Posts Tagged: pawbynes

SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem:p

Takip edenler bilirler vestaevent‘in organize ettiği SunArt etkinliğinin 3. sü geçtiğimiz Pazar gerçekleşti. Yorucu ve koşturmaca dolu hazırlık süreci sonrasında 22 Mart Pazar günü Galata GaleriBu‘da gerçekleşen etkinlikte Paw by Nes standımı kurmuş ve insanlara tüm yorgunluğumu unutup gülücükler dağıtmaya başlamıştım bile 😀

Bu tarz etkinliklerin benim için en ama en güzel yönü ürünlerimi takip eden insanlarla tanışma ve yüzyüze sohbet etme fırsatı bulabilmem. O kadar keyif alıyorumki standıma gelip “ben sizi sosyal medyada takip ediyorummmm…” diye başlayan cümleler duymaktan,  kalkıp sarılasım geliyor karşımdakine, çok tatlısınız, valla bak 🙂
DeliKizinCeyizi_SunArt (2)

DeliKizinCeyizi_SunArt (6)

Halen sosyal medyada takip etmeyenler ve “aaa bende takip etsem” diyenler için facebook, instagram ve twitter hesaplarının hepsi pawbynes 😀 görüldüğü gibi çok pratik 😀

DeliKizinCeyizi_SunArt (8)

Elbette sadece takipçilerle tanışmakla kalmıyor yeni yeni arkadaşlar edinme şansına sahip olmamı bir sürü işinden keyif alan yeni tasarımcı ya da blogger ile tanışmamı sağlıyor böyle organizasyonlar.  Örneğin keyifle takip ettiğim  sevgili Duygu Şenyürek’le tanışma ve de kaynaşma şansım oldu SunArt etkinliği sayesinde 🙂

Tüm bunların yanında belirtmeden geçemeyeceğim bir şey var  o da vestaevent kurucuları Gözde ve Selin‘in güler yüzü için bile SunArt’a  katılır insan 🙂

DeliKizinCeyizi_SunArt (5)
DeliKizinCeyizi_SunArt (4)

Şimdi gelelim diğer bir önemli noktaya 😀 hep önemlidir zaten bilirsiniz 😀 ama bu çok önemli :p
neyse şaka bir yana ben normalde sütsüz şekersiz acı filtre kahve ve türevlerini içen bir insan olarak Pazar günü kazayla elime geçen MOCİstanbul‘un Cappucinosunu denemiş bulundum. Size şöyle özetlemek isterim lezzeti; Bütün gün sürekli Cappucino içtim 🙂 öyle lezzetliydi 😀 Anadolu yakasında şöyle evime yakın bir yerlerde bir şubeleri olsa idi keşke diye içimden geçirdim hatta dayanamadım şuan buraya da yazıyorum kayıt altına almış olmak için 😀 Noluuurrr buralarada geliiiiiiinnnn 🙂
DeliKizinCeyizi_SunArt (3)
Son olarak bu ikiliye dikkat 😀 Beni zaten biliyorsunuz iricene olan 😀 ve yanımdaki de dikiyorum.com ‘un becerikli elleri Asuman 😀 Çok yakında bu ikiliden çok keyifli sürpriz bir koleksiyon geliyor 😀 Sürprizi bozmamak için detayları şuan veremiyorum ama kesinlikle takipte kalmanızı tavsiye ederim 😀
DeliKizinCeyizi_SunArt (1)

Bu kadar gevezelikten sonra artık bende dinlenmeyi ve eğlenmeyi hakettim diye düşünüyorum ve siz bu satırları okurken ben çooook uzaklarda olacağım geyikleri yapıp kendimi sokaklara atmak için hazırlanmaya gidiyorum 😀 Herkese kocaman öpücükler SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem :p (bu cıvıklığı yapmasam olmazdı ehhehe)
Keyifli haftasonları olsun muah muah…

Pantolonum şekil önümden çekil :p

Eveet madem havalar günlük güneşlik olmamak konusunda direniyor. Sürekli kafamızı karıştıran hamleler içersinde dolanıyor  o zaman bizde kendi ışıltımızı kendimiz yaratırız 😀 Bir arkadaşımın küresel ısınma konusunda yaptığı derin çözüm önerisi geldi aklıma birden “herkes buzdolabını 3 dakika açık bıraksa ortalıkta küresel ısınma falan kalmaz serinleriz” demişti 🙂 Elbetteki tamamen dalga geçmek için önerdiği bu yol, havaların güllük gülistanlık olması için çözüm üretmem konusunda bana ışık tutmuş oldu 😀 Düşünsenize her birimiz  payetli ışıltılı bir pantolon geçirsek üzerimize ortalık alev alır ışıldamaktan :p

Neyse gelelim konumuza. Arkadaşlar eskiden demode ya da rüküş dediğimiz ne varsa son yıllarda gümbür gümbür hayatımıza girmekte.  Takip edenler bilirler daha önce altın rengi saatler ile ilgili yazımda bunu dile getirmiştim. Şimdi ise aynı şeyi payetli ürünler için söylüyorum. Özellikle payetli pantolonlar son dönem o kadar gözüme çarpar olduki çok sürmez bir tane edinir giyerim gibi geliyor. O da olmaz ise payetli pullu başka başka aksesuarlar ile nefsimi köreltirim kanımca 😀 (bu arada benden duymuş olmayın ama Paw by Nes ‘de ileriki günlerde bu konuda bir takım süprizler ile karşılaşabilirsiniz:D)

DeliKizinCeyizi_Payet (9)

Girşimizi yaptığımıza göre “bu arkadaşları nasıl giymek gerekir” gibi daha detay konulara geçebiliriz  🙂
Payetli pantolonlar topuklular ile klasik ve hoş bir görünüm yaratan parçalar olmakla beraber ben kesinlikle converse tarzı daha salaş bir ayakkabı ile daha günlük ve keyifli bir kullanım şeklinin olduğunu düşünüyorum.  Kendisi ışıl ışıl olduğu için sade parçalar ile bir araya geldiğinde kafa karıştırıcı bir iddia ve şıklık yakalamak mümkün gibi geliyor bana…

DeliKizinCeyizi_Payet (8)Delice bir not1 : Yukarıda özellikle açık yeşil kazak ile kullanılmış yeşil pantolonlu kombine bayıldım.

,

DeliKizinCeyizi_Payet (7)Delice bir not2 : Bu fotoğrafta ise özellikle bordo renkli Mybestfriends pantolon favorim oldu 🙂

DeliKizinCeyizi_Payet (5)

Payetli pantolon kombin örneklerinde en sevdiklerim arasında sayılabileceklerden biri elbetteki Nur Bilen Yavuzer ‘in ki oluyor. Bana kalırsa kendisi birbiri ile uyumsuz gibi görünen parçaları bir araya getirip keyifli kombinler çıkarmak konusunda çok başarılı. Bu tarz parçaları öyle doğallık ve güvenle üzerinde taşıyor ki inanın kullandığı en uç parçalar bile gözüme güzel geliyor. Doğal olarak payetli pantolon kombinlerini de bu post uma eklemeden geçemedim.
DeliKizinCeyizi_Payet (3)

Of hale bakarmısınız yazdıkça yazasım geliyor 🙂 Açıkçası sanal alemde dolaşırken o kadar hoş kombinler gördüm ki aralarında seçim yapamadığım için bol bol görsel eklemek istedim bu posta idare ediverin 🙂

DeliKizinCeyizi_Payet (2)

DeliKizinCeyizi_Payet (12)

Yorulanları da düşünerek oturur vaziyetli pozlar içeren kombinlerde paylaşayım son son 😀

DeliKizinCeyizi_Payet (1)

Gördüğünüz gibi istemediğiniz kadar fazla kombini bir araya getirmek sureti ile bu yazımın sonuna gelmiş oluyorum.

Efenim yeni trendler çaktırmadan hayatımıza giriyorlar. Önce başkalarında göre göre gözümüz alışıyor sonra bir de bakıyoruz ki “ay biraz iddialımı ne” dediğimiz parçaları bizde kullanır olmuşuz. Açıkçası birşeyleri seviyorsak cesaret edip denemeliyiz bence ama her zamanki uyarımıda yapmakta fayda görüyorum; trend oldu diye zorlaya zorlaya da hayatımıza sokmamıza gerek yok, olmuyorsa zorlamayalım :p Hepimiz payetli pantolon giymek zorunda değiliz 😀 Yakıştırabileceksek, tarzımızla uyum içinde konuyu içimize sindirebileceksek ya da “bu nee beee” diyenlerin ağzının ortasına elimizin tersiyle vurmak yerine kulak tıkayabileceksek bu işlere girelim 😀 Sonra “vay efendim sen çok güzel parça dedin gaza geldik, senin yüzünden el fenerine döndük” gibi eleştrileri kabul etmiyorum bilesiniz:)

Neyse şaka bir yana denemekten zarar gelmez arkadaşlar deneyin, bu dünyaya bir kere geliyoruz tadını çıkarın, mutlu olduğunuz şeyleri giyin takın takıştırın. Ayrıca bu yazıyı sabırla okuyup şu son cümleye kadar bayılmadan ulaşabilmiş herkesi ekstra öpüyorum. Onlara herşey yakışır zaten korkmasınlar :p Bebeklerim yeaa 🙂 Hadi bu sefer gerçekten kaçtım ben sonraki yazıda görüşürüz 🙂

Because I’m happy

Tüm sıkıntı strese, havadaki insanın içini darlayan, ruhunu sıkan, göğüs kafesine öküz oturmuş hissi veren basıklığa rağmen, biraz keyif, biraz gülümseme, geçici bile olsa bir parça keyif istiyorsanız bu parçayı şiddetle tavsiye ediyorum. hatta benim gibi abartmak isteyenler için 1 saatlik bir video buldum. sadece bu parça arka arkaya 1 saat boyunca çalıyor.

hangiiii parçaaa diyenleri duyuyor ve arttırıyorum 🙂 Pharrell Williams – Happy

sizi bu parçayla oyalarken ben yeni yazımı yazmaya devam edeyim 🙂

herkese kocaman öpücükler takipte kalın ballar muah…

Bir takım tatil anıları vol1.

herkesin öncelikle geçmiş bayramını buradan da kutlamak isterim. yedik tatlıları şekerleri löpür löpür oldu kıçımız başımız şimdi artık haftayı iş – spor – diyet koşturmacası ile tatilin acısını çıkararak geçirmeye hazırız 🙂

efenim ben bu tatili biraz yoğun yaşadım ayıptır söylemesi. istanbul-erdek arası ufak bir mekik dokuma mevzuğu yaşandı ama keyifli bir tatil oldu hem arkadaşlarımla hemde ailemle zaman geçirmiş oldum.

tatilin bende ki en büyük anısı hayatımda ilk kez yaptığım dalış mevzuğu oldu 😀 o yüzdendir ki tatil ile ilgili ilk yazım belkide tek yazım bu dalış mevzuğu olacak 😀 sonradan görmeliğin bana verdiği yetkiye dayanarak dalışta çektiğim fotolarıda gözünüze sokacağım buradan 😀

neyse olayı özetlemem gerekirse elbette “çok rahat çok cool” falan değildim aksine yaklaşık 2 saat kadar dalış üzerine olumsuz söylemlerde bulundum. çok tehlikeliydi bir kere, sonuçta ben yüzerken bile bir süre sonra suyun içinde nefesi daralan bir insanım, su altında 3 dk dan fazla kalamaz boğulur daralır gidebilirdim diğer tarafa 😀
ayrıca ya vurgun yerseydik 😀 (yanlış anlaşılmasın bu tanıtım dalışı idi öyle 10 larca metre inme gibi bir durum yoktu ama olsun insan olumsuz düşünmek istedikten sonra sınır tanımayan doktorlara bağlıyor olayı:p).
tüm mücadelelerime rağmen meşhur BANG’in B ve A’sı beni ikna etti dalış konusunda. ben onların hayatlarını kurtarmaya çalışırken kendimi üzerimde bilmem kaç kilo ağırlıklar ve tüp ile tek başıma yürüyemediğim için birileri benim bir ucumdan tutmuş suya doğru yürütürken buldum 😀 Son hatırladığım suya girerken insanlara hala “yarım saat 40 dakikaya kadar benden haber alamazsanız 911’i arayın” esprisini milyonlarca kez tekrarladığımdı. yaptığım onlarca saçma espriyi çevredekiler “amanda ne komik kız” diye yorumladılar ama aslında korkunun kendimle dalga geçme boyutlarına eriştiği o muazzam çene düşüklüğü durumuna şahit olmuşlardı 🙂 allahtan bunu sadece B ve A biliyordu diğerleri sadece komik bi kız sandılar beni 😀

neyse olayın sonunda elbetteki kimse 911’i aramamıştı ve bende boğulmamıştım:D hayır zaten boğulsamda 911’i arayanı döverdim lan amerikan filmlerindemi yaşıyoruz arayın 112’yi ambulans isteyin dimi 😀  neyse sonuç itibari ile şunu söyleyebilirim dalış olayını sevdim, yani böyle 15-20 metrenin altına inilmediği takdirde dalınabilir keyif bile alınabilir 😀
bu kadar atıp tuttuktan sonra ikinci kez dalışa gitmem ve 12-13 metre dalmam benim için ayrı bir grur eğlence ve “yuh be kardeşim insan bukadarmı kendiyle çelişir” gibi bir takım hislere kapılmama sebebi oldu ama ne yapalım bende böyle bi insanım işte 😀

bu arada ilk dalışta hocanın eliyle iyimisin işaretine sürekli baş parmağımla yukarıyı göstererek iyiyim hareketi yaptığım için bir iki kere beni yukarı doğru götürmeye çalışması ve benimde bunu dalış olayının raconu sanmam dışında bir sorun yaşamadım:D allahtan su üzerine çıktığımızda sordu birşeymi oldu diye de bende anladımki o yaptığım hareket su altında yukarı çıkma işareti imiş 😀 dalış öncesinde konuşmaktan saçma sapan esprilerle kendimi helak etmekten hocayı yarım yamalak dinleyince böyle değişik bir takım şeyler olabiliyor 😀 ama artık öğrendim 😀

neyse bu arada su altı fotoları için ikinci dalışımda çok sevmediği halde bana eşlik eden ve gopro ile onlarca fotoğrafımı çeken sevgili eşime bu posta katkılarından dolayı kocaman öpücükler 😀

GOPR2930-6

bir takım anlamsız el hareketleri ile suya giriş 😀
GOPR2930-8

hareketlerin anlam kazanmaya başladığı zamanlar 😀

DCIM101GOPRO

bir takım havalı bakışlar duruşlar falan :p

DCIM101GOPRO

DCIM101GOPRO

Denizde Anamla karşılaşma anlarım part1 😀

DCIM101GOPRO

Denizde anamla karşılaşma anlarım part2:D

GOPR2981-10

Nemo kayıp dediler gittik bulduk :p

GOPR2981-2

ve elbette son olarak tüm dalış denemelerimde canım bilekliklerim sevgili Paw‘larımda benimle beraberdi:D

Herkese kocaman öpücükler :))))

 

Günaydın bilekliği :)

Kötü hava insanı rezilde eder vezirde eder” demiş atalarımız. onlar demedilersede ben an itibari ile tamda şuan gelecek nesillerin atası olarak bu cümleyi sarfetmiş bulunuyorum. kayıtlara geçsin lütfen.

insan sabah sabah gözlerini açtığında, birde mayısın sonu ise şöyle günlük güneşlik bir hava bekliyor. karşılaştığım manzara ise sonbahara giriş gibi, ya da hiç bulunmadığım sadece fotoğraflarda gördüğüm londra’nın havası gibi; karanlık kasvetli. neyse bahardır nazlıdır eser üfler geçer (en azından hava sıcak) sonrasında güneş yüzümüze güler diyelim ve havaya uygun bir bileklikle günü selamlayalım.

Bu havaya bu yakışırdı 🙂

Desktop

 

birde şöyle güzel ışıkta detaylı fotoğraf ekleyelim 🙂 Bu arada tüm modelleri görmek isterseniz facebook sayfamı ziyaret edebilirsiniz…

New_04_01

 

Sevgiler… 🙂

 

Başlangıç…

herkese merhabalar

bugün uzun bir zamandan sonra tekrar yazabiliyor olmanın sevinci içersindeyim (hala -de ve -da lara dikkat etmiyorum ama olsun). okadar çok şey olduki bu süreçte nerden başlamalı bilemedim şuan. en önemli gelişme sanırım benim istifa edip daha çok bileklik yapmaya ve daha çok yazı yazmaya karar vermiş olmam olsa gerek. aslında şöylede özetleyebiliriz 6 hafta önce verdiğim bu karar sonucunda bugün itibari ile daha çok başınızı ağrıtıyor olacağım. daha çok yazıp çizecek daha çok bileklik yapacak daha çok gezip sizlerle paylaşacağım 🙂

umarım herşey hepimizin gönlünce olur.

işte ilk günün özeti 🙂

Kolajlar

şartlar biraz ağır, malum oğlum Patiska bana yardım ediyor en azından yardım etmeye çalışıyor :p

27052013

 

Herkese sevgiler 🙂

 

Heyoooo ben geldiiimmmm :)))

Bir garip grip halleri içinde, beynimin burnumdan aktığı şu günlerde bakalım nasıl bir yazı çıkacak ortaya diyor ve serbest atışa başlıyorum.

Öncelikle hasta olduğum için nazlıyım şuan o yüzden ilgi, alaka, sevgi şevkat gösterin bana:)

Bukadar şımarıklıktan sonra yazıma geçebilim (hayır gerçek yazıya geçince ciddileşicem sanki;p)

Neyse baya baya açtım arayı kabul ediyorum çok eşşek bi insanım ben:) ama bir sürüde şey birikti sizler için. Meselaaaaa www.bonvagon.com‘da sevgili Paw’larım sevgililer günü öncesinde görücüye çıktı 🙂 beğenip satın alan yada güzel yorumlarını paylaşan herkese çok çok teşekkür ederim:) oldukça keyifli bir süreç oldu benim için.

20130307-185815.jpg

Bu esnada ürünlerim için çok güzel bir logo tasarlandı (ki şu sıralar son rötüşleri yapılıyor yakındır onuda paylaşacğım sizlerle).

Sonra bir dünya yeni ürün alındı:) bunlar başlı başına bir yazı konusu:)

Sonra bir sürü hediye geldi (ehehehe en sevdiğim kısım).

Böyle böyle günler geçti geçti geçti. Ama ufak bir düzenleme ile en azından haftada bir yada iki gün yazmaya başlayark tekrar eski günlere dönmeyi hedefliyorum. Ne demişler hedefleyenin bir hedefine ulaşamayanın iki yüzü karadır. Yada değildir bilemedim şuan:)

Hepiniziii kocaman kocaman öpüyorum:) pek yakında tekrar görüşmek üzereeeee irtibatı koparmayalım:))))

Kolyem gelmiş :))

Bu aralar bilekliklerin yanında kolyelerede sarmış vaziyetteyim. Her zamanki gibi kendin pişir kendin ye zihniyeti ile kendi kolyemi kendim yapayım dedim 🙂 ünlü marka YSL severlere yabancı gelmeyeceği kesin olan kolyemi sizlerle paylaşayım istedim 🙂

20130106-211723.jpg

20130106-214412.jpg

Kolye için birden fazla renkte boncuk kullanmayı tercih ettim. Biraz daha bana özel beni yansıtan birşeyler olsun istedim. Olmuş mu ne dersiniz?

20130106-213010.jpg

ouuuwwww çok olmuş yahuuuu

evet bu başlık hiç abartısız benden çıkan sesi yansıtıyor. yani ayıp bana kaç günlerdir bir türlü yazamadım bloguma. hayır yazmayı özlüyorum. gülmeyin yaow 🙂 tamam yani mikemmel olmayabilir yazım şeklim vs ama ben çok eğleniyorum yazarken 🙂 neler oldu neler… bir kere yeni post için bu ay aldığım ürünlerin fotoğrafları hazırlandı. (bizden ayrılmayın anacım :p)

sonra daha da heyecanlısı biliyorsunuzdur belki bileklikler yapıyordum kendi çapımda. hah işte o bilekliklerin çapı beni biraz aştı 🙂 geçen haftlarda modapik’te görücüye çıktı sevgili Paw’larım 🙂 Aslında yaptığım bileklikleri düzenli olarak facebook sayfamda paylaşıyorum ama blogumda her biri için ayrı bir post hazırlayamadığımdan sadece buradan takip edenler bu sürecin biraz gerisinde kalmış oldu. bu aslında tamamen benim hatam, bundan sonra daha yoğun şekilde bilekliklerim (hatta yakında kolyelerimde) olacak blogda 🙂 ha birde bi süre sonra başka başka süprizlerimde var elbette 🙂

allaaaahımmmmm nasıl da unutuyordum 😀 artık kurufasulye ve suluköfte (köftesi hazır oluyor tabi eheheh) yapabiliyorum :p yanına makarna pilav ve mercimek çorbası  da ekleyip mükellef bir akşam yemeği hazırlayabilirim artık eheheh gülmeyin alla alla benim öğrenebildiğim yemekler bunlar repertuar dar ancak bunlardan oluşan bir sofra hazırlayabiliyorum 😀 Çaktırmayın ama sanırım biraz geç öğreniyorum :p ay nasılda daldan dala atladım. işte uzun süre yazmayınca sapıtıyorum ne yazdım ne yazmadım birbirine giriyor böyle 😀 heyecanlanıyor muyum nedir anlamadımki 🙂

neyse özetle bir süredir ortalıklarda yoktum ama dediğim gibi hayırlı bir iş içindi 😀

Modapik’te bilekliklerim satışa çıktı. Benim için gerçekten çok güzel bir deneyim oldu/ oluyor, ayrıca modapik’in kurucuları sıcakkanlı ve işlerini gerçekten severek yapan insanlar ve yaptığım bilekliklerin benim böyle sıcacık insanlarla tanışmama sebebiyet vermiş olmasıda ayrıca bir keyif unsuru oluyor benim için.

benden şimdilik bukadar 😀 en kısa zamanda yeniden bol bol yazıp çizip kafanızı şişirmek için burada olacağım…

Bu arada Paw’larımdan bir kaç örnek paylaşıyorum yorumlarınızı bekliyorum 🙂

Kocaman öperim hepiniziiiiii muuuuahhh 🙂

 

 

 

 

 

Ne? Biri saatimi sordu? hemen cevap vereyim:p

Günlerdir hayaliyle yaşadığım altın rengi casio retro saatime kavuştum. (Saat 7:45). Dün saati alırken satıcı adamcağıza sarılıp öpecektim neredeyse:) o derece çocuklar gibi şendim yani 🙂 (ah be saatte 7:46 olmuş:p).
daha önceki yazılarımdan birinde bu altın rengi saatlere olan ilgimi belli etmiştim zaten, istediğim gibi bir model arayıp duruyordum, dolayısı ile buluncada hemen alıp koluma takıştırdım. tabi sizler içinde birkaç fotoğraf çektim.şimdilik bunlarla idare edelim ileride daha farklı kombinlerle yine sevgili saatimle ben karşınızda olacağız. Şimdi reklamlar : Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim bu saat sevgili Pawlarımla süper oldu çok hoşuma gitti 🙂
Ne? Biri saatimi sordu? Hemen altın rengi sevgili CASIO ma bakıp cevap vereyim:) saat 7.53 🙂
hadi uyanın heyoooo 🙂
kocaman öpücükler herkese

20121107-082129.jpg