Monthly Archives: November 2015

Anne ben iç mimar olucam :)

Yazının başlığı sizi aldatmasın iç mimar olmaya niyetim yok 🙂 Sosyal medya üzerinden beni takip edenler görmüştür. 5 yıldır yaşadığım canım evim, minik kuşum kentsel dönüşüme girdi ve bir taşınma telaşıdır aldı yürüdü bende. Eşyalar toparlandı, koliler hazırlandı, bir kısım eşya geçici olarak annelere götürüldü 🙂 kalan şanslı grup (!) bizimle yeni evimize taşındı vs vs. Özetle yoğun bir koşturmaca sonucunda geçicide olsa yeni bir eve taşınma işlerinin hem keyifli hem yorucu yanlarını bir kez daha hatırlamış olduk 🙂
Bu esnada malumunuz “beyin bedava” olduğundan bu dönemi bir fırsata çevirmek fikri kafamda yeşeriverdi 🙂 Bir yandan “ah benim  minik kuşum değişecek, dönüşecek diye üzülen içimdeki yengeç kadını, diğer yandan da 1 sene sonra döneceği yeni evinde neler yapabilir, nasıl döşeyebilir heyecanına kapılmış kova kadını”  coştu anlayacağınız. 🙂

Aslına bakarsanız evle ilgili dekorasyon fikirleri çok masumane bir şekilde “çalışma odamı nasıl dekore etsem” ile başlayıp tüm ev dekorasyonuna doğru yol aldı 🙂
Şimdiden kafamın içinde onlarca fikir uçuşmaya başladı bile. Örneğin; ilk yapacağım şey yeni bir koltuk takımı almak olacak ve bu konuda en büyük destekçilerim elbette canım kedilerim Pati ve Yuffie 🙂 Sağolsunlar ikisi iki koldan koltuklarımı tırmaladıkları için mevcut koltuklar artık son demlerini yaşıyorlar ve bu gidişle eve bizimle dönemeyecekler. Evet bunların hepsi bahane olabilir sonuçta ben bir kadınım ve kedilerimi bahane ederek yeni gri koltuklar almak istiyorum 🙂

Anlayacağınız koltuktu, koltuğa uygun renklerde dekoratif ürünlerdi vs derken kendimi sürekli dekorasyon dergileri karıştırır veya internette araştırma yaparken buldum. Hatta arama taramalarım esnasında öyle güzel şeyler buldum ki sanırım biraz abarttım olayı ve evimin boyutlarını es geçip sanki şatoda yaşıyormuşçasına her tür ev dekorasyonunu inceler oldum 🙂 Birnevi kendime yeni bir hobi edinmiş oldum 🙂

Eh bu denli konuya sarmışkende hemen bir yazı yazıp bir kaç örnek fikri sizlerle paylaşmak istedim.


Örneğin farvorilerimden ilki olan Bhavin Taylor’a ait oturma odasını sizinle paylaşmaktan gurur duyuyorum 🙂 Bu kadar sade parçalarla bu kadar sıcak bir ortam yaratılabilmesi beni benden aldı özellikle renklere bitttim. Gri tonları baskın bir oturma odası ancak bu kadar sıcak bir havaya bürünebilirdi.

Bir diğer favorim benim gibi turkuaza bayılanlara gelsin 🙂 Студия дизайна Interior Design’ın turkuaz ve gri ile hazırladığı odaya insan kıyıp yaşayamaz, misafirlere kapıdan falan gösterir sadece 🙂

Hem yine renklerini çok sevdiğim için hem de fotoğraftaki kediyi görünce “ay ben seni yeriiiim” dediğim için torpil yapıp sizlerle Bara Designe’a ait bu odayıda paylaşmak istedim.

Bu esnada şuan farkediyorumki sade mobilyalarla dolu bir odanın renklerle keyifli kılındığı fresh ortamları sevenlerdenim.

Ne dersiniz hepsi birbirinden keyifli değil mi? Ben kendi zevkime göre onlarca görseli kaydettim açıkçası ama daha farklı zevklere sahip olanlar ya da “yav bir de ben göreyim nereden geliyor bu değirmenin suyu” diyenler daha detaylı araştırmayı Homify’dan yapabilirler. Ama şimdiden uyarıyorum siteye girince aklınızı yitirebilirsiniz.

Neyse önümde oldukça uzun bir süreç var ve ben acele etmeden tadını çıkara çıkara keyif keyif renk kombinlerini incelemeye devam edeceğim. Bu esnada her tür fikre tavsiyeye açığım elbette hatta cicili biçili oda görsellerinizi yollayında şuracıkta kıskançlıktan çatlayayım 🙂

şaka bir yana ama baĞzı evler sizce de çokgzel değil mi yaaa:)

Barselona vol2. Gezelim-Görelim

Bir önceki yazıma bakarak Barslona’da sadece yemek yediğimi ya da benim için Barselona’da tapas ve sangria dışında önemli hiçbirşey olmadığunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz 🙂 Bakınız bu yazımın konusu; “gezelim görelim“.

Neyse Barselona’ya gidipte görmeden gelmeseniz iyi olur dediğim bir takım yerleri sizinle paylaşmaya başlıyorum an itibari ile 😀

İlk durağımız elbette Sagrada Familia. Bir bina yapalımda şanımız yürüsün  diye başlatılan bazilika nasıl bir şanları varsa hala bitmiş değil 🙂 Barselona’da adım attığınız her yerde ucundan kıyısından eserleri ile karşınıza çıkacak olan Gaudi’nin el attığı ve hala tamamlanması için çalışmaların devam ettiği bu muazzam eseri görmenizi şiddetle tasiye ederim.

Küçük minicik bir not : İtiraf etmeliyimki Gaudinin eserlerini gördüğümde kendisinin deli olduğuna karar verdim. Kanımca bu kadar muhteşem eserleri normal bir zeka ya da normal bir kafanın üretmesine imkan yok. Evet kabul ediyorum ciddi anlamda kıskandım 🙂

8-12 Ağustos Barselona (15)

Dışarıdan baktığınızda giriş ve çıkışın iki farklı dünya olduğunu hissettiren yapının içersine girdiğinizde camlardan yansıyan güneş ışınları ve doğadan esinlenerek yapılmış kolonları ile kendinizi resmen büyülü bir ortamda hissetmemenize imkan yok.

8-12 Ağustos Barselona (14)

Elbette Sagrada Familia dan etkilendik dedikse cıvıklığımızdan ödün verecek kadar etkilendik demedik 😀 Sagrada Familia’da bulunan okul binasına girip kendimizi turistlerin karşısında sıfırcı Hafize replikleri ile eğlendirerek memleketimizi tanıtmayıda ihmal etmedik 😀 Eminim anlam verememiş, sadece eğlenen bir grup hatun görmüştür ecnebi dostlarımız ama olsun biz memleket tanıtımı için elimizden geleni yapmış olmanın haklı grurunu sonuna kadar yaşamış olduk 😀

8-12 Ağustos Barselona (19)

Gaudi demişken zaten Barselona’da kafanızı çevirdiğiniz her yerde kendisi ile karşılaşmanız mümkün lakin özel ilginiz varsa Casa Batllo ve Casa Mila binalarını da gezilecek yerler listesine eklemenizi tavsiye ederim. İçersine girmek istemeseniz dahi metro istasyonlarından Diagnal’de inip Catalunya meydanına yürürseniz hem yürüyüş yapmış yediklerinizi sindirmiş hemde dışarıdan bu muhteşem yapıları görmüş olursunuz 🙂

8-12 Ağustos Barselona (17)

Catalunya’ya kadar yürüdünüzse şayet durmayın Larambla’ya doğru yürümeye devam edin. Larambla Barselona’nın en işlek ve en turistik caddelerinden bir tanesi. Gitmeyeni dövüyorlar zaten 🙂 Ve elbette La Ramblada meyva yemeyi unutmuyoruz 🙂

Şimdi gelelim başka nerelere gidilebilire efenim “sana dün bir tepeden baktım aziiiz Barselona” parçasını  bilmeyen yoktur :p İşte siz de o tepeyi merak ediyorsanız Park Güell‘e gitmenizi tavsiye ederim.  Tepe dedikse gözünüz korkmasın öyle dehşet tırmanmanız gerekmiyor sağolsun Barselona büyük şehir belediye başkanı turist milleti çok yürüyüp poposunu eritemesin diye sokağa yürüyen merdivenler koydurmuş 🙂 Kendinizi vatanınızdaki bir avm de gibi hissetmenin rahatlığını yaşıyorsunuz (!)

8-12 Ağustos Barselona (18)

Neyse sululuğu kenara bırakıp parkla ilgili bilgilere devam edeyim. Açıkçası parkta iki kısmı özellikle çok seviyorum ilki (burada görsel paylaşmadım ama) park girişindeki Hansel Gratel’in şekerden yapılma evlerine benzeyen binaları ve kolonların olduğu alt bahçeyi. (Alt bahçe sağdaki görselde göreceğiniz üzere Gaudi’nin evinin karşısında kalıyor tam). 8-12 Ağustos Barselona (13)

Park Güell’i sizinde çok seveceğinizi düşünüyor ve şehri turlamaya devam ediyoruz.

Sonraki durağımız aslında geniş bir alanı kapsıyor ve ben bu güzergahı arada molalar vererek yürüyerek takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. Hem sokaklar çok keyifli hem de yürüyerek şehri keşfetmek bana herzaman ekstra çekici geldiği için sizi gaza getiriyorum şuan 🙂

Güzergahımız şu şekilde; Laramblaya gittikten sonra yürüyerek Barselona Cathedral’ine gidiyorsunuz.
8-12 Ağustos Barselona (3)
Orayı güzelce dolaştıktan sonra yürümeye devam ediyor ve Santa Maria del Mar Basilica’sına ulaşıyorsunuz. Bu basilicayı görmenizi tavsiye ederim. Ayrıca soluklanmak isterseniz basilicanın etrafı kafeler ve alışveriş yapabileceğiniz dükkanlarla dolu.
8-12 Ağustos Barselona (21)
Burada ne kadar zaman geçirirsiniz bilemiyorum ama o kadar gitmişken Picasso müzesini görmeden gelmeyin sonuçta basilicaya aşırı yakın. Heheh evet sizi tuzağa düşürüp Picasso müzesine getirdiğim doğrudur 🙂 Şaka bir yana eminim bir çoğunuz Picasso gibi büyük bir sanatçı ile ilgili bilgiye sahipsinizdir fakat müzede kendisinin çalışmaları kronolojik olarak sıralanmış ve kübizm akımını başlatana kadar geçirdiği süreci gözler önüne seren muhteşem bir müze olmuş. Ben şahsen Picasso müzesinde şunu düşündüm “Evet ya adam artık daha iyisi olmayacak kadar mükemmele ulaşmış. Farklı bir şey yapmak istemiş ve kübizmin doğumunda rol oynamış” böylede fikirler üretir aklınızı alırım işte :p

8-12 Ağustos Barselona (1)
Elbette sadece katedral ve müze gezmedik arkadaşlar.  Hazır teeee oralara gitmişken bir de denize girelim bakalım dedik. Tabi olayın acemisi olduğumuz için Colomb heykelinden sola doğru kaptırıp halk plajına ulaştık. Bir plaj düşünün ki insan kalabalığından kumsal görünmüyor 🙂 o derece tıkış tıkıştı. Hatta o kadar kalabalıktı ki plajın mavi bayraklı olduğunu bildiğim halde “sudaki tuz oranının ne kadarı denizden ne kadarı amonyaktan kaynaklı” diye düşünmeden edemedim :). Özetle Barselona’da denize girerim vs gibi bir derdiniz olmasın bence elbette daha sakin plajlar bilenler varsa yorum bırakıp bizi de aydınlatırlarsa sevinirim.

Ve son olarak kedi severler size sesleniyorum 🙂 El Raval bölgesinde Rambla del Raval üzerindeki kocaman kedi heykeline bir sarılmak isteyebilirsiniz 🙂 Şu sıralar çok sıkıntılı olmamakla beraber biraz kozmopolit bir bölge olduğu için kediyi görmeye giderken dikkat edin demeyide kendime borç bilirim 🙂

8-12 Ağustos Barselona (2)

Fernando Botero tarafından yapılmış dev kedi ile Barselona yazıma son vermekten kıvanç duyuyorum efem 🙂 Yazıda eksik olan ve tavsiye ettiğiniz yerleri yorum olarak bırakabilirsiniz.

Bu arada son son tatile beraber gittiğim arkadaşlarım Minyanım ve Manumla fotolarımızıda ekleyeyimde ileride dönüp baktığımızda “oyyy ammada gençmişiz heee”  diye birbirimize laf edebilelim 🙂

8-12 Ağustos Barselona (7)

Yazıma son verirken büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden, yaşıtlarımın yanaklarından öper, çok sevdiklerime sarılır az sevdiklerimle tokalaşır ve herkese selam ederim. ahahahaha ay daha da uzatacaktım ama cıvıklıkta bir yere kadar. Özetle hepinizi öperim, benim deli deli yazılarımı okuma sabrını gösteriyorsunuz ya valla çok tatlısınız 🙂