Posts Tagged: deli kızın çeyizi

Garden Sale’in ardından…

Geçen haftalarda tatlı bir telaş içerisinde idim. Yıllardır severek takip ettiğim Garden Sale’e bu sene kendi markam olan Paw by Nes ile katıldım.

delikizinceyizi_gardensale-7

Bu tarz etkinlikleri ürünlerimi alan insanlarla birebir tanışma fırsatı bulabildiğim için çok seviyorum. Ayrıca diğer güzel yanı da  tasarımcı arkadaşlarımla beraber etkinliklerde  ortak stand açıp hem bol bol sohbet muhabbet etmiş oluyoruz hem de stand başında iş bölümü yapma şansımız oluyor. Özetle güzel bir enerjisi oluyor böyle ortak çalışmaların.

delikizinceyizi_gardensale-12

Bu etkinliğe sevgili Burcu ve Duygu ile katıldık. Burcu’nun markası olan Atölye Kici ağırlıklı olarak doğal taş ve deri ile üretilen el yapımı aksesuar ve defterleri ile ünlü. Duygu ise genç bir mimar ve mesleğini çok sevdiği takı tasarımı ile birleştirerek betondan takılar yapıyor (evet yanlış okumadınız betondan muhteşem takıları var). Duygunun markası Gemstone Projects’in ürünleri için ise burayı tıklayınız efenim 🙂
delikizinceyizi_gardensale-2
Elbette orada tanıştığım bazı isimleri de burada anmadan geçmek olmaz. Örneğin Elza Jewelry nin kurbağalarını görmeyen kalmasın derim. Hepsi birer sanat eseri idi.
Komşu standımız Lulikomdesign’ın bebeklerine hayran olmamak elde değildi. A dan Z ye bebeklerin herşeyini kendisi hazırlıyor. Hatta eğer sevdiğiniz insanlara hediye olarak bebeklerden yaptırmak isterseniz bir fotoğraf göndererek sipariş veriyorsunuz ve harikalar yaratıyor.

delikizinceyizi_gardensale-6

Ah elbette ürünlerimden almaya ya da benimle tanışmaya gelen bir sürü yeni ve güzel insan yanında destek amaçlı gelen dünya güzeli arkadaşlarıma da buradan kocaman kocaman sevgiler göndermezsem olmaz 🙂

delikizinceyizi_gardensale-10Efenim bu fotodaki sağdaki yakışıklıyı (Can olur ismi) hafızalarınıza kazıyınız zira ileride isminden oldukça söz ettirecektir kendisi 🙂

delikizinceyizi_gardensale-8

Bu kadar güzel hatunun olduğu bir fotoğrafa çokça açıklama yapmama gerek yok sanırım 🙂

delikizinceyizi_gardensale-5

Ve neredeyse her etkinliğime gelen sevgili Elif ve yakışıklı oğlu Nova’yıda atlamayalım.

Garde Sale

veee elbette hernekadar ekip elemanlarından biri İsveç’e taşınmış olsa da teknoloji sayesinde tam kadro yamacımda olan cağnım BANG 🙂

Sıradaki etkinlikler ve yeni süprizler için çalışmaya ve geriden geriden de olsa yazılar yazarak buradan sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.  Sonraki etkinliklerde görüşmek üzere…

İyi varsınız.

 

Yeni yılda yeni hobiler arayanlar burayaaaa… ☺️

Yeni bir seneye girmiş olmanın heyecanı ile ilk yazımı yazmaya başlamadan önce ufak bir yeni yıl dileği yazmak istiyorum buraya; Geçen yıl bizi üzen, kıran, canımızı sıkan ne varsa geride bırakmış olmayı ve güzel dileklerimizin hepsinin gerçekleşeceği bir sene yaşamayı umut ediyorum. Tüm bu dileklerim yanında kendime torpil geçip “yazmak için daha fazla zaman yaratmayı başardığım” bir yıl olmasını dileyerek yılın ilk yazısına başlıyorum 🙂

Efenim bilenler bilir isimlerimizi BANG diye kısaltmış olduğumuz bir arkadaş grubum var 🙂 Geçenlerde BANG’in B’si ahşapla ilgilenmek istediğini söyledi. Hemen aklımıza elbette bu işin duayeni Kadir Ulus geldi. B hemen Kadirle görüştü ve ilk uygun workshop gününe kayıt yaptırdı ve yollara düştü 🙂 Ben de hem B’nin ahşapla imtihanını izleyerek grubun diğer üyelerine onun fotoğraflarını göndermek hem de uzun zamandır görüşemediğim Kadir’i kalesinde yani atölyesinde ziyaret etmek için workshop günü atölyeye baskın yaptım ve hazır gitmişken sizler için de biraz fotoğraf çekmek biraz da bilgi toplamak istedim.

DeliKizinCeyiziAtolye (3)

Öncelikle B’nin hobi ya da değil yaptığı işleri ne denli ciddiye aldığının ayrımına varabilelim diye bu fotoğraf şurada dursun, kayıtlara geçsin isterim 🙂

DeliKizinCeyiziAtolye (4)Bu fotoğrafta ise; işini keyif ve tutkuyla yapan insanlarda olan o enerjisi ile Kadir Ulus’u ve cevval öğrencisi B’yi çalışırken görebilirsiniz:) 

DeliKizinCeyiziAtolye (9)
Bu da benim orada olduğumun ispatıdır. 🙂

DeliKizinCeyiziAtolye (10)Ve günün sonunda B’nin kendi tasarımı olan ve elleri ile yaptığı peynir tabağını paylaşmaktan grur duyuyorum. Ayrıca buradan kendisine seslenmek istiyorum; yapım aşamasına bizzat tanıklık ettiğim için gönül rahatlığı ile numnumnum numnumnum yerim o tabakta sunacağın peynirleri bilesin:)

Bu tarz şeylere ilgisi olup “nerede uzun süreli eğitim ya da tek günlük workshoplara katılabilirim” diye düşünenleriniz varsa buradan Kadir Ulus’un detaylı iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz. 

Eğitimlere ilgisi olmayanlarında Kadir’in markası Woodencrafts ürünlerini incelemelerini şiddetle tavsiye ederim.

 Hazır konu açılmışken Woodencrafts ürünleri ile donatılmış atölyedende birkaç fotoğraf eklemek istiyorum. 

DeliKizinCeyiziAtolye (7)

DeliKizinCeyiziAtolye (8)

Atölyedeki duvar süsleri ve tabloların yanı sıra avizelerin güzelliğine dikkat çekmek isterim ve yeterince dikkatinizi çekebildimse hemen Woodencrafts’tan kaptığım kirpimide sizlerle paylaşarak yazıma son veririm☺️☺️

  
Okuma nezaketini gösteren herkese kocaman öpücükler??

Anne ben iç mimar olucam :)

Yazının başlığı sizi aldatmasın iç mimar olmaya niyetim yok 🙂 Sosyal medya üzerinden beni takip edenler görmüştür. 5 yıldır yaşadığım canım evim, minik kuşum kentsel dönüşüme girdi ve bir taşınma telaşıdır aldı yürüdü bende. Eşyalar toparlandı, koliler hazırlandı, bir kısım eşya geçici olarak annelere götürüldü 🙂 kalan şanslı grup (!) bizimle yeni evimize taşındı vs vs. Özetle yoğun bir koşturmaca sonucunda geçicide olsa yeni bir eve taşınma işlerinin hem keyifli hem yorucu yanlarını bir kez daha hatırlamış olduk 🙂
Bu esnada malumunuz “beyin bedava” olduğundan bu dönemi bir fırsata çevirmek fikri kafamda yeşeriverdi 🙂 Bir yandan “ah benim  minik kuşum değişecek, dönüşecek diye üzülen içimdeki yengeç kadını, diğer yandan da 1 sene sonra döneceği yeni evinde neler yapabilir, nasıl döşeyebilir heyecanına kapılmış kova kadını”  coştu anlayacağınız. 🙂

Aslına bakarsanız evle ilgili dekorasyon fikirleri çok masumane bir şekilde “çalışma odamı nasıl dekore etsem” ile başlayıp tüm ev dekorasyonuna doğru yol aldı 🙂
Şimdiden kafamın içinde onlarca fikir uçuşmaya başladı bile. Örneğin; ilk yapacağım şey yeni bir koltuk takımı almak olacak ve bu konuda en büyük destekçilerim elbette canım kedilerim Pati ve Yuffie 🙂 Sağolsunlar ikisi iki koldan koltuklarımı tırmaladıkları için mevcut koltuklar artık son demlerini yaşıyorlar ve bu gidişle eve bizimle dönemeyecekler. Evet bunların hepsi bahane olabilir sonuçta ben bir kadınım ve kedilerimi bahane ederek yeni gri koltuklar almak istiyorum 🙂

Anlayacağınız koltuktu, koltuğa uygun renklerde dekoratif ürünlerdi vs derken kendimi sürekli dekorasyon dergileri karıştırır veya internette araştırma yaparken buldum. Hatta arama taramalarım esnasında öyle güzel şeyler buldum ki sanırım biraz abarttım olayı ve evimin boyutlarını es geçip sanki şatoda yaşıyormuşçasına her tür ev dekorasyonunu inceler oldum 🙂 Birnevi kendime yeni bir hobi edinmiş oldum 🙂

Eh bu denli konuya sarmışkende hemen bir yazı yazıp bir kaç örnek fikri sizlerle paylaşmak istedim.


Örneğin farvorilerimden ilki olan Bhavin Taylor’a ait oturma odasını sizinle paylaşmaktan gurur duyuyorum 🙂 Bu kadar sade parçalarla bu kadar sıcak bir ortam yaratılabilmesi beni benden aldı özellikle renklere bitttim. Gri tonları baskın bir oturma odası ancak bu kadar sıcak bir havaya bürünebilirdi.

Bir diğer favorim benim gibi turkuaza bayılanlara gelsin 🙂 Студия дизайна Interior Design’ın turkuaz ve gri ile hazırladığı odaya insan kıyıp yaşayamaz, misafirlere kapıdan falan gösterir sadece 🙂

Hem yine renklerini çok sevdiğim için hem de fotoğraftaki kediyi görünce “ay ben seni yeriiiim” dediğim için torpil yapıp sizlerle Bara Designe’a ait bu odayıda paylaşmak istedim.

Bu esnada şuan farkediyorumki sade mobilyalarla dolu bir odanın renklerle keyifli kılındığı fresh ortamları sevenlerdenim.

Ne dersiniz hepsi birbirinden keyifli değil mi? Ben kendi zevkime göre onlarca görseli kaydettim açıkçası ama daha farklı zevklere sahip olanlar ya da “yav bir de ben göreyim nereden geliyor bu değirmenin suyu” diyenler daha detaylı araştırmayı Homify’dan yapabilirler. Ama şimdiden uyarıyorum siteye girince aklınızı yitirebilirsiniz.

Neyse önümde oldukça uzun bir süreç var ve ben acele etmeden tadını çıkara çıkara keyif keyif renk kombinlerini incelemeye devam edeceğim. Bu esnada her tür fikre tavsiyeye açığım elbette hatta cicili biçili oda görsellerinizi yollayında şuracıkta kıskançlıktan çatlayayım 🙂

şaka bir yana ama baĞzı evler sizce de çokgzel değil mi yaaa:)

Barselona vol2. Gezelim-Görelim

Bir önceki yazıma bakarak Barslona’da sadece yemek yediğimi ya da benim için Barselona’da tapas ve sangria dışında önemli hiçbirşey olmadığunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz 🙂 Bakınız bu yazımın konusu; “gezelim görelim“.

Neyse Barselona’ya gidipte görmeden gelmeseniz iyi olur dediğim bir takım yerleri sizinle paylaşmaya başlıyorum an itibari ile 😀

İlk durağımız elbette Sagrada Familia. Bir bina yapalımda şanımız yürüsün  diye başlatılan bazilika nasıl bir şanları varsa hala bitmiş değil 🙂 Barselona’da adım attığınız her yerde ucundan kıyısından eserleri ile karşınıza çıkacak olan Gaudi’nin el attığı ve hala tamamlanması için çalışmaların devam ettiği bu muazzam eseri görmenizi şiddetle tasiye ederim.

Küçük minicik bir not : İtiraf etmeliyimki Gaudinin eserlerini gördüğümde kendisinin deli olduğuna karar verdim. Kanımca bu kadar muhteşem eserleri normal bir zeka ya da normal bir kafanın üretmesine imkan yok. Evet kabul ediyorum ciddi anlamda kıskandım 🙂

8-12 Ağustos Barselona (15)

Dışarıdan baktığınızda giriş ve çıkışın iki farklı dünya olduğunu hissettiren yapının içersine girdiğinizde camlardan yansıyan güneş ışınları ve doğadan esinlenerek yapılmış kolonları ile kendinizi resmen büyülü bir ortamda hissetmemenize imkan yok.

8-12 Ağustos Barselona (14)

Elbette Sagrada Familia dan etkilendik dedikse cıvıklığımızdan ödün verecek kadar etkilendik demedik 😀 Sagrada Familia’da bulunan okul binasına girip kendimizi turistlerin karşısında sıfırcı Hafize replikleri ile eğlendirerek memleketimizi tanıtmayıda ihmal etmedik 😀 Eminim anlam verememiş, sadece eğlenen bir grup hatun görmüştür ecnebi dostlarımız ama olsun biz memleket tanıtımı için elimizden geleni yapmış olmanın haklı grurunu sonuna kadar yaşamış olduk 😀

8-12 Ağustos Barselona (19)

Gaudi demişken zaten Barselona’da kafanızı çevirdiğiniz her yerde kendisi ile karşılaşmanız mümkün lakin özel ilginiz varsa Casa Batllo ve Casa Mila binalarını da gezilecek yerler listesine eklemenizi tavsiye ederim. İçersine girmek istemeseniz dahi metro istasyonlarından Diagnal’de inip Catalunya meydanına yürürseniz hem yürüyüş yapmış yediklerinizi sindirmiş hemde dışarıdan bu muhteşem yapıları görmüş olursunuz 🙂

8-12 Ağustos Barselona (17)

Catalunya’ya kadar yürüdünüzse şayet durmayın Larambla’ya doğru yürümeye devam edin. Larambla Barselona’nın en işlek ve en turistik caddelerinden bir tanesi. Gitmeyeni dövüyorlar zaten 🙂 Ve elbette La Ramblada meyva yemeyi unutmuyoruz 🙂

Şimdi gelelim başka nerelere gidilebilire efenim “sana dün bir tepeden baktım aziiiz Barselona” parçasını  bilmeyen yoktur :p İşte siz de o tepeyi merak ediyorsanız Park Güell‘e gitmenizi tavsiye ederim.  Tepe dedikse gözünüz korkmasın öyle dehşet tırmanmanız gerekmiyor sağolsun Barselona büyük şehir belediye başkanı turist milleti çok yürüyüp poposunu eritemesin diye sokağa yürüyen merdivenler koydurmuş 🙂 Kendinizi vatanınızdaki bir avm de gibi hissetmenin rahatlığını yaşıyorsunuz (!)

8-12 Ağustos Barselona (18)

Neyse sululuğu kenara bırakıp parkla ilgili bilgilere devam edeyim. Açıkçası parkta iki kısmı özellikle çok seviyorum ilki (burada görsel paylaşmadım ama) park girişindeki Hansel Gratel’in şekerden yapılma evlerine benzeyen binaları ve kolonların olduğu alt bahçeyi. (Alt bahçe sağdaki görselde göreceğiniz üzere Gaudi’nin evinin karşısında kalıyor tam). 8-12 Ağustos Barselona (13)

Park Güell’i sizinde çok seveceğinizi düşünüyor ve şehri turlamaya devam ediyoruz.

Sonraki durağımız aslında geniş bir alanı kapsıyor ve ben bu güzergahı arada molalar vererek yürüyerek takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. Hem sokaklar çok keyifli hem de yürüyerek şehri keşfetmek bana herzaman ekstra çekici geldiği için sizi gaza getiriyorum şuan 🙂

Güzergahımız şu şekilde; Laramblaya gittikten sonra yürüyerek Barselona Cathedral’ine gidiyorsunuz.
8-12 Ağustos Barselona (3)
Orayı güzelce dolaştıktan sonra yürümeye devam ediyor ve Santa Maria del Mar Basilica’sına ulaşıyorsunuz. Bu basilicayı görmenizi tavsiye ederim. Ayrıca soluklanmak isterseniz basilicanın etrafı kafeler ve alışveriş yapabileceğiniz dükkanlarla dolu.
8-12 Ağustos Barselona (21)
Burada ne kadar zaman geçirirsiniz bilemiyorum ama o kadar gitmişken Picasso müzesini görmeden gelmeyin sonuçta basilicaya aşırı yakın. Heheh evet sizi tuzağa düşürüp Picasso müzesine getirdiğim doğrudur 🙂 Şaka bir yana eminim bir çoğunuz Picasso gibi büyük bir sanatçı ile ilgili bilgiye sahipsinizdir fakat müzede kendisinin çalışmaları kronolojik olarak sıralanmış ve kübizm akımını başlatana kadar geçirdiği süreci gözler önüne seren muhteşem bir müze olmuş. Ben şahsen Picasso müzesinde şunu düşündüm “Evet ya adam artık daha iyisi olmayacak kadar mükemmele ulaşmış. Farklı bir şey yapmak istemiş ve kübizmin doğumunda rol oynamış” böylede fikirler üretir aklınızı alırım işte :p

8-12 Ağustos Barselona (1)
Elbette sadece katedral ve müze gezmedik arkadaşlar.  Hazır teeee oralara gitmişken bir de denize girelim bakalım dedik. Tabi olayın acemisi olduğumuz için Colomb heykelinden sola doğru kaptırıp halk plajına ulaştık. Bir plaj düşünün ki insan kalabalığından kumsal görünmüyor 🙂 o derece tıkış tıkıştı. Hatta o kadar kalabalıktı ki plajın mavi bayraklı olduğunu bildiğim halde “sudaki tuz oranının ne kadarı denizden ne kadarı amonyaktan kaynaklı” diye düşünmeden edemedim :). Özetle Barselona’da denize girerim vs gibi bir derdiniz olmasın bence elbette daha sakin plajlar bilenler varsa yorum bırakıp bizi de aydınlatırlarsa sevinirim.

Ve son olarak kedi severler size sesleniyorum 🙂 El Raval bölgesinde Rambla del Raval üzerindeki kocaman kedi heykeline bir sarılmak isteyebilirsiniz 🙂 Şu sıralar çok sıkıntılı olmamakla beraber biraz kozmopolit bir bölge olduğu için kediyi görmeye giderken dikkat edin demeyide kendime borç bilirim 🙂

8-12 Ağustos Barselona (2)

Fernando Botero tarafından yapılmış dev kedi ile Barselona yazıma son vermekten kıvanç duyuyorum efem 🙂 Yazıda eksik olan ve tavsiye ettiğiniz yerleri yorum olarak bırakabilirsiniz.

Bu arada son son tatile beraber gittiğim arkadaşlarım Minyanım ve Manumla fotolarımızıda ekleyeyimde ileride dönüp baktığımızda “oyyy ammada gençmişiz heee”  diye birbirimize laf edebilelim 🙂

8-12 Ağustos Barselona (7)

Yazıma son verirken büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden, yaşıtlarımın yanaklarından öper, çok sevdiklerime sarılır az sevdiklerimle tokalaşır ve herkese selam ederim. ahahahaha ay daha da uzatacaktım ama cıvıklıkta bir yere kadar. Özetle hepinizi öperim, benim deli deli yazılarımı okuma sabrını gösteriyorsunuz ya valla çok tatlısınız 🙂

Bağğzı kupalar pek güzel :)

Yine günlerden bir gün çıktım dolaşıyorum Mudo‘ya girivereyim dedim. Demez olaydım 😀 Amaney bir kupalar gördüm arkadaşlar aklım yerinden oynadı. Nasıl güzel renkler, nasıl keyifli desenler anlatamam. Hatta anlatamayacağımı bildiğim için tek tek hepsinin fotoğrafını çektim 😀 Ev kupa kaynadığı için pis boğazlık yapmamayı başarıp almadım ama aklımda kalmadı değil hani 😀

Bu arada tanıdıklarım bu yazıyı okuyup bana şirinlik yapacaklar, sonrada ev bu kupalarla dolup taşacak diye de korkmuyor değilim. Yapmayın 🙂

DeliKizinCeyizi_MudoKupa (2)
DeliKizinCeyizi_MudoKupa (4)
DeliKizinCeyizi_MudoKupa (3)
DeliKizinCeyizi_MudoKupa (1)

Bu arada merak edenler için ojem Rimmel – 613 Midnight Rendezvous

SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem:p

Takip edenler bilirler vestaevent‘in organize ettiği SunArt etkinliğinin 3. sü geçtiğimiz Pazar gerçekleşti. Yorucu ve koşturmaca dolu hazırlık süreci sonrasında 22 Mart Pazar günü Galata GaleriBu‘da gerçekleşen etkinlikte Paw by Nes standımı kurmuş ve insanlara tüm yorgunluğumu unutup gülücükler dağıtmaya başlamıştım bile 😀

Bu tarz etkinliklerin benim için en ama en güzel yönü ürünlerimi takip eden insanlarla tanışma ve yüzyüze sohbet etme fırsatı bulabilmem. O kadar keyif alıyorumki standıma gelip “ben sizi sosyal medyada takip ediyorummmm…” diye başlayan cümleler duymaktan,  kalkıp sarılasım geliyor karşımdakine, çok tatlısınız, valla bak 🙂
DeliKizinCeyizi_SunArt (2)

DeliKizinCeyizi_SunArt (6)

Halen sosyal medyada takip etmeyenler ve “aaa bende takip etsem” diyenler için facebook, instagram ve twitter hesaplarının hepsi pawbynes 😀 görüldüğü gibi çok pratik 😀

DeliKizinCeyizi_SunArt (8)

Elbette sadece takipçilerle tanışmakla kalmıyor yeni yeni arkadaşlar edinme şansına sahip olmamı bir sürü işinden keyif alan yeni tasarımcı ya da blogger ile tanışmamı sağlıyor böyle organizasyonlar.  Örneğin keyifle takip ettiğim  sevgili Duygu Şenyürek’le tanışma ve de kaynaşma şansım oldu SunArt etkinliği sayesinde 🙂

Tüm bunların yanında belirtmeden geçemeyeceğim bir şey var  o da vestaevent kurucuları Gözde ve Selin‘in güler yüzü için bile SunArt’a  katılır insan 🙂

DeliKizinCeyizi_SunArt (5)
DeliKizinCeyizi_SunArt (4)

Şimdi gelelim diğer bir önemli noktaya 😀 hep önemlidir zaten bilirsiniz 😀 ama bu çok önemli :p
neyse şaka bir yana ben normalde sütsüz şekersiz acı filtre kahve ve türevlerini içen bir insan olarak Pazar günü kazayla elime geçen MOCİstanbul‘un Cappucinosunu denemiş bulundum. Size şöyle özetlemek isterim lezzeti; Bütün gün sürekli Cappucino içtim 🙂 öyle lezzetliydi 😀 Anadolu yakasında şöyle evime yakın bir yerlerde bir şubeleri olsa idi keşke diye içimden geçirdim hatta dayanamadım şuan buraya da yazıyorum kayıt altına almış olmak için 😀 Noluuurrr buralarada geliiiiiiinnnn 🙂
DeliKizinCeyizi_SunArt (3)
Son olarak bu ikiliye dikkat 😀 Beni zaten biliyorsunuz iricene olan 😀 ve yanımdaki de dikiyorum.com ‘un becerikli elleri Asuman 😀 Çok yakında bu ikiliden çok keyifli sürpriz bir koleksiyon geliyor 😀 Sürprizi bozmamak için detayları şuan veremiyorum ama kesinlikle takipte kalmanızı tavsiye ederim 😀
DeliKizinCeyizi_SunArt (1)

Bu kadar gevezelikten sonra artık bende dinlenmeyi ve eğlenmeyi hakettim diye düşünüyorum ve siz bu satırları okurken ben çooook uzaklarda olacağım geyikleri yapıp kendimi sokaklara atmak için hazırlanmaya gidiyorum 😀 Herkese kocaman öpücükler SunArt güneşiniz hiç sönmesin efem :p (bu cıvıklığı yapmasam olmazdı ehhehe)
Keyifli haftasonları olsun muah muah…

Pantolonum şekil önümden çekil :p

Eveet madem havalar günlük güneşlik olmamak konusunda direniyor. Sürekli kafamızı karıştıran hamleler içersinde dolanıyor  o zaman bizde kendi ışıltımızı kendimiz yaratırız 😀 Bir arkadaşımın küresel ısınma konusunda yaptığı derin çözüm önerisi geldi aklıma birden “herkes buzdolabını 3 dakika açık bıraksa ortalıkta küresel ısınma falan kalmaz serinleriz” demişti 🙂 Elbetteki tamamen dalga geçmek için önerdiği bu yol, havaların güllük gülistanlık olması için çözüm üretmem konusunda bana ışık tutmuş oldu 😀 Düşünsenize her birimiz  payetli ışıltılı bir pantolon geçirsek üzerimize ortalık alev alır ışıldamaktan :p

Neyse gelelim konumuza. Arkadaşlar eskiden demode ya da rüküş dediğimiz ne varsa son yıllarda gümbür gümbür hayatımıza girmekte.  Takip edenler bilirler daha önce altın rengi saatler ile ilgili yazımda bunu dile getirmiştim. Şimdi ise aynı şeyi payetli ürünler için söylüyorum. Özellikle payetli pantolonlar son dönem o kadar gözüme çarpar olduki çok sürmez bir tane edinir giyerim gibi geliyor. O da olmaz ise payetli pullu başka başka aksesuarlar ile nefsimi köreltirim kanımca 😀 (bu arada benden duymuş olmayın ama Paw by Nes ‘de ileriki günlerde bu konuda bir takım süprizler ile karşılaşabilirsiniz:D)

DeliKizinCeyizi_Payet (9)

Girşimizi yaptığımıza göre “bu arkadaşları nasıl giymek gerekir” gibi daha detay konulara geçebiliriz  🙂
Payetli pantolonlar topuklular ile klasik ve hoş bir görünüm yaratan parçalar olmakla beraber ben kesinlikle converse tarzı daha salaş bir ayakkabı ile daha günlük ve keyifli bir kullanım şeklinin olduğunu düşünüyorum.  Kendisi ışıl ışıl olduğu için sade parçalar ile bir araya geldiğinde kafa karıştırıcı bir iddia ve şıklık yakalamak mümkün gibi geliyor bana…

DeliKizinCeyizi_Payet (8)Delice bir not1 : Yukarıda özellikle açık yeşil kazak ile kullanılmış yeşil pantolonlu kombine bayıldım.

,

DeliKizinCeyizi_Payet (7)Delice bir not2 : Bu fotoğrafta ise özellikle bordo renkli Mybestfriends pantolon favorim oldu 🙂

DeliKizinCeyizi_Payet (5)

Payetli pantolon kombin örneklerinde en sevdiklerim arasında sayılabileceklerden biri elbetteki Nur Bilen Yavuzer ‘in ki oluyor. Bana kalırsa kendisi birbiri ile uyumsuz gibi görünen parçaları bir araya getirip keyifli kombinler çıkarmak konusunda çok başarılı. Bu tarz parçaları öyle doğallık ve güvenle üzerinde taşıyor ki inanın kullandığı en uç parçalar bile gözüme güzel geliyor. Doğal olarak payetli pantolon kombinlerini de bu post uma eklemeden geçemedim.
DeliKizinCeyizi_Payet (3)

Of hale bakarmısınız yazdıkça yazasım geliyor 🙂 Açıkçası sanal alemde dolaşırken o kadar hoş kombinler gördüm ki aralarında seçim yapamadığım için bol bol görsel eklemek istedim bu posta idare ediverin 🙂

DeliKizinCeyizi_Payet (2)

DeliKizinCeyizi_Payet (12)

Yorulanları da düşünerek oturur vaziyetli pozlar içeren kombinlerde paylaşayım son son 😀

DeliKizinCeyizi_Payet (1)

Gördüğünüz gibi istemediğiniz kadar fazla kombini bir araya getirmek sureti ile bu yazımın sonuna gelmiş oluyorum.

Efenim yeni trendler çaktırmadan hayatımıza giriyorlar. Önce başkalarında göre göre gözümüz alışıyor sonra bir de bakıyoruz ki “ay biraz iddialımı ne” dediğimiz parçaları bizde kullanır olmuşuz. Açıkçası birşeyleri seviyorsak cesaret edip denemeliyiz bence ama her zamanki uyarımıda yapmakta fayda görüyorum; trend oldu diye zorlaya zorlaya da hayatımıza sokmamıza gerek yok, olmuyorsa zorlamayalım :p Hepimiz payetli pantolon giymek zorunda değiliz 😀 Yakıştırabileceksek, tarzımızla uyum içinde konuyu içimize sindirebileceksek ya da “bu nee beee” diyenlerin ağzının ortasına elimizin tersiyle vurmak yerine kulak tıkayabileceksek bu işlere girelim 😀 Sonra “vay efendim sen çok güzel parça dedin gaza geldik, senin yüzünden el fenerine döndük” gibi eleştrileri kabul etmiyorum bilesiniz:)

Neyse şaka bir yana denemekten zarar gelmez arkadaşlar deneyin, bu dünyaya bir kere geliyoruz tadını çıkarın, mutlu olduğunuz şeyleri giyin takın takıştırın. Ayrıca bu yazıyı sabırla okuyup şu son cümleye kadar bayılmadan ulaşabilmiş herkesi ekstra öpüyorum. Onlara herşey yakışır zaten korkmasınlar :p Bebeklerim yeaa 🙂 Hadi bu sefer gerçekten kaçtım ben sonraki yazıda görüşürüz 🙂

Tutmayın beni tatilim geldi :)

Tatile gitme vakti geldi çattı. Bavul hazırlıkları son hız devam ediyor. Daha tatile gitmeden biz kadınların ortak sorunsalı olan yanıma ne alsam düşüncesi kafamı kurcalamaya başladı bile. En zoru kendi içimde karar vermek. Zaten o karar verildikten sonra bavulum hazır sayıyorum ben. Bu sene bavulumda olmazsa olmazlarımın yanına ekleyeceğim giysileri  belirledim. Güneş kremi, güneş gözlüğü, rahat bir sandalet, bikini zaten cepte. Bunların dışında bir şort ve şöyle tiril tiril uçuş uçuş maksi bir elbise istiyorum.

Daha önceki yazılarımı takip edenler maksi etek ve elbiseleri ne denli sevdiğimi bilirler zaten ama bu sefer aradığım şey şöyle tiril tiril bir elbise ve maalesef dolabımda hayallerimi süsleyen üzerime geçirip püfür püfür rüzgarda dolanabileceğim o tiril tiril rahat maksi yok. Yapılacak tek şey gidip almak lakin bu havada gündüz vakti dışarı çıkmak demek beynimin haşlanması devrelerimin yanması anlamına geleceğinden ona da cesaret edemedim bir türlü. Sonra yine aniden fikrim geldi. (Seviyorum bu aniden gelen, zor zamanlarımda beni tekrar hayata bağlayan fikirleri :p)  İnternetten online alışveriş sitelerinden istediğim modeli bulmam gayette olabilecek birşeydi. Sadece yurt içinde hızlı bir şekilde ürünün bana ulaşmasını sağlayacak bir yer bulmam gerekiyordu. Neden bilmem böyle durumlarda aklıma ilk gelen marka (Milla Jovovich’i çok beğeniyor olmam ve ismin bende hep onu çağrıştırıyor olması ile alakalı olsa gerek) Milla by Trendyol‘a bakmak oluyor.  Beynim daha nerelere baksam diye düşünürken parmaklarım klavyede Trendyol’a doğru yol alıyor. Yine aynı şey oldu J İyi ki de ilk önce oraya bakmışım cidden aramama bile gerek kalmadan birbirinden güzel maksilerle karşılaştım. Gerçi seçmeye çalışırken her kararsızlık anımda “bakmaz olaydım” dediğimi sizden saklayacak değilim elbette 🙂 Şimdi bu ciciler arasından kendime tatil için elbise seçiyorum. Seçerken de ben burdan bir blogpost çıkarırım düşüncesi ile ufak bir mola verip şöyle bir iki satır yazayım istedim 😀

Sizinle önce favorim olan elbisenin (özellikle buz mavisine bayıldım) ve bayan ayakkabıları içersinden arayıp tarayıp seçtiğim ve bu elbise ile ayıla bayıla kullanırım diye düşündüğüm sandalet ve yine kıfayetimi tamamlar diye düşündüğüm güneş gözlüğünün fotoğraflarını paylaşıyorum. (evet biz kadınlar sadece bir elbise der sonra ipin ucunu kaçırır sandalet, güneş gözlükleri oradan da çantalara doğru uzanır gideriz :))))

Milla by Trendyol (4)

Trendyol Modagram10

Ve tabi gözümün seğirmesine elimin titremesine sebep olanlarla devam ediyorum 🙂 Bakalım siz ne düşüneceksiniz.

Milla by Trendyol (2)

Milla by Trendyol (3)

Milla by Trendyol (8)

Milla by Trendyol (7)

Milla by Trendyol (5)

Milla by Trendyol (1)

Milla by Trendyol (9)

Milla by Trendyol (6)

Ve son paylaştığım kırmızı elbise kesinlikle günlük değil ama görünce aşık oldum. Sırt dekoltesi beni benden aldı. Böyle  giderse bende kendisini Trendyol’dan alacağım 🙂

Kararsızlıktan bitmiş vaziyetteyim birileri fikir versin. Allah’ını seven defansa gelsin….

 

 

Ayağımı yerden kessin yeter :D

Bu sıcak havalarda spora gitmek, yakın çevrenizde bir yerlere yürümek ya da toplu taşıma kullanmak özellikle de İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsanız bazen gerçek bir eziyet halini alabiliyor. İşte bu noktada bende devreye “hepsini bir arada aradan çıkarabileceğim bir yol var mı acep” düşüncesi girdi 🙂 hem sporumu yapabileceğim hem de yakın mesafe ulaşımda ayağımı yerden kesse yeter diyebileceğim bir icatta bulunayım istedim. sonra o sıcak havaların mayışıklığı ile icat kısmını atlayarak acaba hazır icat edilmiş benim işime yarayacak ne var diye düşünmeye başladım 🙂 “ne olabilir bu büyük icat?” diye düşünürken aniden bir aydınlanma yaşadım ve bisikleti icat eden insanları saygı sevgi hürmet vb duygular ile uzun uzun andım 😀 hem spor yapmamı sağlayacak hem de ayağımı yerden kesecek icat olan bisiklet böylece önce aklıma sonrasında da çok hızlı bir biçimde hayatıma girmiş oldu 🙂

yaklaşık bir aydırda neredeyse heryere (kargo, alışveriş, sinema vs vs) bisikletime binip gider oldum 🙂

Gerçi bir uyarıda bulunmakta da fayda var. Maalesef çok az yerde bisiklet yolu olduğu için trafik olan yerlerde bisikletle dolaşmak biraz dikkat istiyor. Lütfen bisiklete binerken dikkatli olun, gece sürüşü için lambanızı, uzun yollarda kullanıyorsanız kaskınızı ihmal etmeyin. Sağınıza solunuza iyice bakın. Terli terli su içmeyin. Ayağınızı üşütmeyin… Ay abarttım sanırım ama siz beni anlamışsınızdır eminim 🙂 Özetle biraz dikkatli olmakta fayda var ve dikkat edebilecek herkese şiddetle bisikleti tavsiye ediyorum. Koşun alın bisikletinizi (eheheh yok yok koşmayın şaka yaptım sakin sakin gidin) 😀

DeliKizinCeyiziBisiklet (5)

DeliKizinCeyiziBisiklet (4)

Dikkat ettiyseniz bu fotoğraflarda pek bir havalı hallerdeyim. Rahat olun normalde dilim dışarıda suratım kızarmış olarak dolanıyorum yarım saat sonra 🙂

DeliKizinCeyiziBisiklet (3)

Bakınız sıcak bastığı için soyunma sürecine girmiş olan ben :p

DeliKizinCeyiziBisiklet (8)

heryere bisikletle gidiyorum derken dalga geçmediğimi görün diye bu fotoğrafı da paylaşmak istedim 🙂 Gördüğünüz gibi yürüyen merdivenlerde bile yanımda kendisi 🙂 Şaka bir yana yoğun yollardan karşıya geçmek için üst geçit yerine metronun alt geçidini kullanmayı tercih ediyorum. Çok daha rahat oluyor 🙂

DeliKizinCeyiziBisiklet (1)

 

 

 

Because I’m happy

Tüm sıkıntı strese, havadaki insanın içini darlayan, ruhunu sıkan, göğüs kafesine öküz oturmuş hissi veren basıklığa rağmen, biraz keyif, biraz gülümseme, geçici bile olsa bir parça keyif istiyorsanız bu parçayı şiddetle tavsiye ediyorum. hatta benim gibi abartmak isteyenler için 1 saatlik bir video buldum. sadece bu parça arka arkaya 1 saat boyunca çalıyor.

hangiiii parçaaa diyenleri duyuyor ve arttırıyorum 🙂 Pharrell Williams – Happy

sizi bu parçayla oyalarken ben yeni yazımı yazmaya devam edeyim 🙂

herkese kocaman öpücükler takipte kalın ballar muah…