Buongiorno milleeeet vol2. :)))

Durmak yok yola devam 🙂

Roma’ya giderken birçok arkadaşım “aman benim içinde aşk çeşmesine bozuk para atmayı unutma” diye sıkı sıkı tembihledi. Bende tam bir görev adamı olmanın bana verdiği yetkiye dayanarak koşa koşa gittim Aşk Çeşmesine (Trevi Çeşmesi) lakin ne yazık ki tadilatta olduğu için kapalı idi bu sebeple bir sürü arkadaşımın aşk dileklerini yerine getiremedim. Çok bedbahtım :p (Bir süre daha tadilatın devam edeceğini okudum gitmeyi düşünenlerin aklında bulunsun.)

Bir sonraki durak Pantheon’du, malum Yunan mitolojisinde Pantheon tanrıların evi anlamına geliyor bu sebeple oldukça heybetli bir yapı. Roma’ya giderseniz görmenizi şiddetle tavsiye ederim.

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (14)

Bu arada Roma’da bir çok tarihi mekanın çevresinde hatıra fotoğrafı çektirmek isteyen turistlerden para kazanmak için gladyatör ya da Roma askeri kostümleri ile İtalyan abilere rastlamak mümkün. “Abiler” diyorum çünkü arada bazıları gerçekten Oburiks tadında tombalak abiler 😀 Tabi gayet atletik olanlar da var ama bize genelde Obiriks tadındakiler denk geldi 😀

Hazır Pantheon tarafına gitmişken meydanları ve meydanlarındaki havuzları ile ünlü bu güzel şehirde Navona Meydanını (Piazza Navona) ziyaret etmektende geri kalmayın. Geniş ferah bir meydan, bir çok sokak sanatçısı burada çalışmalarını sergiliyor ama beni en çok etkileyen meydandaki havuz ve çeşmeleri süsleyen heykeller oldu. (Dört Nehir Çeşmesi – Fontana dei Quattro Fiumi bu meydanda yer alıyor)

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (9)

Bu güzel meydanda oyalandıktan sonra şöyle güzel bir şarap içmek ve yerel İtalyan yemekleri yemek isteyenler için Cul de Sac‘ı tavsiye edebilirim. Envai çeşit şarabı olan bu ufak ve tatlı mekanda şarap seçerken gerçekten salak oluyorsunuz çünkü şarap için menü olarak ufak bir kitapçık geliyor resmen 😀 Ben gözümü kapatıp seçtim en sonunda o derece 😀 Ve güzel haber seçtiğimiz şaraplar gayet lezizdi. Yemekleri lezzetli fakat bize çok ağır geldi bu sebeple bitiremedik. Özellikle sakatat seviyorsanız gidin derim ağır fakat değişik bir yorumla sunuyorlar, denenebilir. (Alttaki fotoğrafta soldaki yemekler Cul de Sac’dan)

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (16)

Tabi “Roma’ya gidilirde Pizza ve makarna yenmezmi” düşüncesi ile tavsiye üzerine Alfredo‘ya gittik (yukarıdaki fotoğrafta sağda). Evet lezzetli makarnaları vardı fakat yine bize oldukça ağır geldi. Hani biz tipik Türk insanı olarak hamur işi yiyip doymayı beklerken ağır geldiği için bitiremeyip açlık hissimizi adam akıllı bastıramamanın acısını çektik bu iki yerde de 😀

Hep yemek konuşuyor olmak istemiyorum lakin hazır konuya girmişken Roma’ya giderseniz uğramadan tadına bakmadan dönmeyin dediğim bir kaç yeri de yazıp aradan çıkarayım hemen 🙂

Tatlı severler lütfen ama lütttfeeen Pompi‘de tiramisu yemeden dönmeyin. İspanyol merdivenlerinin hemen dibinde kalıyor bu tatlı mekan. Ananaslı, çilekli vs. bir dünya tiramisu çeşidi var. Bu kadar leziz ve bu kadar hafif tramisuyu başka bir yerde yemedim ben, özellikle çilekli olana delirdim. Aklımı aldı resmen. Biz tatil boyunca aklımıza estikçe soluğu orada aldık, kesinlikle gidin ve deneyin kendiniz için olmasada benim için gidin, noooolur gidin 🙂

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (18)

Şimdi gelelim en eğlenceli kısımlardan birine bunu yazmazsam çatlar ölürüm:) Efenim internette şöyle leziz kahvesi var böyle güzel ambiansı var diye anlatılan yerlerden biri Cafe Greco idi. Nette bulduğumuz bilgilerin gazı ile var herhalde bir hikmet diyerek buraya gittik. İspanyol merdivenlerinden inince tam karşıdaki sokakta Burbbery, Cartier gibi mağazaların ortasında Prada’nın kapı komşusu olması yanında aşağıda göreceğiniz gibi baristalar ve garsonların tamamının smokinli olduğu bir ortama girdiğimizde biraz huylanmıştık aslına bakarsanız 😀 Sonrasında bir fincan espressoya dünyanın parasını verince (7 ya da 9 Euro idi) bir anda aydınlandık 🙂 ama tahmin edeceğiniz gibi kahvenin çok ekstrem olması ile alakalı değildi bu durum  😀 Lakin yine de pişman olamadık bi kereden bir şey olmaz dedik geçtik 🙂

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (4)
Bizim için Roma’da adam akıllı pizza yemek resmen grur meselesi oldu taktık kafayı ve sonunda damak zevkimize göre lezzetlere sahip, yerel bir fırın olan la Renella’yı bulduk. Burası bizim burada bildiğimiz fırınlar ya da pideciler gibi:) Orada hazırlanan pizzalar fırından çıkarılıp sıcak sıcak satılıyor. Fiyatlar dilim olarak değil, aldığınız pizza dilimlerini tartıyorlar kaç kilo ya da gram geldi ise onu ödüyorsunuz. (oldukça makul fiyatlara tıka basa doymak isteyenlere duyurulur).  Lezzetleri tarif edemeyeceğim kadar başarılı pizzaların, çok sevdiğimiz için deli gibi her fırsatta gittik 🙂 hatta o kadar abarttık ki yola çıkmadan önce gidip pizza aldık ve uçakta bile pizza yedik 😀 Özellikle benim favorim mozarelli peynirli domatesli olandı. Bunun dışında patatesli (ama patatesler bana çiğ geldi), patlıcanlı vb bir dünya çeşit mevcut. Her birinden birer dilim alıp damak tadınıza uygun olanı bulmak için hepsini denemenizde fayda var.
DeliKizinCeyizi_Roma2015 (13)

Burada pizza yedikten sonra eğer hala midenizde boşluk kaldı ve o boşluk sizi rahatsız etti ise; orayı da tatlı ile doldurmak için hem bu fırına yakın olması hemde efsane bir tatlıya sahip olması sebebi ile Dar Poeta’ya gitmenizi tavsiye ederim. Burada ricotto peynirli ve nutellalı Calzone‘yi denemelisiniz. Ben ki tatlı delisi bir insan olarak bir orta boy Calzone’yi bitiremedim. Aşırı şekerden bayılma noktasına geldim çünkü içi tepeleme nutella ve ricotto peyniri dolu 😀 Of şuan yazarken bile canım istedi, elim kolum titredi o derece 🙂 (Aşağıda bu şirin mekanı ve enfes tatlıyı görebilirsiniz)

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (19)

Bu kadar yemek muhabbeti gerçekten karnımı acıktırdı o yüzden şimdi elimdeki yemek muhabbetlerini yavaşça yere bırakıp ayağımla size doğru iteleyerek başka konulara geçmek istiyorum 😀

Evet konudan uzaklaşmak için filmlere dizilere konu olmuş gladyatör dövüşlerinin mekanı ve Roma’nın efsanevi yapılarından biri olan Kolezyum’dan ve çevresinden bahsedeyim.  Zaten gittiğiniz zaman binanın ihtişamı sizi oldukça fazla etkileyecektir. İçeri girmek kısmı çok gereklimi açıkçası bilemiyorum elbette tercih edebilirsiniz ama dışarıdan görüntüsü dahi yeterli bence ve çevresi o denli büyüleyici ve yeterliki içeride daha büyüleyici birşeyler olmaz diye düşünüyor insan bu sebeple biz girmeyi tercih etmedik ama etrafında oldukça uzun zaman geçirdik.

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (2)

Kolezyum’a gitmişken hemen yanıbaşında antik bir şehir olan Roma forumu (Foro Romano) görebilirsiniz. Fotoğraflarda görüleceği gibi bu antik şehir aslında bir açık hava müzesi, yapıların içlerini görmek istemezseniz kuş bakışı etrafında dolaşabilirsiniz.

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (3)

Roma gerçekten her yerinden tarih fışkırıyor denilen şehirlerden biri tanesi. Özel olarak müzelere girmeseniz dahi şehrin kendisi zaten başlı başına bir müze tadında, görmeniz için yürürken ağzınızı açıp havalara bakmak yerine etrafınıza bakmanız yeterli 🙂

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (6)

Kolezum’dan çıkıp, Roma Forum’u gördünüzse sırada Roma’nın en büyüleyici yerlerden biri olan Piazza Venezia meydanı ve bu meydanda yer alan Altare Della Patria binası yer alıyor. Buradaki heykeller (özellikle The Tomb of The Unknown Soldier) ve merdivenler (her ne kadar güvenlik sebebi ile oturmanıza izin verilmesede) İspanyol merdivenlerinden ve çevresinden daha fazla ilgimi çekti açıkçası.
DeliKizinCeyizi_Roma2015 (1)

Açıkçası gittiğim yerlerde herkesçe aman kesin görülmeli denen yerleri gidip gördükten sonra, koşturmak zorunda kalmaksızın tatlı tatlı şehri keşfetmezsem o şehirden tad alamıyorum. Bu sebeple dönmeden bir gün önce kendimize serbest zaman yaptık ve şehri şuursuzca, sokak sokak dolaştık, hoşumuza giden yerlere girdik, alışveriş yaptık, yemek yedik özetle şehri içimize sindirmiş olduk 🙂

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (12)

DeliKizinCeyizi_Roma2015 (7)

Bir sonraki seyahate kadar herkese kocaman öpücükler. Allah selfie çubuğunuza ve sabırla fotoğraflarınızı çeken arkadaşlarınıza zeval vermesin 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *