Posts Tagged: delikizinceyizi

Barselona vol2. Gezelim-Görelim

Bir önceki yazıma bakarak Barslona’da sadece yemek yediğimi ya da benim için Barselona’da tapas ve sangria dışında önemli hiçbirşey olmadığunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz 🙂 Bakınız bu yazımın konusu; “gezelim görelim“.

Neyse Barselona’ya gidipte görmeden gelmeseniz iyi olur dediğim bir takım yerleri sizinle paylaşmaya başlıyorum an itibari ile 😀

İlk durağımız elbette Sagrada Familia. Bir bina yapalımda şanımız yürüsün  diye başlatılan bazilika nasıl bir şanları varsa hala bitmiş değil 🙂 Barselona’da adım attığınız her yerde ucundan kıyısından eserleri ile karşınıza çıkacak olan Gaudi’nin el attığı ve hala tamamlanması için çalışmaların devam ettiği bu muazzam eseri görmenizi şiddetle tasiye ederim.

Küçük minicik bir not : İtiraf etmeliyimki Gaudinin eserlerini gördüğümde kendisinin deli olduğuna karar verdim. Kanımca bu kadar muhteşem eserleri normal bir zeka ya da normal bir kafanın üretmesine imkan yok. Evet kabul ediyorum ciddi anlamda kıskandım 🙂

8-12 Ağustos Barselona (15)

Dışarıdan baktığınızda giriş ve çıkışın iki farklı dünya olduğunu hissettiren yapının içersine girdiğinizde camlardan yansıyan güneş ışınları ve doğadan esinlenerek yapılmış kolonları ile kendinizi resmen büyülü bir ortamda hissetmemenize imkan yok.

8-12 Ağustos Barselona (14)

Elbette Sagrada Familia dan etkilendik dedikse cıvıklığımızdan ödün verecek kadar etkilendik demedik 😀 Sagrada Familia’da bulunan okul binasına girip kendimizi turistlerin karşısında sıfırcı Hafize replikleri ile eğlendirerek memleketimizi tanıtmayıda ihmal etmedik 😀 Eminim anlam verememiş, sadece eğlenen bir grup hatun görmüştür ecnebi dostlarımız ama olsun biz memleket tanıtımı için elimizden geleni yapmış olmanın haklı grurunu sonuna kadar yaşamış olduk 😀

8-12 Ağustos Barselona (19)

Gaudi demişken zaten Barselona’da kafanızı çevirdiğiniz her yerde kendisi ile karşılaşmanız mümkün lakin özel ilginiz varsa Casa Batllo ve Casa Mila binalarını da gezilecek yerler listesine eklemenizi tavsiye ederim. İçersine girmek istemeseniz dahi metro istasyonlarından Diagnal’de inip Catalunya meydanına yürürseniz hem yürüyüş yapmış yediklerinizi sindirmiş hemde dışarıdan bu muhteşem yapıları görmüş olursunuz 🙂

8-12 Ağustos Barselona (17)

Catalunya’ya kadar yürüdünüzse şayet durmayın Larambla’ya doğru yürümeye devam edin. Larambla Barselona’nın en işlek ve en turistik caddelerinden bir tanesi. Gitmeyeni dövüyorlar zaten 🙂 Ve elbette La Ramblada meyva yemeyi unutmuyoruz 🙂

Şimdi gelelim başka nerelere gidilebilire efenim “sana dün bir tepeden baktım aziiiz Barselona” parçasını  bilmeyen yoktur :p İşte siz de o tepeyi merak ediyorsanız Park Güell‘e gitmenizi tavsiye ederim.  Tepe dedikse gözünüz korkmasın öyle dehşet tırmanmanız gerekmiyor sağolsun Barselona büyük şehir belediye başkanı turist milleti çok yürüyüp poposunu eritemesin diye sokağa yürüyen merdivenler koydurmuş 🙂 Kendinizi vatanınızdaki bir avm de gibi hissetmenin rahatlığını yaşıyorsunuz (!)

8-12 Ağustos Barselona (18)

Neyse sululuğu kenara bırakıp parkla ilgili bilgilere devam edeyim. Açıkçası parkta iki kısmı özellikle çok seviyorum ilki (burada görsel paylaşmadım ama) park girişindeki Hansel Gratel’in şekerden yapılma evlerine benzeyen binaları ve kolonların olduğu alt bahçeyi. (Alt bahçe sağdaki görselde göreceğiniz üzere Gaudi’nin evinin karşısında kalıyor tam). 8-12 Ağustos Barselona (13)

Park Güell’i sizinde çok seveceğinizi düşünüyor ve şehri turlamaya devam ediyoruz.

Sonraki durağımız aslında geniş bir alanı kapsıyor ve ben bu güzergahı arada molalar vererek yürüyerek takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. Hem sokaklar çok keyifli hem de yürüyerek şehri keşfetmek bana herzaman ekstra çekici geldiği için sizi gaza getiriyorum şuan 🙂

Güzergahımız şu şekilde; Laramblaya gittikten sonra yürüyerek Barselona Cathedral’ine gidiyorsunuz.
8-12 Ağustos Barselona (3)
Orayı güzelce dolaştıktan sonra yürümeye devam ediyor ve Santa Maria del Mar Basilica’sına ulaşıyorsunuz. Bu basilicayı görmenizi tavsiye ederim. Ayrıca soluklanmak isterseniz basilicanın etrafı kafeler ve alışveriş yapabileceğiniz dükkanlarla dolu.
8-12 Ağustos Barselona (21)
Burada ne kadar zaman geçirirsiniz bilemiyorum ama o kadar gitmişken Picasso müzesini görmeden gelmeyin sonuçta basilicaya aşırı yakın. Heheh evet sizi tuzağa düşürüp Picasso müzesine getirdiğim doğrudur 🙂 Şaka bir yana eminim bir çoğunuz Picasso gibi büyük bir sanatçı ile ilgili bilgiye sahipsinizdir fakat müzede kendisinin çalışmaları kronolojik olarak sıralanmış ve kübizm akımını başlatana kadar geçirdiği süreci gözler önüne seren muhteşem bir müze olmuş. Ben şahsen Picasso müzesinde şunu düşündüm “Evet ya adam artık daha iyisi olmayacak kadar mükemmele ulaşmış. Farklı bir şey yapmak istemiş ve kübizmin doğumunda rol oynamış” böylede fikirler üretir aklınızı alırım işte :p

8-12 Ağustos Barselona (1)
Elbette sadece katedral ve müze gezmedik arkadaşlar.  Hazır teeee oralara gitmişken bir de denize girelim bakalım dedik. Tabi olayın acemisi olduğumuz için Colomb heykelinden sola doğru kaptırıp halk plajına ulaştık. Bir plaj düşünün ki insan kalabalığından kumsal görünmüyor 🙂 o derece tıkış tıkıştı. Hatta o kadar kalabalıktı ki plajın mavi bayraklı olduğunu bildiğim halde “sudaki tuz oranının ne kadarı denizden ne kadarı amonyaktan kaynaklı” diye düşünmeden edemedim :). Özetle Barselona’da denize girerim vs gibi bir derdiniz olmasın bence elbette daha sakin plajlar bilenler varsa yorum bırakıp bizi de aydınlatırlarsa sevinirim.

Ve son olarak kedi severler size sesleniyorum 🙂 El Raval bölgesinde Rambla del Raval üzerindeki kocaman kedi heykeline bir sarılmak isteyebilirsiniz 🙂 Şu sıralar çok sıkıntılı olmamakla beraber biraz kozmopolit bir bölge olduğu için kediyi görmeye giderken dikkat edin demeyide kendime borç bilirim 🙂

8-12 Ağustos Barselona (2)

Fernando Botero tarafından yapılmış dev kedi ile Barselona yazıma son vermekten kıvanç duyuyorum efem 🙂 Yazıda eksik olan ve tavsiye ettiğiniz yerleri yorum olarak bırakabilirsiniz.

Bu arada son son tatile beraber gittiğim arkadaşlarım Minyanım ve Manumla fotolarımızıda ekleyeyimde ileride dönüp baktığımızda “oyyy ammada gençmişiz heee”  diye birbirimize laf edebilelim 🙂

8-12 Ağustos Barselona (7)

Yazıma son verirken büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden, yaşıtlarımın yanaklarından öper, çok sevdiklerime sarılır az sevdiklerimle tokalaşır ve herkese selam ederim. ahahahaha ay daha da uzatacaktım ama cıvıklıkta bir yere kadar. Özetle hepinizi öperim, benim deli deli yazılarımı okuma sabrını gösteriyorsunuz ya valla çok tatlısınız 🙂

Bağğzı kupalar pek güzel :)

Yine günlerden bir gün çıktım dolaşıyorum Mudo‘ya girivereyim dedim. Demez olaydım 😀 Amaney bir kupalar gördüm arkadaşlar aklım yerinden oynadı. Nasıl güzel renkler, nasıl keyifli desenler anlatamam. Hatta anlatamayacağımı bildiğim için tek tek hepsinin fotoğrafını çektim 😀 Ev kupa kaynadığı için pis boğazlık yapmamayı başarıp almadım ama aklımda kalmadı değil hani 😀

Bu arada tanıdıklarım bu yazıyı okuyup bana şirinlik yapacaklar, sonrada ev bu kupalarla dolup taşacak diye de korkmuyor değilim. Yapmayın 🙂

DeliKizinCeyizi_MudoKupa (2)
DeliKizinCeyizi_MudoKupa (4)
DeliKizinCeyizi_MudoKupa (3)
DeliKizinCeyizi_MudoKupa (1)

Bu arada merak edenler için ojem Rimmel – 613 Midnight Rendezvous

SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem:p

Takip edenler bilirler vestaevent‘in organize ettiği SunArt etkinliğinin 3. sü geçtiğimiz Pazar gerçekleşti. Yorucu ve koşturmaca dolu hazırlık süreci sonrasında 22 Mart Pazar günü Galata GaleriBu‘da gerçekleşen etkinlikte Paw by Nes standımı kurmuş ve insanlara tüm yorgunluğumu unutup gülücükler dağıtmaya başlamıştım bile 😀

Bu tarz etkinliklerin benim için en ama en güzel yönü ürünlerimi takip eden insanlarla tanışma ve yüzyüze sohbet etme fırsatı bulabilmem. O kadar keyif alıyorumki standıma gelip “ben sizi sosyal medyada takip ediyorummmm…” diye başlayan cümleler duymaktan,  kalkıp sarılasım geliyor karşımdakine, çok tatlısınız, valla bak 🙂
DeliKizinCeyizi_SunArt (2)

DeliKizinCeyizi_SunArt (6)

Halen sosyal medyada takip etmeyenler ve “aaa bende takip etsem” diyenler için facebook, instagram ve twitter hesaplarının hepsi pawbynes 😀 görüldüğü gibi çok pratik 😀

DeliKizinCeyizi_SunArt (8)

Elbette sadece takipçilerle tanışmakla kalmıyor yeni yeni arkadaşlar edinme şansına sahip olmamı bir sürü işinden keyif alan yeni tasarımcı ya da blogger ile tanışmamı sağlıyor böyle organizasyonlar.  Örneğin keyifle takip ettiğim  sevgili Duygu Şenyürek’le tanışma ve de kaynaşma şansım oldu SunArt etkinliği sayesinde 🙂

Tüm bunların yanında belirtmeden geçemeyeceğim bir şey var  o da vestaevent kurucuları Gözde ve Selin‘in güler yüzü için bile SunArt’a  katılır insan 🙂

DeliKizinCeyizi_SunArt (5)
DeliKizinCeyizi_SunArt (4)

Şimdi gelelim diğer bir önemli noktaya 😀 hep önemlidir zaten bilirsiniz 😀 ama bu çok önemli :p
neyse şaka bir yana ben normalde sütsüz şekersiz acı filtre kahve ve türevlerini içen bir insan olarak Pazar günü kazayla elime geçen MOCİstanbul‘un Cappucinosunu denemiş bulundum. Size şöyle özetlemek isterim lezzeti; Bütün gün sürekli Cappucino içtim 🙂 öyle lezzetliydi 😀 Anadolu yakasında şöyle evime yakın bir yerlerde bir şubeleri olsa idi keşke diye içimden geçirdim hatta dayanamadım şuan buraya da yazıyorum kayıt altına almış olmak için 😀 Noluuurrr buralarada geliiiiiiinnnn 🙂
DeliKizinCeyizi_SunArt (3)
Son olarak bu ikiliye dikkat 😀 Beni zaten biliyorsunuz iricene olan 😀 ve yanımdaki de dikiyorum.com ‘un becerikli elleri Asuman 😀 Çok yakında bu ikiliden çok keyifli sürpriz bir koleksiyon geliyor 😀 Sürprizi bozmamak için detayları şuan veremiyorum ama kesinlikle takipte kalmanızı tavsiye ederim 😀
DeliKizinCeyizi_SunArt (1)

Bu kadar gevezelikten sonra artık bende dinlenmeyi ve eğlenmeyi hakettim diye düşünüyorum ve siz bu satırları okurken ben çooook uzaklarda olacağım geyikleri yapıp kendimi sokaklara atmak için hazırlanmaya gidiyorum 😀 Herkese kocaman öpücükler SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem :p (bu cıvıklığı yapmasam olmazdı ehhehe)
Keyifli haftasonları olsun muah muah…

yaz kapımızda değil kafamızda :)

yaz kapımıza dayandı “ooh oh yandan” falan tadında keyiflendiğimiz günlerin ortasında kış tur bindirdi resmen ve havalar yine buz oldu.

yine yeni yeniden soğuk”  lakin bu gidişe bir dur demek  için süper kahramanlara başvurmaya gerek yok, kendi çözümümüzü kendimiz ürettik geçen hafta. Işıl ışıl payetli pantolonlar, etekler, ayakkabılar giydik ortamı neşelendirelim yazın gönlü olsun yamacımıza gelsin dedik, yetmedi.  Şimdi daha vurucu bir darbe ile şansımızı deniyoruz. Saçlarımızı gökkuşağının renklerine boyuyoruz. Evet evet doğru duydunuz “yaz kapımıza gelemese de kafalarımıza gelecek” böylece 😀 (Lanet olsun yine çok zekice bir çözüm ürettim :p)

şaka bir yana yıllardır kullandığım saç rengimi çok sevdiğim için herhangi bir renk katmak istemiyor olsamda ufak tefek değişikliklerle hayatına renk katmak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim bu rengarenk saç olayını. öyle çok abartmadan bir tutam saçınıza ya da saçınızın istediğiniz bir bölümüne farklı renkler uygulanıyor ve hem siz değişiklik ihtiyacınızı karşılamış oluyorsunuz hem de bizim gözümüz gönlümüz açılıyor. Özetle herkes kazanıyor 🙂

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (2)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (3)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (4)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (5)

DeliKızınÇeyizi_Rainbow (1)

Düşünenler için instagramda ertan altun’un elinden çıkmış oldukça başarılı saçlar görüyorum ama bildiğiniz başka yerler varsa onlarıda paylaşırsanız yazıyı zenginleştirmiş olursunuz.

Herkese sevgiler…

 

 

 

Pantolonum şekil önümden çekil :p

Eveet madem havalar günlük güneşlik olmamak konusunda direniyor. Sürekli kafamızı karıştıran hamleler içersinde dolanıyor  o zaman bizde kendi ışıltımızı kendimiz yaratırız 😀 Bir arkadaşımın küresel ısınma konusunda yaptığı derin çözüm önerisi geldi aklıma birden “herkes buzdolabını 3 dakika açık bıraksa ortalıkta küresel ısınma falan kalmaz serinleriz” demişti 🙂 Elbetteki tamamen dalga geçmek için önerdiği bu yol, havaların güllük gülistanlık olması için çözüm üretmem konusunda bana ışık tutmuş oldu 😀 Düşünsenize her birimiz  payetli ışıltılı bir pantolon geçirsek üzerimize ortalık alev alır ışıldamaktan :p

Neyse gelelim konumuza. Arkadaşlar eskiden demode ya da rüküş dediğimiz ne varsa son yıllarda gümbür gümbür hayatımıza girmekte.  Takip edenler bilirler daha önce altın rengi saatler ile ilgili yazımda bunu dile getirmiştim. Şimdi ise aynı şeyi payetli ürünler için söylüyorum. Özellikle payetli pantolonlar son dönem o kadar gözüme çarpar olduki çok sürmez bir tane edinir giyerim gibi geliyor. O da olmaz ise payetli pullu başka başka aksesuarlar ile nefsimi köreltirim kanımca 😀 (bu arada benden duymuş olmayın ama Paw by Nes ‘de ileriki günlerde bu konuda bir takım süprizler ile karşılaşabilirsiniz:D)

DeliKizinCeyizi_Payet (9)

Girşimizi yaptığımıza göre “bu arkadaşları nasıl giymek gerekir” gibi daha detay konulara geçebiliriz  🙂
Payetli pantolonlar topuklular ile klasik ve hoş bir görünüm yaratan parçalar olmakla beraber ben kesinlikle converse tarzı daha salaş bir ayakkabı ile daha günlük ve keyifli bir kullanım şeklinin olduğunu düşünüyorum.  Kendisi ışıl ışıl olduğu için sade parçalar ile bir araya geldiğinde kafa karıştırıcı bir iddia ve şıklık yakalamak mümkün gibi geliyor bana…

DeliKizinCeyizi_Payet (8)Delice bir not1 : Yukarıda özellikle açık yeşil kazak ile kullanılmış yeşil pantolonlu kombine bayıldım.

,

DeliKizinCeyizi_Payet (7)Delice bir not2 : Bu fotoğrafta ise özellikle bordo renkli Mybestfriends pantolon favorim oldu 🙂

DeliKizinCeyizi_Payet (5)

Payetli pantolon kombin örneklerinde en sevdiklerim arasında sayılabileceklerden biri elbetteki Nur Bilen Yavuzer ‘in ki oluyor. Bana kalırsa kendisi birbiri ile uyumsuz gibi görünen parçaları bir araya getirip keyifli kombinler çıkarmak konusunda çok başarılı. Bu tarz parçaları öyle doğallık ve güvenle üzerinde taşıyor ki inanın kullandığı en uç parçalar bile gözüme güzel geliyor. Doğal olarak payetli pantolon kombinlerini de bu post uma eklemeden geçemedim.
DeliKizinCeyizi_Payet (3)

Of hale bakarmısınız yazdıkça yazasım geliyor 🙂 Açıkçası sanal alemde dolaşırken o kadar hoş kombinler gördüm ki aralarında seçim yapamadığım için bol bol görsel eklemek istedim bu posta idare ediverin 🙂

DeliKizinCeyizi_Payet (2)

DeliKizinCeyizi_Payet (12)

Yorulanları da düşünerek oturur vaziyetli pozlar içeren kombinlerde paylaşayım son son 😀

DeliKizinCeyizi_Payet (1)

Gördüğünüz gibi istemediğiniz kadar fazla kombini bir araya getirmek sureti ile bu yazımın sonuna gelmiş oluyorum.

Efenim yeni trendler çaktırmadan hayatımıza giriyorlar. Önce başkalarında göre göre gözümüz alışıyor sonra bir de bakıyoruz ki “ay biraz iddialımı ne” dediğimiz parçaları bizde kullanır olmuşuz. Açıkçası birşeyleri seviyorsak cesaret edip denemeliyiz bence ama her zamanki uyarımıda yapmakta fayda görüyorum; trend oldu diye zorlaya zorlaya da hayatımıza sokmamıza gerek yok, olmuyorsa zorlamayalım :p Hepimiz payetli pantolon giymek zorunda değiliz 😀 Yakıştırabileceksek, tarzımızla uyum içinde konuyu içimize sindirebileceksek ya da “bu nee beee” diyenlerin ağzının ortasına elimizin tersiyle vurmak yerine kulak tıkayabileceksek bu işlere girelim 😀 Sonra “vay efendim sen çok güzel parça dedin gaza geldik, senin yüzünden el fenerine döndük” gibi eleştrileri kabul etmiyorum bilesiniz:)

Neyse şaka bir yana denemekten zarar gelmez arkadaşlar deneyin, bu dünyaya bir kere geliyoruz tadını çıkarın, mutlu olduğunuz şeyleri giyin takın takıştırın. Ayrıca bu yazıyı sabırla okuyup şu son cümleye kadar bayılmadan ulaşabilmiş herkesi ekstra öpüyorum. Onlara herşey yakışır zaten korkmasınlar :p Bebeklerim yeaa 🙂 Hadi bu sefer gerçekten kaçtım ben sonraki yazıda görüşürüz 🙂

Ayağımı yerden kessin yeter :D

Bu sıcak havalarda spora gitmek, yakın çevrenizde bir yerlere yürümek ya da toplu taşıma kullanmak özellikle de İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsanız bazen gerçek bir eziyet halini alabiliyor. İşte bu noktada bende devreye “hepsini bir arada aradan çıkarabileceğim bir yol var mı acep” düşüncesi girdi 🙂 hem sporumu yapabileceğim hem de yakın mesafe ulaşımda ayağımı yerden kesse yeter diyebileceğim bir icatta bulunayım istedim. sonra o sıcak havaların mayışıklığı ile icat kısmını atlayarak acaba hazır icat edilmiş benim işime yarayacak ne var diye düşünmeye başladım 🙂 “ne olabilir bu büyük icat?” diye düşünürken aniden bir aydınlanma yaşadım ve bisikleti icat eden insanları saygı sevgi hürmet vb duygular ile uzun uzun andım 😀 hem spor yapmamı sağlayacak hem de ayağımı yerden kesecek icat olan bisiklet böylece önce aklıma sonrasında da çok hızlı bir biçimde hayatıma girmiş oldu 🙂

yaklaşık bir aydırda neredeyse heryere (kargo, alışveriş, sinema vs vs) bisikletime binip gider oldum 🙂

Gerçi bir uyarıda bulunmakta da fayda var. Maalesef çok az yerde bisiklet yolu olduğu için trafik olan yerlerde bisikletle dolaşmak biraz dikkat istiyor. Lütfen bisiklete binerken dikkatli olun, gece sürüşü için lambanızı, uzun yollarda kullanıyorsanız kaskınızı ihmal etmeyin. Sağınıza solunuza iyice bakın. Terli terli su içmeyin. Ayağınızı üşütmeyin… Ay abarttım sanırım ama siz beni anlamışsınızdır eminim 🙂 Özetle biraz dikkatli olmakta fayda var ve dikkat edebilecek herkese şiddetle bisikleti tavsiye ediyorum. Koşun alın bisikletinizi (eheheh yok yok koşmayın şaka yaptım sakin sakin gidin) 😀

DeliKizinCeyiziBisiklet (5)

DeliKizinCeyiziBisiklet (4)

Dikkat ettiyseniz bu fotoğraflarda pek bir havalı hallerdeyim. Rahat olun normalde dilim dışarıda suratım kızarmış olarak dolanıyorum yarım saat sonra 🙂

DeliKizinCeyiziBisiklet (3)

Bakınız sıcak bastığı için soyunma sürecine girmiş olan ben :p

DeliKizinCeyiziBisiklet (8)

heryere bisikletle gidiyorum derken dalga geçmediğimi görün diye bu fotoğrafı da paylaşmak istedim 🙂 Gördüğünüz gibi yürüyen merdivenlerde bile yanımda kendisi 🙂 Şaka bir yana yoğun yollardan karşıya geçmek için üst geçit yerine metronun alt geçidini kullanmayı tercih ediyorum. Çok daha rahat oluyor 🙂

DeliKizinCeyiziBisiklet (1)

 

 

 

Blogger Bazaar5 dosyası….

Tüm yorucu koşturmacanın, seçim hengamesinin ardından ancak fırsat bulabildiğim blogger bazaar5  yazımı sonunda bugün yazabiliyorum. evet kabul ediyorum biraz fazla rötarlı oldu ama olsun önemli olan niyet malumunuz 🙂

daha önceki yazımda da anlatmış olduğum gibi blogger bazaar, blog yazarlarının kendi tasarımlarını ya da ikinci el ürünlerini insanların beğenisine sundukları ayrıca takipçileri ile arada monitörler, telefon ekranları olmadan kanlı canlı bir araya gelebildikleri bir etkinlik idi. Bunun dışında blog yazarlarının veya tasarımcıların birbirleri ile tanışıp networklerini genişlettikleri bir etkinlik olduğunu da orada deneyimlemek sureti ile öğrenmiş oldum.

Bu etkinlik sayesinde (standımdan ayrılmaya fırsat bulup, attığım minik turlarda) gözüme kestirip aldığım ürünlerin yanı sıra, güzel arkadaşlıkların temellerinin de atıldığına inanıyorum 🙂

Hadi bir parça fotoğraflar konuşsun:)

Öncelikle kendi standım olan Paw by Nes standını sizinle paylaşmak isterim 🙂 Takip edenler zaten biliyorlar ama bilmeyenler için kısaca özetleyeyim; yaklaşık 2 yıldır “Paw by Nes” adı altında kendi yaptığım bileklik ve kolyeleri sizlerin beğenisine sunuyorum. Yani bu blog yazıları boşu boşuna geç yazılmıyor yoğunum gördüğünüz üzre :)) (eheheh bu şekilde kendimi aklamayı da başardığımı sanıyorum :p) Blogger bazaar5 için hazırladığım ürünlerimi sergilediğim standımın görsellerini aşağıda görebilirsiniz 🙂 Daha detaylı incelemek isteyenler için facebook ve instagram hesaplarıma linkleri tıklayarak ulaşabilirsiniz 🙂

blog5_1

Standımda beni ziyaret eden misafirlerimi lolishop tan aldığım şekerlerle ağırladım. Lolishop un online satış sitesinde pati şeklindeki şekerleri görünce hemen sipariş verip kendi logomun olduğu minik poşetlere koydum ve aşağıdaki iştah açıcı görüntüyle karşılaştım 😀 Bu arada çok lezzetli şekerleri olduğunu bir kere daha buradan kendilerine iletmek isterim 🙂 ellerinize sağlık efem 🙂

blog5_2

Neyse şekerlerden bir parça kopup standımda mutlu ben’i sizlere sunmaktan grur duyarım :)) Fotoğraflarda da görüldüğü üzre pek bir keyifli pek bir mutluyum. mebus karısı gibi pek bir havalıyım :p

blog5_3

Aşağıda görecekleriniz de attığım hızlı turlarda gözüme çarpan cicili biçili stantlardan bir minik küple 🙂

blog_sil3

blog_2

Ve o günkü koşturmaca ve öncesinde sağ kolum görevini üstlenen BANG‘in A’sı VegaPhotoArt‘ın ortağı sevgili Aylin’i aşağıdaki karede görebilirsiniz 🙂 Anneciğimin el emeği göz nuru hazırlamış olduğu bereleri de o gün standımda yerini aldı. Bu sene çok fazla kış yaşamadık ama gelecek sene bu cicili bicili rengarenk berelerle pawbynes.com da oldukça fazla karşılaşacaksınız 😀

blog_sil6

ve etkinliğin bence en güzel yanlarından biri inanılmaz özel fiyatlara alabildiğiniz ürünler. Ben de blogger bazaar 5 den gardrobuma giren ürünleri sizlerle paylaşayım istedim. ilk sırada dikiyorum.com un güzel yazarı dünya tatlısı hatunum asuman ergun’un sanki beni düşünerek dikmiş olduğu eteği. çok güzel bir jest yapıp bana fuar sonunda bu dünyalar güzeli eteği armağan etti. şuan tekrar bir etkinlik olsa da gidip standını talan etsem peşindeyim çünkü tam bana göre dikiyor:D ellerine sağlıııkkk canımmm :)))
ikinci olarak ta denizertürk ten aldığım ve ayıla bayıla keyifle giydiğim kot pantolonum.

blog_sil4

ve son olarak etkinliğin sonunda çekilen tüm katılımcı bloggerların yer aldığı fotoğrafı da paylaşmazsam olmaz. hepsine buradan kocaman öpücükler ayrıca bu güzel etkinlik için vesta event, selin ve gözdeye çok teşekkürler. emeğinize sağlık. bir sonrakinde görüşmek dileği ile…

blog_sil

Bir takım tatil anıları vol1.

herkesin öncelikle geçmiş bayramını buradan da kutlamak isterim. yedik tatlıları şekerleri löpür löpür oldu kıçımız başımız şimdi artık haftayı iş – spor – diyet koşturmacası ile tatilin acısını çıkararak geçirmeye hazırız 🙂

efenim ben bu tatili biraz yoğun yaşadım ayıptır söylemesi. istanbul-erdek arası ufak bir mekik dokuma mevzuğu yaşandı ama keyifli bir tatil oldu hem arkadaşlarımla hemde ailemle zaman geçirmiş oldum.

tatilin bende ki en büyük anısı hayatımda ilk kez yaptığım dalış mevzuğu oldu 😀 o yüzdendir ki tatil ile ilgili ilk yazım belkide tek yazım bu dalış mevzuğu olacak 😀 sonradan görmeliğin bana verdiği yetkiye dayanarak dalışta çektiğim fotolarıda gözünüze sokacağım buradan 😀

neyse olayı özetlemem gerekirse elbette “çok rahat çok cool” falan değildim aksine yaklaşık 2 saat kadar dalış üzerine olumsuz söylemlerde bulundum. çok tehlikeliydi bir kere, sonuçta ben yüzerken bile bir süre sonra suyun içinde nefesi daralan bir insanım, su altında 3 dk dan fazla kalamaz boğulur daralır gidebilirdim diğer tarafa 😀
ayrıca ya vurgun yerseydik 😀 (yanlış anlaşılmasın bu tanıtım dalışı idi öyle 10 larca metre inme gibi bir durum yoktu ama olsun insan olumsuz düşünmek istedikten sonra sınır tanımayan doktorlara bağlıyor olayı:p).
tüm mücadelelerime rağmen meşhur BANG’in B ve A’sı beni ikna etti dalış konusunda. ben onların hayatlarını kurtarmaya çalışırken kendimi üzerimde bilmem kaç kilo ağırlıklar ve tüp ile tek başıma yürüyemediğim için birileri benim bir ucumdan tutmuş suya doğru yürütürken buldum 😀 Son hatırladığım suya girerken insanlara hala “yarım saat 40 dakikaya kadar benden haber alamazsanız 911’i arayın” esprisini milyonlarca kez tekrarladığımdı. yaptığım onlarca saçma espriyi çevredekiler “amanda ne komik kız” diye yorumladılar ama aslında korkunun kendimle dalga geçme boyutlarına eriştiği o muazzam çene düşüklüğü durumuna şahit olmuşlardı 🙂 allahtan bunu sadece B ve A biliyordu diğerleri sadece komik bi kız sandılar beni 😀

neyse olayın sonunda elbetteki kimse 911’i aramamıştı ve bende boğulmamıştım:D hayır zaten boğulsamda 911’i arayanı döverdim lan amerikan filmlerindemi yaşıyoruz arayın 112’yi ambulans isteyin dimi 😀  neyse sonuç itibari ile şunu söyleyebilirim dalış olayını sevdim, yani böyle 15-20 metrenin altına inilmediği takdirde dalınabilir keyif bile alınabilir 😀
bu kadar atıp tuttuktan sonra ikinci kez dalışa gitmem ve 12-13 metre dalmam benim için ayrı bir grur eğlence ve “yuh be kardeşim insan bukadarmı kendiyle çelişir” gibi bir takım hislere kapılmama sebebi oldu ama ne yapalım bende böyle bi insanım işte 😀

bu arada ilk dalışta hocanın eliyle iyimisin işaretine sürekli baş parmağımla yukarıyı göstererek iyiyim hareketi yaptığım için bir iki kere beni yukarı doğru götürmeye çalışması ve benimde bunu dalış olayının raconu sanmam dışında bir sorun yaşamadım:D allahtan su üzerine çıktığımızda sordu birşeymi oldu diye de bende anladımki o yaptığım hareket su altında yukarı çıkma işareti imiş 😀 dalış öncesinde konuşmaktan saçma sapan esprilerle kendimi helak etmekten hocayı yarım yamalak dinleyince böyle değişik bir takım şeyler olabiliyor 😀 ama artık öğrendim 😀

neyse bu arada su altı fotoları için ikinci dalışımda çok sevmediği halde bana eşlik eden ve gopro ile onlarca fotoğrafımı çeken sevgili eşime bu posta katkılarından dolayı kocaman öpücükler 😀

GOPR2930-6

bir takım anlamsız el hareketleri ile suya giriş 😀
GOPR2930-8

hareketlerin anlam kazanmaya başladığı zamanlar 😀

DCIM101GOPRO

bir takım havalı bakışlar duruşlar falan :p

DCIM101GOPRO

DCIM101GOPRO

Denizde Anamla karşılaşma anlarım part1 😀

DCIM101GOPRO

Denizde anamla karşılaşma anlarım part2:D

GOPR2981-10

Nemo kayıp dediler gittik bulduk :p

GOPR2981-2

ve elbette son olarak tüm dalış denemelerimde canım bilekliklerim sevgili Paw‘larımda benimle beraberdi:D

Herkese kocaman öpücükler :))))

 

Başlangıç…

herkese merhabalar

bugün uzun bir zamandan sonra tekrar yazabiliyor olmanın sevinci içersindeyim (hala -de ve -da lara dikkat etmiyorum ama olsun). okadar çok şey olduki bu süreçte nerden başlamalı bilemedim şuan. en önemli gelişme sanırım benim istifa edip daha çok bileklik yapmaya ve daha çok yazı yazmaya karar vermiş olmam olsa gerek. aslında şöylede özetleyebiliriz 6 hafta önce verdiğim bu karar sonucunda bugün itibari ile daha çok başınızı ağrıtıyor olacağım. daha çok yazıp çizecek daha çok bileklik yapacak daha çok gezip sizlerle paylaşacağım 🙂

umarım herşey hepimizin gönlünce olur.

işte ilk günün özeti 🙂

Kolajlar

şartlar biraz ağır, malum oğlum Patiska bana yardım ediyor en azından yardım etmeye çalışıyor :p

27052013

 

Herkese sevgiler 🙂

 

Heyoooo ben geldiiimmmm :)))

Bir garip grip halleri içinde, beynimin burnumdan aktığı şu günlerde bakalım nasıl bir yazı çıkacak ortaya diyor ve serbest atışa başlıyorum.

Öncelikle hasta olduğum için nazlıyım şuan o yüzden ilgi, alaka, sevgi şevkat gösterin bana:)

Bukadar şımarıklıktan sonra yazıma geçebilim (hayır gerçek yazıya geçince ciddileşicem sanki;p)

Neyse baya baya açtım arayı kabul ediyorum çok eşşek bi insanım ben:) ama bir sürüde şey birikti sizler için. Meselaaaaa www.bonvagon.com‘da sevgili Paw’larım sevgililer günü öncesinde görücüye çıktı 🙂 beğenip satın alan yada güzel yorumlarını paylaşan herkese çok çok teşekkür ederim:) oldukça keyifli bir süreç oldu benim için.

20130307-185815.jpg

Bu esnada ürünlerim için çok güzel bir logo tasarlandı (ki şu sıralar son rötüşleri yapılıyor yakındır onuda paylaşacğım sizlerle).

Sonra bir dünya yeni ürün alındı:) bunlar başlı başına bir yazı konusu:)

Sonra bir sürü hediye geldi (ehehehe en sevdiğim kısım).

Böyle böyle günler geçti geçti geçti. Ama ufak bir düzenleme ile en azından haftada bir yada iki gün yazmaya başlayark tekrar eski günlere dönmeyi hedefliyorum. Ne demişler hedefleyenin bir hedefine ulaşamayanın iki yüzü karadır. Yada değildir bilemedim şuan:)

Hepiniziii kocaman kocaman öpüyorum:) pek yakında tekrar görüşmek üzereeeee irtibatı koparmayalım:))))