Amsterdam güncesi vol1.

Bu sene leylek gördüğümü anımsamıyorum ama sanırım ağzım açık havalara bakınırken bir şekilde gözümün önünden geçtiler çünkü bir sürü seyahatin ortasında buluverdim kendimi bu yaz. Elbette bu durumun bir diğer nedeni biletleri kışın toparlayıp yaz tatillerini önceden organize etmemde olabilir ama ben leylek hikayelerini her zaman daha çok sevmişimdir :) Misal beni dünyaya leylekler getirdi (annemle babam duymasın) :)

Neyse gelelim her seferinde ayrı sevdiğim Amsterdam’a ve bu seneki seyahat notlarıma. (geçen sene tembelliğim yüzünden yazmadığım yazıyı telafi etmek için uzun uzadıya iki parça olarak yazayım diyorum  :D bittiniz :D)

Öncelikle şunu belirteyimki bence Amsterdam için internet vs paketi almanıza gerek yok:). Çünkü girdiğiniz tüm müzelerde ve kafelerde ücretsiz wifi mevcut. Müzelerde genelde wifi şifresiz oluyor. Kafe’lerde de wifi varmı dediğiniz anda hemen şifreyi veriyorlar:) Yurtdışı görüşmelerine dahi kapalı olabilir hattınız herkesle whatsapp ile iletişim kurabilirsiniz :)

İkinci olarak sadece bu tatile özel olmayan naçizane bir tavsiyem var sizlere o da offline bir map indirmeniz. Ben Ulmon diye bir map buldum. Bir yerden bir yere giderken konum servislerinden yerinizi gösteriyor, aradığınız adrese ulaşımınızı sağlıyor özetle isteseniz de şehirde kaybolamıyorsunuz:) Bu arada aklınızda olsun Ulmon’da gitmek istediğiniz yerleri tatile çıkmadan sakin kafa ile işaretler ve kaydederseniz orada çok rahat edersiniz. Ben buradayken kaydedip yıldızlamıştım gideceğim yerleri orada çok çok rahat ettim. Haritamı açıp nokta atışı ile gideceğim yerlerin yollarına düştüm :)

Bu arada bisiklet kiralamakla ilgili fikrinizi bilmiyorum ama biz tüm şehri yürüyerek dolaştık, dümdüz olduğu için gayet yürünebilir bir şehir. Bisiklet kiralamaz ve bizim gibi yürüyerek veya tramvay kullanarak gezmek isterseniz kesinlikle 48 saatlik tramvay biletlerinden alın, fiyatı 12 euro olan bu bileti aldığınızda 48 saat boyunca tüm tramvay hatlarına istediğiniz kadar indi bindi yapabiliyorsunuz. Bileti tramvay içinde şöförden ya da ortada kabinde orturan görevliden alıyorsunuz. Direk binip bana bilet ver babacım demeniz yeterli, dışarılarda bilet arayıp zaman kaybetmeyin :D

Gelelim nerelere gitmeli kısmına : Bu aslında biraz kişisel zevke bağlı bir durum kimisi sokaklarda dolaşmayı sever kimisi restoranlarda yemek yemeyi kimiside herşeyi boşverir müzeleri gezer vs vs. Ben biraz ortaya karışık yaptım bu sefer :D Siz içlerinden beğendiklerinizi ilginizi çekenleri deneyebilirsiniz :)

Malumunuz Amsterdam denince akla bir çok şey (!) geliyor ama biz kanaldan başlayalım :) Kanal turu olayı oldukça keyifli oluyor bir tura dahil olup şöyle uzun uzadıya kanalda takılabilirsiniz. Turlar genelde Central Station olarak bilinen şehir merkezinden başlıyor. Burada Gray Line diye bir gemide Türkçe anlatımlı kanal turu mevcut, yok bana Türkçe-İngilizce farketmiyor gelişine vurucam derseniz oradaki hatlardan herhangi birine binebilirsiniz. Ha bu arada yok ben kanal turu için ölmüyorum paramı oraya harcamak istemiyorum diyenlerden iseniz, ücretsiz kanal turu alternatifi olarak Heineken Experience’e gitmenizi tavsiye ederim (Buradaki beleş kanal turu detaylarını aşağıda ayrıca vereceğim:D).
DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (10)

DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (14)
Tıngır mıngır kanal turu yanında gidilebilecek yerlerin başında benim için müzeler var ki ben Rijks ve Vangogh müzelerini şiddetle tavsiye ederim. Rijks çok büyük yani en az 3 saatinizi gözden çıkarmalısınız hatta belki daha fazlasını. Birde kesinlikle girerken müzenin iç planını gösteren krokiden alın içerideki danışma masasından çünkü çok büyük olduğu için o haritadan takip etmezseniz yarısını gezip bitti diye çıkabilirsiniz :D Şahsen ben bir önceki sefer bazı salonlara girmemişim:) Bu sefer köşe bucak gezdim.
DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (2)
Bu arada bu Rijks müzesine gittiğinizde bu kütüphaneyi görmenizi tavsiye ederim. Müzenin içinden özel bir balkon ile kütüphaneyi ve içerisinde sessiz sakin kitaplara gömülmüş çalışan insanları görebiliyorsunuz. Neden bilmem ben her seferinde bu kütüphaneye bakarken kendimi Harry Potter filmlerinde gibi hissediyorum :)
DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (9)
Müzelerde bir de şöyle bir tavsiyem olacak eğer mümkünse önceden bilet almanız iyi olur. Zaman kazanırsınız zira kapıda çok kuyruk oluyor. Ama önceden alamazsanızda bu iki müzenin olduğu müze meydanı olarak bilinen bi yer var orada hediyelik eşyada satan müzeye ait bir bilet satış noktası var. Hem Rijks hem de Van Gogh için oradan bilet alabilirsiniz.
DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (8)
Bir de aklınızda olsun gezi sıralaması yaparken Rijks’in 17:00′da kapandığını hesaba katarak hareket edin. Biz aynı anda iki yerede bilet aldık Rijks 17:00′da kapanacağı için önce ona gittik ardından Van Gogh’a gittik (22:00′ye kadar açıktı) bu bilgi aklınızın bir kenarında bulunsun orada gişe görevlisine zaren güncel durumu sorarsızınız :) Bu arada Rijks ile ilgili güzel bir bilgi; içeride fotoğraf çekmek serbest elbette eserlerin gözüne gözüne flashları patlatmadan :D

Neyse bol bol fotoğraf çekinebileceğiniz yerlerden biri olan Madame Tussauds Müzesi ile yazımıza devam edelim :) Daha önce gitmemiştim ve bu sefer merakımdan gittim. Evet ünlülerin bal mumları ile fotolar falan keyifli ama yani aşırı beklenti ile gitmeyin. Yaklaşık yarım saatte bitiyor :D Açıkcası ben biraz boşuna para vermiş gibi hissettim kendimi :D Özel merakınız yoksa ya da vaktiniz olmazsa kaçırdım diye üzülmeyeceğiniz bir yer emin olun :) Ha gidersenizde tadını çıkarın :) DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (6)

Bu arada çok bayılmadım desem de Van Gogh’un benim babam olduğunu ispat eden aşağıdaki fotoğrafı çekinmeden ve de Einstein’a ”seviyorsan git konuş panpa” tavsiyesinde bulunmadanda mekandan çıkmadım:)DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (7)

Eveet soyağacımıda sizinle paylaşıp rahatladığıma göre Heineken Experience’den bahsedebilirim sizlere :) Bildiğin Heineken bira fabrikasını müze tadında geziyorsunuz. Heineken birasının tarihini hem bilgilendirici hem de eğlenceli biçimde anlatıyorlar. Bol bol eğlenceli aktiviteleri var ayrıca bira seviyorsanız bira yapımı ilginizi çekecektir bir de elbette orada ikram edilen biraları içmekte ayrı bir keyif :) Özellikle 10 dk’lık sinema gösterimi ile biranın yapım aşamalarını anlattıkları bir etkinlik var ki cidden keyifli :) (bir bira şişesi içerisindeymişsin gibi seni sallaya sallaya video izletiyorlar :D)

Müzeden çıkmadan önce size ikram edilen 1-2 şişe birayı içebilir ya da onun yerine gidip bira dolumu sertifikası alabilirsiniz :) Oldukça yalandan bir sertifika ama baya baya şirin bişey :)  Barın arkasına geçip bir barmenin verdiği bilgi ve kısa eğitim sonrasında bira doldurmayı öğrenip doğru doldurana kadar bir kaç deneme yapıyorsunuz :D

Ve yazının başında belirttiğim kanal turu olayı var. Şöyleki müze çıkışında kapının oralarda görevliler bilet dağıtıyorlar onlardan bilet alıp Heineken’in özel kanal aracına biniyorsunuz. Sonrasında Heineken’in şehrin başka bir yerinde olan hediyelik eşya dükkanına 10 dk lık bir kanal turu ile ulaşmış oluyorsun. Özetle kanal turuna para vermem ben diyenler için alternatif kanal turu ehehehe :)

Daha yazacaklarım elbette bitmedi ama hepsini tek bir posta sığdıramadım:) Siz bu yazdıklarımı okurken ben çoook ama çoook uzaklarda olmayacağım elbette :) ikinci bir post yazmaya başlayıp bu yazıya sığdıramadığım kısımları anlatıp Amsterdam tatiline ait notlarımı bitireceğim:) Herkese iyi okumalar. İkinci yazıda eli kulağında bugün yarın karşınızda olur :)

 

Büyümeyen çocuklara…

Bazı çocuklar büyümedikleri gibi bazı büyüklerde her buldukları fırsatta çocuk olma eğilimindedirler bilirsiniz :D Bu bahsi geçen büyükler aslen büyümemek için direnen ama sonra büyümek zorunda kalıp her bulduğu fırsatta çocuk olmaya çalışan insanlar topluluğudur :D İşte ben tam olarak bu gruba dahilim sanıyorum :D Ne zaman eğlenceli birşeylerle karşılaşsam kendim koşa koşa gitmeye çalıştığım gibi çevremdeki insanlarıda sürükleme çabası içerisine giriyorum :D

Son maceram (ki ben geçen sene yeğenimle gitmiştim ama kendi yaş grubumu sürükleyememiştim) İstanbul Oyuncak Müzesine arkadaşlarımı götürmek idi :D Efenim malum daha önce gittiğim için ortamı biliyor olmanın avantajı ile bildiğiniz ”mebus karısı gibi, havalı havalı“ dolaştım müzeyi :) (ah güzel Türk film repliklerim yaaa)

Neyse yeterince cıvıdımsa biraz ciddi ciddi anlatmaya başlayayım.  Bence “İstanbul Oyuncak Müzesi“ ismi itibari ile çocukların çok ilgisini çeken fakat yetişkinlerin de görmesi gereken yerlerden bir tanesi. Br kere atmosferi kendinizi zaman tünelinde gibi hissetmenize sebep oluyor. Çocukken oynadığınız, bir yerlerde gördüğünüz oyuncaklarla karşılaşıyorsunuz. Sevdiğiniz koleksiyon oyuncaklarını görüyorsunuz. Hepsinin yanı sıra yıllara göre hangi ülkenin çocukları hangi tür oyuncaklarla oynayarak büyümüş bunu görüyor ve diyorsunuz ki “evet arkadaş, bu adamlar biz plastik arabalarla oynarken uzay gemileri ile oynayan çocuklarmış. Elbette Mars’a önce onlar gidecekler:D
Bunlarla da bitmiyor kazanımlarınız, mesela bir çok özel parça oyuncağın hikayesini öğreniyorsunuz. Özetle; bir masalın içinde dolaşarak tarihi öğreniyosunuz.

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (2)

İlk fotoğraftanda anlaşılacağı gibi kendinizi çocuk hissedebilmeniz için müze  girişine dev zürafalar kurşun askerler vs ler konmuş. Burdan bi gazı alıyorsunuz zaten :D Sonra tutabilene aşkolsun :)
DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (11)

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (1)

Bunlar favorilerimden bazıları. Üzülerek belirtmek istiyorumki ilk bebekten nefret ediyorum ne zaman görsem aklıma Chucky geliyor :D İkinci bebek dünyanın en sevimli oyuncaklarından biri benim gözümde, üçüncüsü ise dünyanın en gerzek ama bir o kadarda tatlı oyuncağı olabilir kanımca:)

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (3)Buyrunuz bunlar 1960-70 yıllarına ait Türk bebelerinin oynadığı oyuncaklar. Sanıyorum plastik oyuncaklarımızla doğaya ciddi zararlar verdiğimiz yıllarmış o yıllar….

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (5)Burada da Amerikan bebelerinin oyuncaklarını görüyorsunuz :D Sağdaki ayakkabılar “Ay Ayakkabısı” olarak geçiyor :D Nasıl bayıldım varya şuan olsa gider alırım o derece :D
DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (6) ”Efem bu da uzaya çıkan ilk Türk“ değil ilk “Türk Bayrağı“. Hikayesi yanında yazıyor lütfen vakti olanlar uzun uzun okusunlar…

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (9)
Bu fotoğraftaki siyah ayıcıkları görünce başta çirkin ve anlamsız bulmuştum. Daha sonra yanlarındaki açıklamayı okuduğumda fikrim tamamen değişti. Hikayesi kısaca şu; Bu siyah ayıcıklar Titanik faciası olduğunda kazada ölenlerin anısına dev geminin batış tarhi olan 1912 adet üretilmiş özel bir seri imiş.  Bazen farkında olmadan ne kadar ön yargılı olabiliyoruz değilmi?
Bu arada savaş sonrası Almanyasına ait oyuncak figürleri olan odayı gezmenizide şiddetle tavsiye ederim. Oradaki maketleri incelerken fonda çalan Schindler’s List Soundtrack’ı ile gerçekten çok başka bir duygu seline kapılacaksınız.

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (4)veeee oyuncak müzesinin cafe’sinden sonraki en tatlı en bal mekanlarından biri :D oraya giden herkese “kesinlikle tuvaletede gidin” deme sebebim olan koridor :D Tuvalet ihtiyacınız olmasada Denizaltı şeklinde tasarlanmış koridoru görmek için gidin muhakkak :D Ya delice gelebilir ama aşırı güzel aşırı akıllıca hazırlanmış. Sonuçta düz bir koridor yapıp iki farklı rengede boyanıp kotarılabilecekken gerçekten özenilmiş emek harcanmış. Emeğe saygımdan tuvalete giremiyorum ama olsun :D

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (10) ve son olarak çıkışta kapıp götürmeye çalıştığım kurşun askerim ve bu gezide bana eşlik eden güzel insanlarla bir fotoğrafta paylaşmadan olmazdı :D

Bu arada sabah erkenden kalkıp uçağa yetişmem gerekiyor ve ben gecenin bir yarısı acele acele yazıyorum yazımı o yüzden imla hatalarım falan varsa affedin diyor ve kahkahayı basıyorum :D İmla hataları bizde atasporu düzeltemedim gitti biliyorsunuz ama idare edin:)))  lakin fotolar vs ler eksik gedikler varsa bir hafta sonra döndüğümde hepsini tekrar gözden geçiririm söz:)

Unutmadan ulaşımı çok kolay, minibüs caddesin üzerindeki Göztepe benzinliğe yürüme mesafesinde, ayrıca herkes gidebilsin diye giriş ücreti yetişkinlere 10 tl idi sanıyorum.
Özetle Sunay Akın’a buradan ne kadar teşekkür etsek azdır inanın çok ciddi bir emek ve özen var orada o yüzden çok seviyorum ve evet sizlerde gidin görün istiyorum. Tek gitmek istemeyen haber versin ben yine giderim :)

Herkese en kocamanından öpücükler hadi kaçtım ben :)))

 

 

göze geldim :)

Bir kadının gardrobunda bazı parçalar vardır ki hayat kurtaran cinsten, olmazsa olmazlardan… Bakınız siyah bir elbise, topuklu bir ayakkabı, beyaz gömlek vs vs bu sıra böyle uzar da uzar. Saydıklarıma ek olarak benim listemde dışarı çıkarken hızlıca yanıma alabileceğim clutch çantalar yer alıyorlar.
Eh clutch çanta sevince bir de üstüne üstlük sezonun trend parçaları arasında clutch lar yerini almaya başlamışsa o noktada bir şeyler yapılmalı düşüncesine bürünüveriyor insan :)
Benim gibi clutch sever arkadaşım Asuman’la bu işe bir el atalım dedik. Tamamen kendi zevkimizi yansıtan ürünleri malzemeleri bir araya getirip, bir kısmı cicili bicili bir kısmı ise oldukça cool sayılabilecek bir clutch serisi hazırladık. Kendi ruhumuzu, çizgimizi yansıtan modeller yaratmaya çalıştığımız içinde bu kolksiyona “Line” adını vermeyi uygun bulduk :) Elbette böyle bir koleksiyon hazırlarken insan kendisi içinde birşeyler yapmadan duramıyor :) Neredeyse modellerin herbirine ayrı ayrı sulanmamıza rağmen insaflı davranarak ilk etapta sadece 2-3 er tanesine el koyduk  :D Diğerlerini ise paketleyerek yeni sahiplerine hazır hale getirdik :) Sınırlı sayıdaki ürünlere ulaşmak isteyenler bu linki tıklayabilirler. Diğerleri yazıyı okumaya devam edebilirler :)

Yukarıda kendimize birer tane seçtik dediğim modeller içerisinde benim ilk tercihim elbette göz çanta oldu. O kadar çok sevdim ki, kendisiyle aşk dolu bir haftasonu geçirdik resmen :D Bu aşk dolu saatlere inanmayanlar aşağıdaki fotoğraflarda aramızdaki elektriği açıkca görebilirler kanımca :)

Not : Gerçekten nazara inanıyorum:)  (evet batıl inançları olan bir kadınım :D). Cuma çantalar yayınlanmaya başladı ve ben Cumartesi akşamı durduk yere telefonumu elimden düşürüp ekranını kırdım. Hayır hayır ben dikkatsiz değilim (:p) nazar diye bişi var arkadaşlar ondan oldu:) bilimsel bi gerçek bu :p kesin bilgi yayalım :p

of yine şımarmasam olmazdı:) yine bol şakalar içeren (yeeeeteeer dediğinizi duymazdan geliyorum :D) bir yazının daha üzülerek sonuna gelmiş bulunuyorum ve diyorum ki nazar attım, göze geldim madem, o zaman göz çantamı yanımdan ayırmam ben artık :D

sabrınıza kocaman teşekkürlerimi bir borç bilir her birinizi ayrı ayrı öperim :D

DeliKızınCeyizi-EyeBag (4)

DeliKızınCeyizi-EyeBag (3)

DeliKızınCeyizi-EyeBag (1)

 Çanta : Paw by Nes “Line” koleksiyonu / Mont : Network / Kazak : HM / Ayakkabı : Neslihan Canpolat

 

Bağğzı kupalar pek güzel :)

Yine günlerden bir gün çıktım dolaşıyorum Mudo‘ya girivereyim dedim. Demez olaydım :D Amaney bir kupalar gördüm arkadaşlar aklım yerinden oynadı. Nasıl güzel renkler, nasıl keyifli desenler anlatamam. Hatta anlatamayacağımı bildiğim için tek tek hepsinin fotoğrafını çektim :D Ev kupa kaynadığı için pis boğazlık yapmamayı başarıp almadım ama aklımda kalmadı değil hani :D

Bu arada tanıdıklarım bu yazıyı okuyup bana şirinlik yapacaklar, sonrada ev bu kupalarla dolup taşacak diye de korkmuyor değilim. Yapmayın :)

DeliKizinCeyizi_MudoKupa (2)
DeliKizinCeyizi_MudoKupa (4)
DeliKizinCeyizi_MudoKupa (3)
DeliKizinCeyizi_MudoKupa (1)

Bu arada merak edenler için ojem Rimmel – 613 Midnight Rendezvous

Acil olarak havaların ısınmasını talep ediyorum:) Crop top’um geldi.

Bu sene çok güzel bir sene olacak çünkü gözümüzü gönlümüzü açan ürünler görüyorum heryerde. Son keşfim ise el örgüsü bluzlar, büstiyerler. Biraz çiçek çocuklar tadında, hafif retro kokan, bir o kadarda çekici ürünler. Buram buram yaz esintisi, festival havası falan filan.
El örgüsü croptop’larla (ay şuna büstiyer desene be kadın diyenleri duyar gibiyim eheheh) kafayı bozmama sebep olan marka  YadeHandMade ile tanıştırmak isterim sizleri :) Gerçekten yaza yakışır renkler ve modellerle insanın önce aklını alıyor sonra içini ısıtıyor :)

Neyse daha yazacak çok şey var lakin yazmaktan ziyade görselleri sizlerle paylaşmayı tercih ediyorum.

Fotoğrafları incelerken bu bluzların dediğim kadar güzel olduklarını sizde göreceksiniz. Gözünüzün gönlünüzün açılacağını garanti ederim. :)

DeliKizinCeyizi_CropTop (4)

DeliKizinCeyizi_CropTop (5)

DeliKizinCeyizi_CropTop (6)

Gelelim farklı kombinlerle bu üstleri nasıl kullanabileceğimize.  Bunlar benim internette görüp çok çok sevdiğim kombinler. Elbette oluşturacağınız kombinler sizin kişisel zevkiniz ve hayal gücünüzle sınırlı benim paylaştıklarım sadece fikir vermek amaçlı :)

DeliKizinCeyizi_CropTop (2)

DeliKizinCeyizi_CropTop (3)

Yukarıdaki ikilinin dekolte kısmı tam olarak favorilerimden. Ayrıca gece mavisi renk olarak akıllara zarar güzellikte…

DeliKizinCeyizi_CropTop (8)

DeliKizinCeyizi_CropTop (9)

Yukarıda özellikle ortadaki model ayrı bir güzel geldi bana, “çok güzeller ama ben bunu günlük kullanamam” diyenler için tavsiye: deniz kenarında bikini üstü olarak da gayet başarılılar bana kalırsa. Gördüğünüz gibi ben her türlü kullanımına bayılıyorum bu bluzların:)

DeliKizinCeyizi_CropTop (1)

DeliKizinCeyizi_CropTop (10)

DeliKizinCeyizi_CropTop (7)

Ne dersiniz gerçekten güzeller değil mi?

 

SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem:p

Takip edenler bilirler vestaevent‘in organize ettiği SunArt etkinliğinin 3. sü geçtiğimiz Pazar gerçekleşti. Yorucu ve koşturmaca dolu hazırlık süreci sonrasında 22 Mart Pazar günü Galata GaleriBu‘da gerçekleşen etkinlikte Paw by Nes standımı kurmuş ve insanlara tüm yorgunluğumu unutup gülücükler dağıtmaya başlamıştım bile :D

Bu tarz etkinliklerin benim için en ama en güzel yönü ürünlerimi takip eden insanlarla tanışma ve yüzyüze sohbet etme fırsatı bulabilmem. O kadar keyif alıyorumki standıma gelip “ben sizi sosyal medyada takip ediyorummmm…” diye başlayan cümleler duymaktan,  kalkıp sarılasım geliyor karşımdakine, çok tatlısınız, valla bak :)
DeliKizinCeyizi_SunArt (2)

DeliKizinCeyizi_SunArt (6)

Halen sosyal medyada takip etmeyenler ve “aaa bende takip etsem” diyenler için facebook, instagram ve twitter hesaplarının hepsi pawbynes :D görüldüğü gibi çok pratik :D

DeliKizinCeyizi_SunArt (8)

Elbette sadece takipçilerle tanışmakla kalmıyor yeni yeni arkadaşlar edinme şansına sahip olmamı bir sürü işinden keyif alan yeni tasarımcı ya da blogger ile tanışmamı sağlıyor böyle organizasyonlar.  Örneğin keyifle takip ettiğim  sevgili Duygu Şenyürek’le tanışma ve de kaynaşma şansım oldu SunArt etkinliği sayesinde :)

Tüm bunların yanında belirtmeden geçemeyeceğim bir şey var  o da vestaevent kurucuları Gözde ve Selin‘in güler yüzü için bile SunArt’a  katılır insan :)

DeliKizinCeyizi_SunArt (5)
DeliKizinCeyizi_SunArt (4)

Şimdi gelelim diğer bir önemli noktaya :D hep önemlidir zaten bilirsiniz :D ama bu çok önemli :p
neyse şaka bir yana ben normalde sütsüz şekersiz acı filtre kahve ve türevlerini içen bir insan olarak Pazar günü kazayla elime geçen MOCİstanbul‘un Cappucinosunu denemiş bulundum. Size şöyle özetlemek isterim lezzeti; Bütün gün sürekli Cappucino içtim :) öyle lezzetliydi :D Anadolu yakasında şöyle evime yakın bir yerlerde bir şubeleri olsa idi keşke diye içimden geçirdim hatta dayanamadım şuan buraya da yazıyorum kayıt altına almış olmak için :D Noluuurrr buralarada geliiiiiiinnnn :)
DeliKizinCeyizi_SunArt (3)
Son olarak bu ikiliye dikkat :D Beni zaten biliyorsunuz iricene olan :D ve yanımdaki de dikiyorum.com ‘un becerikli elleri Asuman :D Çok yakında bu ikiliden çok keyifli sürpriz bir koleksiyon geliyor :D Sürprizi bozmamak için detayları şuan veremiyorum ama kesinlikle takipte kalmanızı tavsiye ederim :D
DeliKizinCeyizi_SunArt (1)

Bu kadar gevezelikten sonra artık bende dinlenmeyi ve eğlenmeyi hakettim diye düşünüyorum ve siz bu satırları okurken ben çooook uzaklarda olacağım geyikleri yapıp kendimi sokaklara atmak için hazırlanmaya gidiyorum :D Herkese kocaman öpücükler SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem :p (bu cıvıklığı yapmasam olmazdı ehhehe)
Keyifli haftasonları olsun muah muah…

yaz kapımızda değil kafamızda :)

yaz kapımıza dayandı “ooh oh yandan” falan tadında keyiflendiğimiz günlerin ortasında kış tur bindirdi resmen ve havalar yine buz oldu.

yine yeni yeniden soğuk“  lakin bu gidişe bir dur demek  için süper kahramanlara başvurmaya gerek yok, kendi çözümümüzü kendimiz ürettik geçen hafta. Işıl ışıl payetli pantolonlar, etekler, ayakkabılar giydik ortamı neşelendirelim yazın gönlü olsun yamacımıza gelsin dedik, yetmedi.  Şimdi daha vurucu bir darbe ile şansımızı deniyoruz. Saçlarımızı gökkuşağının renklerine boyuyoruz. Evet evet doğru duydunuz ”yaz kapımıza gelemese de kafalarımıza gelecek” böylece :D (Lanet olsun yine çok zekice bir çözüm ürettim :p)

şaka bir yana yıllardır kullandığım saç rengimi çok sevdiğim için herhangi bir renk katmak istemiyor olsamda ufak tefek değişikliklerle hayatına renk katmak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim bu rengarenk saç olayını. öyle çok abartmadan bir tutam saçınıza ya da saçınızın istediğiniz bir bölümüne farklı renkler uygulanıyor ve hem siz değişiklik ihtiyacınızı karşılamış oluyorsunuz hem de bizim gözümüz gönlümüz açılıyor. Özetle herkes kazanıyor :)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (2)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (3)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (4)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (5)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (1)

Düşünenler için instagramda ertan altun’un elinden çıkmış oldukça başarılı saçlar görüyorum ama bildiğiniz başka yerler varsa onlarıda paylaşırsanız yazıyı zenginleştirmiş olursunuz.

Herkese sevgiler…

 

 

 

Pantolonum şekil önümden çekil :p

Eveet madem havalar günlük güneşlik olmamak konusunda direniyor. Sürekli kafamızı karıştıran hamleler içersinde dolanıyor  o zaman bizde kendi ışıltımızı kendimiz yaratırız :D Bir arkadaşımın küresel ısınma konusunda yaptığı derin çözüm önerisi geldi aklıma birden “herkes buzdolabını 3 dakika açık bıraksa ortalıkta küresel ısınma falan kalmaz serinleriz” demişti :) Elbetteki tamamen dalga geçmek için önerdiği bu yol, havaların güllük gülistanlık olması için çözüm üretmem konusunda bana ışık tutmuş oldu :D Düşünsenize her birimiz  payetli ışıltılı bir pantolon geçirsek üzerimize ortalık alev alır ışıldamaktan :p

Neyse gelelim konumuza. Arkadaşlar eskiden demode ya da rüküş dediğimiz ne varsa son yıllarda gümbür gümbür hayatımıza girmekte.  Takip edenler bilirler daha önce altın rengi saatler ile ilgili yazımda bunu dile getirmiştim. Şimdi ise aynı şeyi payetli ürünler için söylüyorum. Özellikle payetli pantolonlar son dönem o kadar gözüme çarpar olduki çok sürmez bir tane edinir giyerim gibi geliyor. O da olmaz ise payetli pullu başka başka aksesuarlar ile nefsimi köreltirim kanımca :D (bu arada benden duymuş olmayın ama Paw by Nes ‘de ileriki günlerde bu konuda bir takım süprizler ile karşılaşabilirsiniz:D)

DeliKizinCeyizi_Payet (9)

Girşimizi yaptığımıza göre “bu arkadaşları nasıl giymek gerekir” gibi daha detay konulara geçebiliriz  :)
Payetli pantolonlar topuklular ile klasik ve hoş bir görünüm yaratan parçalar olmakla beraber ben kesinlikle converse tarzı daha salaş bir ayakkabı ile daha günlük ve keyifli bir kullanım şeklinin olduğunu düşünüyorum.  Kendisi ışıl ışıl olduğu için sade parçalar ile bir araya geldiğinde kafa karıştırıcı bir iddia ve şıklık yakalamak mümkün gibi geliyor bana…

DeliKizinCeyizi_Payet (8)Delice bir not1 : Yukarıda özellikle açık yeşil kazak ile kullanılmış yeşil pantolonlu kombine bayıldım.

,

DeliKizinCeyizi_Payet (7)Delice bir not2 : Bu fotoğrafta ise özellikle bordo renkli Mybestfriends pantolon favorim oldu :)

DeliKizinCeyizi_Payet (5)

Payetli pantolon kombin örneklerinde en sevdiklerim arasında sayılabileceklerden biri elbetteki Nur Bilen Yavuzer ’in ki oluyor. Bana kalırsa kendisi birbiri ile uyumsuz gibi görünen parçaları bir araya getirip keyifli kombinler çıkarmak konusunda çok başarılı. Bu tarz parçaları öyle doğallık ve güvenle üzerinde taşıyor ki inanın kullandığı en uç parçalar bile gözüme güzel geliyor. Doğal olarak payetli pantolon kombinlerini de bu post uma eklemeden geçemedim.
DeliKizinCeyizi_Payet (3)

Of hale bakarmısınız yazdıkça yazasım geliyor :) Açıkçası sanal alemde dolaşırken o kadar hoş kombinler gördüm ki aralarında seçim yapamadığım için bol bol görsel eklemek istedim bu posta idare ediverin :)

DeliKizinCeyizi_Payet (2)

DeliKizinCeyizi_Payet (12)

Yorulanları da düşünerek oturur vaziyetli pozlar içeren kombinlerde paylaşayım son son :D

DeliKizinCeyizi_Payet (1)

Gördüğünüz gibi istemediğiniz kadar fazla kombini bir araya getirmek sureti ile bu yazımın sonuna gelmiş oluyorum.

Efenim yeni trendler çaktırmadan hayatımıza giriyorlar. Önce başkalarında göre göre gözümüz alışıyor sonra bir de bakıyoruz ki “ay biraz iddialımı ne” dediğimiz parçaları bizde kullanır olmuşuz. Açıkçası birşeyleri seviyorsak cesaret edip denemeliyiz bence ama her zamanki uyarımıda yapmakta fayda görüyorum; trend oldu diye zorlaya zorlaya da hayatımıza sokmamıza gerek yok, olmuyorsa zorlamayalım :p Hepimiz payetli pantolon giymek zorunda değiliz :D Yakıştırabileceksek, tarzımızla uyum içinde konuyu içimize sindirebileceksek ya da “bu nee beee” diyenlerin ağzının ortasına elimizin tersiyle vurmak yerine kulak tıkayabileceksek bu işlere girelim :D Sonra “vay efendim sen çok güzel parça dedin gaza geldik, senin yüzünden el fenerine döndük“ gibi eleştrileri kabul etmiyorum bilesiniz:)

Neyse şaka bir yana denemekten zarar gelmez arkadaşlar deneyin, bu dünyaya bir kere geliyoruz tadını çıkarın, mutlu olduğunuz şeyleri giyin takın takıştırın. Ayrıca bu yazıyı sabırla okuyup şu son cümleye kadar bayılmadan ulaşabilmiş herkesi ekstra öpüyorum. Onlara herşey yakışır zaten korkmasınlar :p Bebeklerim yeaa :) Hadi bu sefer gerçekten kaçtım ben sonraki yazıda görüşürüz :)

okumakla alakalı bişiler…

helöööööwww şekerleer ben geldim :)

ne çok olmuş yine değil mi?

eh artık alıştık sanıyorum. bir burdayım bir değilim:)

şu dönem o kadar çok şey ile uğraştımki yazı yazmaya fırsat bulamadım. aslında yazmaya kalksam her güne bir post bile çıkabilirdi. fırsatı kaçırdım sanırım. ama aklıma geldikçe yazarım ben yine yaptığım şeyleri üzülmeyin siz :)

efenim son dönem işlerim dışında vaktimi en fazla alan şey kitap okumak. tabiri caizse “kudurmuşçasına” okuyorum :) sanki ipimi kopardım :D Allah sonumu hayretsin diyorum :D
Bu yazımda bir önceki cümlede yaratmış olduğum beklentinin aksine okuduğum kitaplardan ziyade kitap okumak için kullandığım cihaz ve kitapları takip ettiğim sitelerden bahsetmek istiyorum. Yani yazının devamını bu beklentiyle okursanız hayal kırıklığı yaşamazsınız :)

Öncelikle benim için kağıt kitapların yerini neredeyse tamamen elektronik kitapların aldığını söylemem sanıyorum çok abartılı olmaz. Bu bağlamda elbette bir takım cihaz ve uygulamalar edinmem gerekti.
Bunları kısa kısa sizleri sıkmadan anlatmak istiyorum. Öncelikle elektronik kitap yani e-kitap’lar için benim kullandığım cihazdan yani Kindle‘dan bahsetmek istiyorum.
Nedir bu Kindle?” diyenler için kısaca anlatayım; sadece kitap okumaya yarayan daha doğrusu ana amacı bu olan elektronik bir cihaz oluyor kendisi. Sakın bana “ayyyyy ama kitap kokusuuuuuu” falan demeyin valla düşer bayılırım. Evet kitap kokusu önemli olabilir lakin kitabınızı ağır diye yanınızda taşıyamadığınız zamanlarda o kokuyu zaten alamıyorsunuz :) o bakımdan benim size tavsiyem elektronik kitaplara yüklenin arkadaşlar. minicik bir aygıt içerisine onlarca kitabı atıp istediğiniz zaman istediğinizi okuyabilirsiniz. çok isteyenler yanlarında bir iki kitap yaprağı taşıyıp e-kitap okurken bu kağıtları koklayabilirler :p ay esprime tüküreyim :)

Kindle

Açıkcası e-kitap okuyucumu alırken farklı markalar ile ilgili bir dünya teknik yazı okudum. Yok ekran çözünürlüğü, yok e-ink özelliği vs vs. Hatta marka kısmına karar verdikten sonra markanın hangi modelini almalıyım ikilemine düşüp bir de onu araştırdım. Düşünün yani çektiğim acıyı :D Teknik konulardan az buçuk anlamama rağmen bana bu kadar teknik anlatım çok sıkıcı geliyor. Bu sebeple ”ne kadarda çok şey öğrendim bakıııın” deme fırsatını dahi şöyle kenara iteleyerekten uzun uzun teknik özelliklerden bahsedip sizi bu detaylarla bayıltmak taraftarı değilim :D Doğrudan ve de gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki Kindle alacaksanız son çıkan Kindle Voyage yerine gidin Kindle Paperwhite 2 modelini alın:) İki ürün arasında yaklaşık iki katlık fiyat farkına değecek teknik bir fark yok bence. Kindle Paperwhite2′den daha düşük modelleri ise gece okumalarında ekran aydınlatma özelliği olmadığı için tavsiye etmiyorum. Yok ben zaten sadece gündüz veya aydınlık ortamlarda okuyabilirim, çözünürlükte çok çok sorun değil derseniz daha düşük modelleri hem sıfır hem ikinci el oldukça uygun fiyatlara bulabilirsiniz elbette.

Processed with VSCOcam with f2 preset

Elektronik kitap okumak için elbette ki olmazsa olmaz çözüm Kindle değil,  bir çok yerli yabancı e-kitap okuyucu cihaz markası mevcut.  Örneğin; Calibro ve Reeder bunlara örnek olarak sayılabilir. Bir başka yöntem ise benim Kindle almadan önce yaptığım gibi varsa Ipad’inize iBook uygulaması yükleyip buradan da e-kitap okuyabilirsiniz. Ipad üzerinden okumayı planlayanlar için minik bir tavsiyem olacak; daha rahat okuma sağlamak için iBook uygulamasının ayarlarından arkaplan rengini “beyaz” yerine “sepya” seçmenizi tavsiye ederim.  Fakat uyarmakta fayda var Ipad ile okurken ekran parlaklığı sebebi ile gözler çabuk yoruluyor. Kindle gibi bir cihazda ise göz yorulması vs gibi bir sıkıntı yaşanmıyor çünkü ekran özelliği normal kitaptan farksız bir okuma keyfi yaşamanıza olanak sağlıyor.

DeliKizinCeyizi (2) (Custom)-001

Bu arada hazır kitap mevzuuları açılmışken okuduğunuz, okumak istediğiniz kitapların listesini tek bir yerde tutmak, yerli yabancı birçok kitaba ait okuyucu yorumlarına kolayca ulaşmak, tavsiye almak, tavsiyede bulunmak vs için goodreads sitesine üye olmanızı tavsiye ederim. Elbette muadili bir çok site mevcuttur lakin ben goodreads i gerek özellikleri gerekse içeriğinin zenginliği sebebi ile çok başarılı buldum. Özellikle okumak istediği kitapları oraya buraya not alıp sonra o notları kaybeden biri olarak okumak istediğim kitap olduğunda artık doğrudan goodreads de kitabı bulup “to read” grubuna atıyorum.  Böylece yeni bir şeyler okumak istediğimde karar vermek için bu liste elimin altında hazır oluyor ve hayat kurtarıyor. hem mobile uygulaması hem de masaüstü uygulaması olduğu için her zaman elinizin altında olması da cabası elbette.

neyse bizde durumlar böyle şekerler.  olurda “ay şu kız neler okuyormuş bi bakayım” diyenler varsa bana goodreads de şuradan ulaşabilirler :) lakin şimdiden belirtmek isterim ki bugüne kadar okuduğum tüm kitapları goodreads’e ekleyemedim. yani atıyorum arşiv niteliği taşıması adına 3 sene önce okuduğum bir kitabı da goodreads’e eklemek istiyorum aslen. Lakin aklıma geldikçe ekleme yapabildiğim için geçmişe dönük kitaplar yavaş ilerliyor :)  2015 itibari ile ise hiç sektirmeden okuduğum tüm kitaplarımı “okuduğum kitaplar” listesine atıyorum. neden bunları yazdım çünkü çok akıllıyım hani ay bu kadar yazıyı bu kadarcık kitap için mi yazmış demeyin diye önlem alıyorum:))) olurda goodreads e bakarsanız aslında o kadarcık kitap okumadığımı çok daha fazlasını okuduğumu ama henüz hepsinin girişini yapmadığımı anlayın diye uğraşıyorum :D kendimi size beğendirmeye çalışıyorum :p ailenin akıl küpüyüm maşallah :p ya da aslında sadece şımarmam geldiği için uzatıyorum :))))

neyse ya aslında o son paragrafı silmem lazım lakin o kadar yazınca da silmek o satırlara çok büyük acımasızlık gibi geliyor :) silmeyip size okutmakta size karşı acımasızlık oluyor evet :) ehehe ay bilemedim ya neyse :D

not : arkadaşlar bir de spotify accountu edinin:D delirdim bakın herşeyi tek yazıda yazıyorum :D kitap okurken müzik dinlemeyi seviyorsanız tavsiyemdir. yükleyiniz, dinleyiniz….

hadi kaçtım ben :D

 

 

Bordo bordo bordobordobordo dobor dobor :p

Malum her sene taktığımız takıldığımız bir renk vardır bu seneninki benim için bordo ve sanırım sadece ben değil bir çok kişide benim gibi bordo zehirlenmesinden muzdarip :D Gerçi bence tatlı bir zehir bu bordo denen meret :D Tek sıkıntım elimin sürekli bordo renkli giysilere, ojelere veya ayakkabılara gidiyor olması :D Ya da ne bileyim internette görüp beğendiğim kombinlerin içerisinde en az bir bordo parçanın muhakkak yer alması… Hatta öyle bir durumdayımki futbolla alakam yok denecek kadar az olmasına karşın sırf renkleri yüzünden Trabzonspor’a ilgi duyar oldum :p (off bu espriyi yapmasam iyiydi ama yaptım bir kere silemem şimdi bu kadar yazmışken :p)

Efenim elbette benim gibi bir oje delisi için ilk istikamet tırnaklar oluyor :D  Sevgili BANG üyesi B’nin bana aldığı bu bordo oje ile başladı zaten tüm olay :D Aslında laf aramızda bordo rujlara da bayılıyorum ama maalesef tenime çok yakışmadığını düşündüğüm için bordo ruj süremiyorum ama olsun ojelerle idare ediyorum :D

DeliKızınCeyizi_Bordo (1)

Şimdi size “bordo bordo” görüp gözüme kestirdiğim parçalardan bir kuple sunacağı:)
Örneğin;  Ellerim titreye titreye online alışveriş sayfalarını kapattığım lakin Türkiye mağazalarına gelirse koşa koşa gidip alacağım Pull and Bear bordo ayakkabılar :D Yakındır dayanamayıp sizi baş tacım yapacağım :) biri beni tutsunnnn :)

DeliKızınCeyizi_Bordo (4)

Daha öncede belirttiğim gibi her tür bordo kaban, hırka, kazak, elbise, bere vs vs  de yine içimi kıpır kıpır etmeye, aklımı almaya yetiyor. Bakınız aşağıda örnekleri mevcut:) Hepsi benim bebeklerimmiş meğeeeer:))))

DeliKızınCeyizi_Bordo (8)

DeliKızınCeyizi_Bordo (6) DeliKızınCeyizi_Bordo (7)
DeliKızınCeyizi_Bordo (9)
Yukarıdaki görsellere bakarken siz de aynı şeyi düşündünüz mü yoksa ben leopar desenini de en az bordo kadar sevdiğim için duygusal mı davrandım bilemiyorum ama bordo parçalar giyildiğinde çanta ya da ayakkabının leopar desenli olması bence pek şık bir hamle.

DeliKızınCeyizi_Bordo (3)

Bu son paylaştığım kısa bordo etek Zara‘nın efenim. Hani merak edenlere duyurulur.

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim bu sene herkesin çokça bayıldığı kalem eteklerin bordolarına da hastayım :D evet ona da hastayım, her şeye hastayım :) Aşağıda farklı doku ve tonlarda bordo kalem etekleri görebilirsiniz. Ben bir süre önce 5in1canpolat’tan benzer bir kalem etek aldım ve çok çok başarılı buldum. Şiddetle tavsiye ederim.
DeliKızınCeyizi_Bordo (11)

Evet bu yazı tahminlerimden daha uzun oluyor :) Uzun zamandır yazmıyor olmamın biletini hem size hem kendime kestim :p

Her yerde bordo olurda benim gibi bir takı hastasında bordo bilekler olmaz mı? Elbette var. Ayıla bayıla kullandığım bir de yıldız iliştirilip yılbaşı havası katılmış bilekliklerimde Paw by Nes ‘den. :)
DeliKızınCeyizi_Bordo (10)
AAAY ÇOK ÇOK ÖNEMLİ NOT : Ay ay ayyyy fotoğraftaki kardan adamı gördünüz mü :) Dün gece can sıkıntısından (sıkılacak vakitte buluyorum arada) ponpondan yaptım ve görüldüğü üzere kendisi de bordo tonlarında atkı ve kulaklık kullanıyor :D Yani durumumun ciddiyetini siz düşünün o garibanı bile bordoyla donattım :D “Kardan adamın dramı” tüm sinemalarda…

Ve son olarak bu sene görünce “amanın benim olmalı” diye atladığım iamnotbasic bordo bluzumla ve biricik kuzum tatlı kızım Yuffie ile yazımın sonuna gelmiş bulunuyorum.  Bordo gri birlikteliği de hiç fena değilmiş laf aramızda :) DeliKızınCeyizi_Bordo (12)

Konuya girdik, gelişmeyi yaptık eh artık bir yerden çıkmak lazım yeter dimi ama :D Son olarak bir daha bu kadar arayı açmamaya çalışacağım. Olurda ara çok açılırsa uyarın beni :D Nasıl mı? Mesela; ”hadi yaz hadi yaz“ diyebilir ya da teşfik etmek amaçlı ağzımın ortasına faraşla vurabilirsiniz:p

ehehe bu sefer bitti yazı :) kesin bilgi yayalım. valla bak bitti :D

Daha önce söylemişmiydim bilmiyorum ama seviyorumm sizi…. (yazar-çizer burada yazıyı sonuna kadar okuyanları ödüllendirmiş oluyor :p (Çok şımabirdım faraş şart oldu:p)).

Bu sefer gerçekten bitti taam  :)))))