Posts Tagged: moda

Beyaz spor ayakkabı dediğin…

Bu yazın bence en trend parçalarından bir tanesi beyaz spor ayakkabılar olacak. Özellikle tam bir klasik olan Adidas Stan Smith ler tekrar hayatımıza gümbür gümbür girecek gibi görünüyor. Hem beyaz hem klasik hem de enteresan bir şekilde her kıyafetin altına tamamlayıcı olarak kullanılabilecek kadar şahsına münhasırlar kendileri 🙂

DeliKizinCeyizi_StanSmith1

DeliKizinCeyizi_StanSmith2

Rahatına fazlası ile düşkün bir insan olarak en sevdiğim kombinlerden bir tanesi kısa kumaş pantolon altına giyilen spor ayakkabılardır ve Stan Smith‘ler bence bu konuda oldukça başarılı sonuçlar veriyorlar.

DeliKizinCeyizi_StanSmith3

DeliKizinCeyizi_StanSmith4

DeliKizinCeyizi_StanSmith5

Son görselde gördüğünüz üzere kot pantolon ile de muazzam bu ciciler 🙂

Ve elbette yaza yanaştığımız şu günlerde elbiseler ve şortlar ile de birebir uyumlu olduklarını söylememe gerek yok değil mi?

DeliKizinCeyizi_StanSmith6

DeliKizinCeyizi_StanSmith8

DeliKizinCeyizi_StanSmith9

Bir diğer güzel yanı ise klasikler ile olan uyumu. Hem rahat hem seksi ve cool olmak bu olsa gerek.

DeliKizinCeyizi_StanSmith7

DeliKizinCeyizi_StanSmith10

Anladığınız üzere ben bu pabuçlara aşırı derecede bayılmaktayım.

Türkiye’deki online satış mağazasında beyaz dışında bir rengini görmedim, Amerika satış sitesinde ise farklı renklerini bulabilme şansınız var ama bence en güzeli arkası yeşil bantlı olan klasik beyaz Stan Smith’ler. Sizin favoriniz hangisi?

SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem:p

Takip edenler bilirler vestaevent‘in organize ettiği SunArt etkinliğinin 3. sü geçtiğimiz Pazar gerçekleşti. Yorucu ve koşturmaca dolu hazırlık süreci sonrasında 22 Mart Pazar günü Galata GaleriBu‘da gerçekleşen etkinlikte Paw by Nes standımı kurmuş ve insanlara tüm yorgunluğumu unutup gülücükler dağıtmaya başlamıştım bile 😀

Bu tarz etkinliklerin benim için en ama en güzel yönü ürünlerimi takip eden insanlarla tanışma ve yüzyüze sohbet etme fırsatı bulabilmem. O kadar keyif alıyorumki standıma gelip “ben sizi sosyal medyada takip ediyorummmm…” diye başlayan cümleler duymaktan,  kalkıp sarılasım geliyor karşımdakine, çok tatlısınız, valla bak 🙂
DeliKizinCeyizi_SunArt (2)

DeliKizinCeyizi_SunArt (6)

Halen sosyal medyada takip etmeyenler ve “aaa bende takip etsem” diyenler için facebook, instagram ve twitter hesaplarının hepsi pawbynes 😀 görüldüğü gibi çok pratik 😀

DeliKizinCeyizi_SunArt (8)

Elbette sadece takipçilerle tanışmakla kalmıyor yeni yeni arkadaşlar edinme şansına sahip olmamı bir sürü işinden keyif alan yeni tasarımcı ya da blogger ile tanışmamı sağlıyor böyle organizasyonlar.  Örneğin keyifle takip ettiğim  sevgili Duygu Şenyürek’le tanışma ve de kaynaşma şansım oldu SunArt etkinliği sayesinde 🙂

Tüm bunların yanında belirtmeden geçemeyeceğim bir şey var  o da vestaevent kurucuları Gözde ve Selin‘in güler yüzü için bile SunArt’a  katılır insan 🙂

DeliKizinCeyizi_SunArt (5)
DeliKizinCeyizi_SunArt (4)

Şimdi gelelim diğer bir önemli noktaya 😀 hep önemlidir zaten bilirsiniz 😀 ama bu çok önemli :p
neyse şaka bir yana ben normalde sütsüz şekersiz acı filtre kahve ve türevlerini içen bir insan olarak Pazar günü kazayla elime geçen MOCİstanbul‘un Cappucinosunu denemiş bulundum. Size şöyle özetlemek isterim lezzeti; Bütün gün sürekli Cappucino içtim 🙂 öyle lezzetliydi 😀 Anadolu yakasında şöyle evime yakın bir yerlerde bir şubeleri olsa idi keşke diye içimden geçirdim hatta dayanamadım şuan buraya da yazıyorum kayıt altına almış olmak için 😀 Noluuurrr buralarada geliiiiiiinnnn 🙂
DeliKizinCeyizi_SunArt (3)
Son olarak bu ikiliye dikkat 😀 Beni zaten biliyorsunuz iricene olan 😀 ve yanımdaki de dikiyorum.com ‘un becerikli elleri Asuman 😀 Çok yakında bu ikiliden çok keyifli sürpriz bir koleksiyon geliyor 😀 Sürprizi bozmamak için detayları şuan veremiyorum ama kesinlikle takipte kalmanızı tavsiye ederim 😀
DeliKizinCeyizi_SunArt (1)

Bu kadar gevezelikten sonra artık bende dinlenmeyi ve eğlenmeyi hakettim diye düşünüyorum ve siz bu satırları okurken ben çooook uzaklarda olacağım geyikleri yapıp kendimi sokaklara atmak için hazırlanmaya gidiyorum 😀 Herkese kocaman öpücükler SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem :p (bu cıvıklığı yapmasam olmazdı ehhehe)
Keyifli haftasonları olsun muah muah…

yaz kapımızda değil kafamızda :)

yaz kapımıza dayandı “ooh oh yandan” falan tadında keyiflendiğimiz günlerin ortasında kış tur bindirdi resmen ve havalar yine buz oldu.

yine yeni yeniden soğuk”  lakin bu gidişe bir dur demek  için süper kahramanlara başvurmaya gerek yok, kendi çözümümüzü kendimiz ürettik geçen hafta. Işıl ışıl payetli pantolonlar, etekler, ayakkabılar giydik ortamı neşelendirelim yazın gönlü olsun yamacımıza gelsin dedik, yetmedi.  Şimdi daha vurucu bir darbe ile şansımızı deniyoruz. Saçlarımızı gökkuşağının renklerine boyuyoruz. Evet evet doğru duydunuz “yaz kapımıza gelemese de kafalarımıza gelecek” böylece 😀 (Lanet olsun yine çok zekice bir çözüm ürettim :p)

şaka bir yana yıllardır kullandığım saç rengimi çok sevdiğim için herhangi bir renk katmak istemiyor olsamda ufak tefek değişikliklerle hayatına renk katmak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim bu rengarenk saç olayını. öyle çok abartmadan bir tutam saçınıza ya da saçınızın istediğiniz bir bölümüne farklı renkler uygulanıyor ve hem siz değişiklik ihtiyacınızı karşılamış oluyorsunuz hem de bizim gözümüz gönlümüz açılıyor. Özetle herkes kazanıyor 🙂

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (2)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (3)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (4)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (5)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (1)

Düşünenler için instagramda ertan altun’un elinden çıkmış oldukça başarılı saçlar görüyorum ama bildiğiniz başka yerler varsa onlarıda paylaşırsanız yazıyı zenginleştirmiş olursunuz.

Herkese sevgiler…

 

 

 

Pantolonum şekil önümden çekil :p

Eveet madem havalar günlük güneşlik olmamak konusunda direniyor. Sürekli kafamızı karıştıran hamleler içersinde dolanıyor  o zaman bizde kendi ışıltımızı kendimiz yaratırız 😀 Bir arkadaşımın küresel ısınma konusunda yaptığı derin çözüm önerisi geldi aklıma birden “herkes buzdolabını 3 dakika açık bıraksa ortalıkta küresel ısınma falan kalmaz serinleriz” demişti 🙂 Elbetteki tamamen dalga geçmek için önerdiği bu yol, havaların güllük gülistanlık olması için çözüm üretmem konusunda bana ışık tutmuş oldu 😀 Düşünsenize her birimiz  payetli ışıltılı bir pantolon geçirsek üzerimize ortalık alev alır ışıldamaktan :p

Neyse gelelim konumuza. Arkadaşlar eskiden demode ya da rüküş dediğimiz ne varsa son yıllarda gümbür gümbür hayatımıza girmekte.  Takip edenler bilirler daha önce altın rengi saatler ile ilgili yazımda bunu dile getirmiştim. Şimdi ise aynı şeyi payetli ürünler için söylüyorum. Özellikle payetli pantolonlar son dönem o kadar gözüme çarpar olduki çok sürmez bir tane edinir giyerim gibi geliyor. O da olmaz ise payetli pullu başka başka aksesuarlar ile nefsimi köreltirim kanımca 😀 (bu arada benden duymuş olmayın ama Paw by Nes ‘de ileriki günlerde bu konuda bir takım süprizler ile karşılaşabilirsiniz:D)

DeliKizinCeyizi_Payet (9)

Girşimizi yaptığımıza göre “bu arkadaşları nasıl giymek gerekir” gibi daha detay konulara geçebiliriz  🙂
Payetli pantolonlar topuklular ile klasik ve hoş bir görünüm yaratan parçalar olmakla beraber ben kesinlikle converse tarzı daha salaş bir ayakkabı ile daha günlük ve keyifli bir kullanım şeklinin olduğunu düşünüyorum.  Kendisi ışıl ışıl olduğu için sade parçalar ile bir araya geldiğinde kafa karıştırıcı bir iddia ve şıklık yakalamak mümkün gibi geliyor bana…

DeliKizinCeyizi_Payet (8)Delice bir not1 : Yukarıda özellikle açık yeşil kazak ile kullanılmış yeşil pantolonlu kombine bayıldım.

,

DeliKizinCeyizi_Payet (7)Delice bir not2 : Bu fotoğrafta ise özellikle bordo renkli Mybestfriends pantolon favorim oldu 🙂

DeliKizinCeyizi_Payet (5)

Payetli pantolon kombin örneklerinde en sevdiklerim arasında sayılabileceklerden biri elbetteki Nur Bilen Yavuzer ‘in ki oluyor. Bana kalırsa kendisi birbiri ile uyumsuz gibi görünen parçaları bir araya getirip keyifli kombinler çıkarmak konusunda çok başarılı. Bu tarz parçaları öyle doğallık ve güvenle üzerinde taşıyor ki inanın kullandığı en uç parçalar bile gözüme güzel geliyor. Doğal olarak payetli pantolon kombinlerini de bu post uma eklemeden geçemedim.
DeliKizinCeyizi_Payet (3)

Of hale bakarmısınız yazdıkça yazasım geliyor 🙂 Açıkçası sanal alemde dolaşırken o kadar hoş kombinler gördüm ki aralarında seçim yapamadığım için bol bol görsel eklemek istedim bu posta idare ediverin 🙂

DeliKizinCeyizi_Payet (2)

DeliKizinCeyizi_Payet (12)

Yorulanları da düşünerek oturur vaziyetli pozlar içeren kombinlerde paylaşayım son son 😀

DeliKizinCeyizi_Payet (1)

Gördüğünüz gibi istemediğiniz kadar fazla kombini bir araya getirmek sureti ile bu yazımın sonuna gelmiş oluyorum.

Efenim yeni trendler çaktırmadan hayatımıza giriyorlar. Önce başkalarında göre göre gözümüz alışıyor sonra bir de bakıyoruz ki “ay biraz iddialımı ne” dediğimiz parçaları bizde kullanır olmuşuz. Açıkçası birşeyleri seviyorsak cesaret edip denemeliyiz bence ama her zamanki uyarımıda yapmakta fayda görüyorum; trend oldu diye zorlaya zorlaya da hayatımıza sokmamıza gerek yok, olmuyorsa zorlamayalım :p Hepimiz payetli pantolon giymek zorunda değiliz 😀 Yakıştırabileceksek, tarzımızla uyum içinde konuyu içimize sindirebileceksek ya da “bu nee beee” diyenlerin ağzının ortasına elimizin tersiyle vurmak yerine kulak tıkayabileceksek bu işlere girelim 😀 Sonra “vay efendim sen çok güzel parça dedin gaza geldik, senin yüzünden el fenerine döndük” gibi eleştrileri kabul etmiyorum bilesiniz:)

Neyse şaka bir yana denemekten zarar gelmez arkadaşlar deneyin, bu dünyaya bir kere geliyoruz tadını çıkarın, mutlu olduğunuz şeyleri giyin takın takıştırın. Ayrıca bu yazıyı sabırla okuyup şu son cümleye kadar bayılmadan ulaşabilmiş herkesi ekstra öpüyorum. Onlara herşey yakışır zaten korkmasınlar :p Bebeklerim yeaa 🙂 Hadi bu sefer gerçekten kaçtım ben sonraki yazıda görüşürüz 🙂

Ayağımı yerden kessin yeter :D

Bu sıcak havalarda spora gitmek, yakın çevrenizde bir yerlere yürümek ya da toplu taşıma kullanmak özellikle de İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsanız bazen gerçek bir eziyet halini alabiliyor. İşte bu noktada bende devreye “hepsini bir arada aradan çıkarabileceğim bir yol var mı acep” düşüncesi girdi 🙂 hem sporumu yapabileceğim hem de yakın mesafe ulaşımda ayağımı yerden kesse yeter diyebileceğim bir icatta bulunayım istedim. sonra o sıcak havaların mayışıklığı ile icat kısmını atlayarak acaba hazır icat edilmiş benim işime yarayacak ne var diye düşünmeye başladım 🙂 “ne olabilir bu büyük icat?” diye düşünürken aniden bir aydınlanma yaşadım ve bisikleti icat eden insanları saygı sevgi hürmet vb duygular ile uzun uzun andım 😀 hem spor yapmamı sağlayacak hem de ayağımı yerden kesecek icat olan bisiklet böylece önce aklıma sonrasında da çok hızlı bir biçimde hayatıma girmiş oldu 🙂

yaklaşık bir aydırda neredeyse heryere (kargo, alışveriş, sinema vs vs) bisikletime binip gider oldum 🙂

Gerçi bir uyarıda bulunmakta da fayda var. Maalesef çok az yerde bisiklet yolu olduğu için trafik olan yerlerde bisikletle dolaşmak biraz dikkat istiyor. Lütfen bisiklete binerken dikkatli olun, gece sürüşü için lambanızı, uzun yollarda kullanıyorsanız kaskınızı ihmal etmeyin. Sağınıza solunuza iyice bakın. Terli terli su içmeyin. Ayağınızı üşütmeyin… Ay abarttım sanırım ama siz beni anlamışsınızdır eminim 🙂 Özetle biraz dikkatli olmakta fayda var ve dikkat edebilecek herkese şiddetle bisikleti tavsiye ediyorum. Koşun alın bisikletinizi (eheheh yok yok koşmayın şaka yaptım sakin sakin gidin) 😀

DeliKizinCeyiziBisiklet (5)

DeliKizinCeyiziBisiklet (4)

Dikkat ettiyseniz bu fotoğraflarda pek bir havalı hallerdeyim. Rahat olun normalde dilim dışarıda suratım kızarmış olarak dolanıyorum yarım saat sonra 🙂

DeliKizinCeyiziBisiklet (3)

Bakınız sıcak bastığı için soyunma sürecine girmiş olan ben :p

DeliKizinCeyiziBisiklet (8)

heryere bisikletle gidiyorum derken dalga geçmediğimi görün diye bu fotoğrafı da paylaşmak istedim 🙂 Gördüğünüz gibi yürüyen merdivenlerde bile yanımda kendisi 🙂 Şaka bir yana yoğun yollardan karşıya geçmek için üst geçit yerine metronun alt geçidini kullanmayı tercih ediyorum. Çok daha rahat oluyor 🙂

DeliKizinCeyiziBisiklet (1)

 

 

 

bir turun daha sonuna geldik :)

Bir önceki hafta yazıp olaylar sebebi ile geçen hafta yayınlamadığım yazım. Aynen paylaşıyorum. Sevgiler

Şubat efekti veren Mayıs günleri yaşadığımız şu bir kaç gün de yağmurlu havadan biraz uzak durabilmek adına geçen haftaki  güzel günlere dair (özlemle anıyorum kendilerini) bir post paylaşayım istedim.

Madem sıcaklar bize gelmiyor biz onlara en azından o güzel havaların hayallerine gideriz 😀

Malumunuz geçen hafta Cumhurbaşkanlığı bisiklet turunun İstanbul bacağı vardı. Bende son yıllarda yaptığım gibi yine heyecanla TV başına geçip yarışmayı ayaklarımı uzatmış ve koca popom üzerine oturmuş vaziyette “bravo vallahi bravo nasıl kondüsyondur bu kardeşim” şeklinde naralar atıp bir yandanda “insan bunları gördükçe bisiklete binmek istiyor vallahi” diyerek ama aynı zamanda da oturduğum yerde kahvemi ve kurabiyelerimi tıkıştırarak izledim. Ardından şöyle ufak bir cadde yürüyüşü yapalım dedim ve düştük yollara. biraz kitap okuyup Caddebostan sahilde bir parça da keyif yaptığım o güzel güneşli günlerden birinin anısına olsun bu yazıda :p

Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 5
Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 6
Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 8

yukarıda da görüldüğü üzere yazıma bir takım havalı pozlarla başladıktan sonra maymun hallerime doğru evrilebilirim 🙂

Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 9

Günün anlam ve ehemmiyetini belirtmek adına hatıra fotoğrafı çektirmeyi de ihmal etmeğim gözünüzden kaçmamıştır umuyorum 😀

Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 3

Yine havalı bir poz ve akabinde maymun gibi ağaçlara asılmış beni açıklıkla görebilmenizi sağlayacak iki fotoğraf daha paylaşmak isterim burada 😀

Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 2

ve son olarak. ben çok sevdim. biraz arabesk çokça romantik, Türk filmlerinin abartılı halleriyle dolu ama diğer yandan bir o kadar insanın içine işleyen bir kitap “Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi“. Geçen hafta resmen elimden bırakamadım. Tavsiye ederim.  “Mutluluk insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca” diyor kitabın bir yerinde Orhan Pamuk ve evet bu tek cümle bile benim deminden beri kitapla ilgili anlatmaya çalıştığım şeyleri tek başına mükemmel özetliyor. Neden bilmem çok sevdim. Fazla etkilendim. Belki eski Türk filmlerini çok sevdiğim için belki de böyle hayatlar sadece filmlerde olur diye düşündüğüm için. Bilmiyorum. Okuyun siz en iyisi.Deli Kizin Çeyizi - Bisiklet turnuvası 1

Öpüyorum hepinizi. Sonraki yazıda görüşmek üzere…

karıştır karıştır :) altın gümüş mevzuu…

bir süredir kafayı taktığım. etrafımdaki tüm arkadaşlarımın uzun süredir başının etini yediğim bir mevzuyu burada sizlerle paylaşıp bir parçada sizin başınızın etini yemek istiyorum. ayrıca kafasında soru işareti olanlar varsa onları da bir parça cesaretlendirmek adına bu yazıyı yazıyorum.
efenim “nedir bu uzun girişin devamı? insanlığı kurtaracak bir buluşmu yaptı? amanın çok heyecanlandık.” dediğinizi duyar gibiyim. duymasamda öyle düşündüğünüzü ummak hoşuma gidiyor eheheh 🙂
neyse konuya gelelim. daha geçen yıla kadar insanların altın rengi saatlere, takılara biraz demode biraz Kezban baktıklarını ama daha sonra moda çılgınlığının bu rengi tekrar popüler kıldığını insanların gözü alıştıkça kullanmaya başladıklarını malum hepiniz görmüşsünüzdür ve de hala görüyorsunuzdur. benim şuanki düşüncem altın olayına alışan bünyelerin bir level daha yukarı giderek altın ve gümüşü aynı anda kullanmaları üzerine. bunu uzun zamandır dile getiriyorum bakın moda olacak varsa elinizin altında altın gümüş bileklik ve yüzükleriniz beraber de kullanın. korkmayın. korkmayayım derken katliamda yapmayın elbette bi estetik bişi olsun:) ben kullanıyorum bu ikiliyi, çok eğlenceli. hadi biraz cesaret 🙂

Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (6)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (10)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (11)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (9)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (8)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (7)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (5)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (2)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (4)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (3)
Deli Kızın Çeyizi - Altın Gümüş (1)

Oversized kaban dedikleri…

Malum havalar bir sıcak bir soğuk dolayısı ile kafalar oldukça karışık. Kimine göre bu sene kış gelmeyecek, kimine göre ise “Mart kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıracak” açıkçası ben Mart ayında bir parça soğuk havaya maruz kalacağımızı ama çok büyük bir soğukla karşılaşmayacağımızı düşünenlerdenim bunun dışında keşke bir miktar yağmur yağsa demekten de kendimi alamıyorum.

Neyse yeterince uzattımsa şayet konuya girebilirim. Konu derken aslında uzun zamandır soğuk havalar için oversized kabanları mercek altına almak istiyordum lakin hava durumu stabil olmadığından ha bu gün ha yarın derken bir türlü yazıyı yazamamıştım fakat artık yapacak bir şey yok havalar ısınsa da bu yazı yazılacak 🙂

Efenim “nedir bu oversized montlar kabanlar?” diyenler için şöyle özetleyebilirim; bir kaban düşünün üzerinizde 1-2 beden büyükmüş gibi görünen, eskilerin deyimi ile “komşudan ödünç alınmış gibi” ya da “anne montuymuş gibi” duran, doğru taşıyan kimseleri karizmadan öldüren, afet-i devrana çeviren her tür havalı sıfatı isminin başına ekletebilen, yanlış taşıyanları ise maymuna çevirebilen… Özetle insanı rezilde edebilen vezirde edebilen:D

Efenim malumunuz atgillerden olduğum için, içinde mini minnacık çıtı pıtı görünebildiğim kıyafetlerin moda olması, kendimi -her nekadar olmasam da- narin hissetmemi sağladığından, şahsen bu mont ve kabanların öne çıkmasını canı gönülden destekleyenlerdenim 😀 Bir çok marka 2013-2014 kış koleksiyonlarına yeni yeni oversized kabanları dahil ettiği için mutluyum özetle 🙂 Lakin diğer yandan da enteresan bir biçimde sanki oversized kabanlar aynı zamanda vintage olmalıymış gibi bir düşünce de mevcut bende, sanki olayın güzelliği büyüsü işin içine vintage girdiğinde daha bir artıyormuş gibi 🙂 neyse bu kadar gevezelik yeter hadi biraz da fotoğraflar konuşsun 😀 öperim hepinizi…

Oversized1

Oversized2

Oversized3

Oversized4

Oversized

Oversized5

Oversized8

Oversized9

Oversized7

Oversized10

Oversized6

Fikrim geldi :)

yaklaşık bir buçuk haftadır gribin pençesindeyim malesef. resmen sürünüyorum. tam iyileşiyorum galiba derken pat diye tüm enerjim çekiliyor, tekrar halsizleşip yatıyorum. artık ilaç içmekten zehirlenicem diye korkuyorum resmen:) bu grip durumları biraz fazla uzadı bence, sonuçta bir insanın burnu bu kadar akmaz. akamaz. benim teorim beynimin burnumdan aktığı yönünde :p neyse yeterince iğrençleştiysem konuyu hasta yatmaktan daraldığım için evde sıkıntıdan yaptığım bir kaç düzenlemeyi paylaşarak dağıtmak istiyorum.

öncelikle sizlerle oje çekmecemin daha doğrusu başucu komodinimin hikayesini kısacık paylaşayım istiyorum. bundan 3 yıl önce yeni ev kuruyor olmanın heyecanı ile aldığımız kaşık çatal setlerinin o “kokoş çekmeceli kutularına” ne kadar gıcık olduğumu farkettim 😀 o kutularda duran çatal bıcaklara karşı duygularım çocukluğumdan beri hiç sıcak olmadı. hep o özel ahşap çekmece yada özel çantalarda saklanan çatal bıcakları kendini beğenmiş insanlara benzetirim 😀 neyse ben aldığım o takımı çekmeceli kutusundan çıkarıp kaşıklığıma tıkıştırdıktan sonra elde kaldı siyah baya da sevimli 3 çekmeceli bir ahşap kutu. atsan atılmaz satsan satılmaz dediklerinden 😀 aklıma içini kaplayıp kullanmak fikri geldi. ne de iyi olmuş anlatamam çünkü 3 yıldır kendileri başucu komodinim olarak hayatımda yer edinmiş durumdalar 😀  bu 3 çekmeceli kutunun en üst gözünde oje delisi olmamdan dolayı ojelerim yer alıyor. alt çekmecelerde de mevsime göre daha az kullandığım parfümlerim kremlerim vs vs. kutunun üzerinde de takılarım ve o dönem çok kullandığım elimin altında olsun dediğim parfümlerim yer alıyor. (şimdi bu yazıyı okuyan beyler aynı mantıkla kendi ıvır zıvırları için bu dolaplardan kullanabilirler. oje default gelmiyor içinde nasılsa :)).

bu hafta biraz da evde fazla kalmanın sıkıntısı ile oje çekmecesine şöyle bir el attım. kullanmadığım ya da artık miyadını doldurduğunu düşündüğüm ojelerimi ayırdım kalanlarıda güzelce bir düzene soktum. çok da hoşuma gitti sonrasında 😀

takı dolapları-001

bununla da kalmadım bilekliklerim, kolyelerim, saatlerim hepsi birbirine girmişti hem onları düzenledim hemde hazır düzenlemişken sizinle fikirlerimi paylaşmak istedim. örneğin; bilekliklerim için kullandığım standı çok severek aldım, hatta 2 katı daha olsa daha mutlu olurdum çünkü kendime yaptığım ya da aldığım bileklikler için şuanki hali yetmiyor malesef.

bunun dışında en severek kullandığım şeylerden biride sevdiğim şişeleri kolyelerim için askılık şeklinde kullanmak. leopar desenini çok seven bir insan olarak leoparlı bir şişe bulupta kolyelerim için kendisini kullanmamam düşünülemezdi sanırım. hem pratik hemde şık geliyor benim gözüme. eğer beğendiğiniz bu tarz bir şişe varsa bileklik ya da kolyeler için kullanabilirsiniz. ben genelde çok fazla küpe kullanmadığım için daha minik kolyelerim ve küperimin olduğu ufacık bir de kutum var. (bu arada daha az kullandığım bileklik ve kolyelerim için başka bir dolabım daha var ama onu başka bir yazıda sizlerle paylaşacağım artık :)).

takı dolapları1

takı dolapları2

 

bunlar benim aklıma gelen ve yıllardır keyifle kullandığım şeyler. (sadece bileklik standını yeni aldım sayılır). sizin için bu fotoğrafları çekerken aklıma diğer insanlar neler yapmışlar diye bir araştırmak geldi. gerçekten orjinal fikirlerle karşılaştım. örneğin rendeden küpelik fikri çok hoşuma gitti ama malesef ben o kadar az küpe kullanıyorumki rende mutfakta daha çok işe yarayabilir gibi geldi bana (gerçi yemek yapmayıda beceremem:D o yüzden bizim eve rende boşuna alınmış gibi hissettim tam şuan ama neyse).

takı dolapları3

en çok karşıma çıkan şeylerden biri de kıyafet askısından devşirme takı askıları oldu. hem yapımı kolay hemde kullanımı pratik ama bana bir parça sıkıcı geldi. biraz boyanıp şirinleştirilirse çok daha tatlı sonuçlar çıkabilir diye düşünüyorum.
aşağıda mumluklar, kapı kolları, şişe mantarlarından, yumurta kutularından vs yapılmış hem basit hemde kullanışlı şeyler bulabilirsiniz.

takı dolapları6

takı dolapları5

takı dolapları4

 

benim uyguladığım ya da sizler için bulduğum bir kaç fikir işte böyle. değişik fikirler uygulamalar eminim vardır. fikirlerini bizlerle paylaşmak isteyenler önce el kaldırsın daha sonra da bu atraksiyonlu fikirlerini yorumlar kısmına yazsınlarki herkes  bu fikirlerden faydalansın.

hepinizi kocaman öpüyorum. bana ilgi alaka sevgi şevkat gösterin çok hastayım yeaaaaaaa diyerek son şımarmamıda yapıp yazımı bitiriyorum 😀

 

cut-out bot giyemeden yaz bitti…

Geriden geriden geldiğim doğrudur ama yazdan çıkıp sonbahara girdim sayılır, yakındır havalar iyice soğuduğunda bende zamanı yakalayıp yazılarımı güncel tutmayı başarıyor olacağım 🙂

bugün biraz o geridenliğin bana verdiği yetkiye dayanarak cut-out botları yazmak istedim. evet havayı görünce insan içinden “tam da günü bravo”  diyor değilmi. neyse bu yağmurlu havaya inat biraz içimiz açılsın 🙂

efenim ben bu botları her gördüğümde aklımı yitiriyorum. hem çok tarz hem çok havadar geliyorlar. şu aralar artık son son giydiniz giydiniz yoksa artık kış mevsimine dahil olacağımız için istesekte giyemeyeceğiz uzunca bir süre. ha ben çorabımı çeker altıma giyerim diyenleri duyar gibiyim. bende diyorumki yapmayın, zorlamayın arkadaşlar. eminim 1-2 kişi olacaktır çorapla bile iyi taşıyabilen ama hani o bir kaç kişiden biri olmak öyle kolay değil bence, yapmayın:D

cut-out botları Türkiye’de en iyi taşıyan blogger Billur Saatçi oldu. uzun süredir postlarındaki görsellere bakarken Alexander Wang cut-out botlarına takılıp duruyor gözüm, kendiside bu ayakkabıların büyüsüne en az benim kadar kapılmış olacakki oldukça sık kullanıyor bu aralar, çok da güzel yapıyor ne yalan söyleyeyim.

cut out boots

aşağıda Billur Saatçi’nin Alexander Wang botları ile kombinlediği kıyafetlerinden bir kuple sunuyorum sizlere. devamı için kendisinin son dönem yazılarını inceleyebilirsiniz.

cut out boots3

 

elbette bir çok markanın çeşit çeşit ve gerçekten çok tarz modelleri mevcut. aşağıda değişik modellerde cut-out botlardan seçmeleri görebilirsiniz.

cut out boots7

 

benim gibi bir çok kişinin yeni yeni bu sene blog larında bu botlardan bahsettiğine bakmayın aslına bakarsanız bu botlar öyle çok da yeni değil, Balenciaga‘nın cut-out botları ilk kez Rihanna tarafından 2011 yılındaki albüm kapağında gözümüze çarpmıştı.

cut out boots4

 

ve bunlarda yurtdışından takip ettiğim ünlü bir kaç moda blogger ına ait cut-out bot kombinleri. dediğim gibi taşıyan gerçekten iyi taşıyor ve bir çok kıyafetle hiçte insanın gözünü yormayan, üstüne üstlük “amanın o kıyafetle bile ne de güzel olmuş” dedirten görsellere tanık oluyoruz. bakınız theblondesalad‘ın sahibesi chiara ferragni’ye…

cut out boots9

 

ve cut-out tercih eden bir diğer blogger Andy Torres. bu arada kayıtlara geçsin bu hatunun bacakları süper yaw 🙂

cut out boots8

 

burada da yine cut-out botlarla yapılan farklı kombinlere örnekler var:D

cut out boots6

 

bu sonuncusu aslında yukarıdakilerden oldukça farklı ama ben nedense bunları da çok kadınsı bulduğum için son son sizlerle paylaşmak istedim.

cut out boots2

 

efenim bu seneyi atlattık artık, malesef bu saatten sonra giyebilitemizin olabileceğini (özelliklede bu sabahki yağmura bakılırsa) sanmıyorum, malum bu havada giyersek ayaklarımız donabilir, karnımız ağrıyabilir, çocuğumuz olmayabilir (tam teyzeye bağladım) :p iğrençleşmeden konuyu sonlandırıyorum 😀 evet güzel ayakkabılar, sanırım havalar ısınmaya başladığında çok daha fazla çesidi ile cut-out lar etrafımızda olacak ve bizde (en azından bende) doyasıya bu botlardan giyme şansına erişeceğiz 😀

Herkese sevgiler…