized montlar kabanlar?” diyenler için şöyle özetleyebilirim; bir kaban düşünün üzerinizde 1-2 beden büyükmüş gibi görünen, eskilerin deyimi ile “komşudan ödünç alınmış gibi” ya da ”anne montuymuş gibi” duran, doğru taşıyan kimseleri karizmadan öldüren, afet-i devrana çeviren her tür havalı sıfatı isminin başına ekletebilen, yanlış taşıyanları ise maymuna çevirebilen… Özetle insanı rezilde edebilen vezirde edebilen:D

Efenim malumunuz atgillerden olduğum için, içinde mini minnacık çıtı pıtı görünebildiğim kıyafetlerin moda olması, kendimi -her nekadar olmasam da- narin hissetmemi sağladığından, şahsen bu mont ve kabanların öne çıkmasını canı gönülden destekleyenlerdenim :D Bir çok marka 2013-2014 kış koleksiyonlarına yeni yeni oversized kabanları dahil ettiği için mutluyum özetle :) Lakin diğer yandan da enteresan bir biçimde sanki oversized kabanlar aynı zamanda vintage olmalıymış gibi bir düşünce de mevcut bende, sanki olayın güzelliği büyüsü işin içine vintage girdiğinde daha bir artıyormuş gibi :) neyse bu kadar gevezelik yeter hadi biraz da fotoğraflar konuşsun :D öperim hepinizi…

Oversized1

Oversized2

Oversized3

Oversized4

Oversized

Oversized5

Oversized8

Oversized9

Oversized7

Oversized10

Oversized6