Amsterdam güncesi vol1.

Bu sene leylek gördüğümü anımsamıyorum ama sanırım ağzım açık havalara bakınırken bir şekilde gözümün önünden geçtiler çünkü bir sürü seyahatin ortasında buluverdim kendimi bu yaz. Elbette bu durumun bir diğer nedeni biletleri kışın toparlayıp yaz tatillerini önceden organize etmemde olabilir ama ben leylek hikayelerini her zaman daha çok sevmişimdir 🙂 Misal beni dünyaya leylekler getirdi (annemle babam duymasın) 🙂

Neyse gelelim her seferinde ayrı sevdiğim Amsterdam’a ve bu seneki seyahat notlarıma. (geçen sene tembelliğim yüzünden yazmadığım yazıyı telafi etmek için uzun uzadıya iki parça olarak yazayım diyorum  😀 bittiniz :D)

Öncelikle şunu belirteyimki bence Amsterdam için internet vs paketi almanıza gerek yok:). Çünkü girdiğiniz tüm müzelerde ve kafelerde ücretsiz wifi mevcut. Müzelerde genelde wifi şifresiz oluyor. Kafe’lerde de wifi varmı dediğiniz anda hemen şifreyi veriyorlar:) Yurtdışı görüşmelerine dahi kapalı olabilir hattınız herkesle whatsapp ile iletişim kurabilirsiniz 🙂

İkinci olarak sadece bu tatile özel olmayan naçizane bir tavsiyem var sizlere o da offline bir map indirmeniz. Ben Ulmon diye bir map buldum. Bir yerden bir yere giderken konum servislerinden yerinizi gösteriyor, aradığınız adrese ulaşımınızı sağlıyor özetle isteseniz de şehirde kaybolamıyorsunuz:) Bu arada aklınızda olsun Ulmon’da gitmek istediğiniz yerleri tatile çıkmadan sakin kafa ile işaretler ve kaydederseniz orada çok rahat edersiniz. Ben buradayken kaydedip yıldızlamıştım gideceğim yerleri orada çok çok rahat ettim. Haritamı açıp nokta atışı ile gideceğim yerlerin yollarına düştüm 🙂

Bu arada bisiklet kiralamakla ilgili fikrinizi bilmiyorum ama biz tüm şehri yürüyerek dolaştık, dümdüz olduğu için gayet yürünebilir bir şehir. Bisiklet kiralamaz ve bizim gibi yürüyerek veya tramvay kullanarak gezmek isterseniz kesinlikle 48 saatlik tramvay biletlerinden alın, fiyatı 12 euro olan bu bileti aldığınızda 48 saat boyunca tüm tramvay hatlarına istediğiniz kadar indi bindi yapabiliyorsunuz. Bileti tramvay içinde şöförden ya da ortada kabinde orturan görevliden alıyorsunuz. Direk binip bana bilet ver babacım demeniz yeterli, dışarılarda bilet arayıp zaman kaybetmeyin 😀

Gelelim nerelere gitmeli kısmına : Bu aslında biraz kişisel zevke bağlı bir durum kimisi sokaklarda dolaşmayı sever kimisi restoranlarda yemek yemeyi kimiside herşeyi boşverir müzeleri gezer vs vs. Ben biraz ortaya karışık yaptım bu sefer 😀 Siz içlerinden beğendiklerinizi ilginizi çekenleri deneyebilirsiniz 🙂

Malumunuz Amsterdam denince akla bir çok şey (!) geliyor ama biz kanaldan başlayalım 🙂 Kanal turu olayı oldukça keyifli oluyor bir tura dahil olup şöyle uzun uzadıya kanalda takılabilirsiniz. Turlar genelde Central Station olarak bilinen şehir merkezinden başlıyor. Burada Gray Line diye bir gemide Türkçe anlatımlı kanal turu mevcut, yok bana Türkçe-İngilizce farketmiyor gelişine vurucam derseniz oradaki hatlardan herhangi birine binebilirsiniz. Ha bu arada yok ben kanal turu için ölmüyorum paramı oraya harcamak istemiyorum diyenlerden iseniz, ücretsiz kanal turu alternatifi olarak Heineken Experience’e gitmenizi tavsiye ederim (Buradaki beleş kanal turu detaylarını aşağıda ayrıca vereceğim:D).
DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (10)

DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (14)
Tıngır mıngır kanal turu yanında gidilebilecek yerlerin başında benim için müzeler var ki ben Rijks ve Vangogh müzelerini şiddetle tavsiye ederim. Rijks çok büyük yani en az 3 saatinizi gözden çıkarmalısınız hatta belki daha fazlasını. Birde kesinlikle girerken müzenin iç planını gösteren krokiden alın içerideki danışma masasından çünkü çok büyük olduğu için o haritadan takip etmezseniz yarısını gezip bitti diye çıkabilirsiniz 😀 Şahsen ben bir önceki sefer bazı salonlara girmemişim:) Bu sefer köşe bucak gezdim.
DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (2)
Bu arada bu Rijks müzesine gittiğinizde bu kütüphaneyi görmenizi tavsiye ederim. Müzenin içinden özel bir balkon ile kütüphaneyi ve içerisinde sessiz sakin kitaplara gömülmüş çalışan insanları görebiliyorsunuz. Neden bilmem ben her seferinde bu kütüphaneye bakarken kendimi Harry Potter filmlerinde gibi hissediyorum 🙂
DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (9)
Müzelerde bir de şöyle bir tavsiyem olacak eğer mümkünse önceden bilet almanız iyi olur. Zaman kazanırsınız zira kapıda çok kuyruk oluyor. Ama önceden alamazsanızda bu iki müzenin olduğu müze meydanı olarak bilinen bi yer var orada hediyelik eşyada satan müzeye ait bir bilet satış noktası var. Hem Rijks hem de Van Gogh için oradan bilet alabilirsiniz.
DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (8)
Bir de aklınızda olsun gezi sıralaması yaparken Rijks’in 17:00’da kapandığını hesaba katarak hareket edin. Biz aynı anda iki yerede bilet aldık Rijks 17:00’da kapanacağı için önce ona gittik ardından Van Gogh’a gittik (22:00’ye kadar açıktı) bu bilgi aklınızın bir kenarında bulunsun orada gişe görevlisine zaren güncel durumu sorarsızınız 🙂 Bu arada Rijks ile ilgili güzel bir bilgi; içeride fotoğraf çekmek serbest elbette eserlerin gözüne gözüne flashları patlatmadan 😀

Neyse bol bol fotoğraf çekinebileceğiniz yerlerden biri olan Madame Tussauds Müzesi ile yazımıza devam edelim 🙂 Daha önce gitmemiştim ve bu sefer merakımdan gittim. Evet ünlülerin bal mumları ile fotolar falan keyifli ama yani aşırı beklenti ile gitmeyin. Yaklaşık yarım saatte bitiyor 😀 Açıkcası ben biraz boşuna para vermiş gibi hissettim kendimi 😀 Özel merakınız yoksa ya da vaktiniz olmazsa kaçırdım diye üzülmeyeceğiniz bir yer emin olun 🙂 Ha gidersenizde tadını çıkarın 🙂DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (6)

Bu arada çok bayılmadım desem de Van Gogh’un benim babam olduğunu ispat eden aşağıdaki fotoğrafı çekinmeden ve de Einstein’a “seviyorsan git konuş panpa” tavsiyesinde bulunmadanda mekandan çıkmadım:)DeliKizinCeyiziAmsterdam2015 (7)

Eveet soyağacımıda sizinle paylaşıp rahatladığıma göre Heineken Experience’den bahsedebilirim sizlere 🙂 Bildiğin Heineken bira fabrikasını müze tadında geziyorsunuz. Heineken birasının tarihini hem bilgilendirici hem de eğlenceli biçimde anlatıyorlar. Bol bol eğlenceli aktiviteleri var ayrıca bira seviyorsanız bira yapımı ilginizi çekecektir bir de elbette orada ikram edilen biraları içmekte ayrı bir keyif 🙂 Özellikle 10 dk’lık sinema gösterimi ile biranın yapım aşamalarını anlattıkları bir etkinlik var ki cidden keyifli 🙂 (bir bira şişesi içerisindeymişsin gibi seni sallaya sallaya video izletiyorlar :D)

Müzeden çıkmadan önce size ikram edilen 1-2 şişe birayı içebilir ya da onun yerine gidip bira dolumu sertifikası alabilirsiniz 🙂 Oldukça yalandan bir sertifika ama baya baya şirin bişey 🙂  Barın arkasına geçip bir barmenin verdiği bilgi ve kısa eğitim sonrasında bira doldurmayı öğrenip doğru doldurana kadar bir kaç deneme yapıyorsunuz 😀

Ve yazının başında belirttiğim kanal turu olayı var. Şöyleki müze çıkışında kapının oralarda görevliler bilet dağıtıyorlar onlardan bilet alıp Heineken’in özel kanal aracına biniyorsunuz. Sonrasında Heineken’in şehrin başka bir yerinde olan hediyelik eşya dükkanına 10 dk lık bir kanal turu ile ulaşmış oluyorsun. Özetle kanal turuna para vermem ben diyenler için alternatif kanal turu ehehehe 🙂

Daha yazacaklarım elbette bitmedi ama hepsini tek bir posta sığdıramadım:) Siz bu yazdıklarımı okurken ben çoook ama çoook uzaklarda olmayacağım elbette 🙂 ikinci bir post yazmaya başlayıp bu yazıya sığdıramadığım kısımları anlatıp Amsterdam tatiline ait notlarımı bitireceğim:) Herkese iyi okumalar. İkinci yazıda eli kulağında bugün yarın karşınızda olur 🙂

 

One thought on “Amsterdam güncesi vol1.

  1. Pingback: Amsterdam güncesi vol2. | Deli Kız'ın Çeyizi

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *