Monthly Archives: May 2015

Büyümeyen çocuklara…

Bazı çocuklar büyümedikleri gibi bazı büyüklerde her buldukları fırsatta çocuk olma eğilimindedirler bilirsiniz 😀 Bu bahsi geçen büyükler aslen büyümemek için direnen ama sonra büyümek zorunda kalıp her bulduğu fırsatta çocuk olmaya çalışan insanlar topluluğudur 😀 İşte ben tam olarak bu gruba dahilim sanıyorum 😀 Ne zaman eğlenceli birşeylerle karşılaşsam kendim koşa koşa gitmeye çalıştığım gibi çevremdeki insanlarıda sürükleme çabası içerisine giriyorum 😀

Son maceram (ki ben geçen sene yeğenimle gitmiştim ama kendi yaş grubumu sürükleyememiştim) İstanbul Oyuncak Müzesine arkadaşlarımı götürmek idi 😀 Efenim malum daha önce gittiğim için ortamı biliyor olmanın avantajı ile bildiğiniz “mebus karısı gibi, havalı havalı” dolaştım müzeyi 🙂 (ah güzel Türk film repliklerim yaaa)

Neyse yeterince cıvıdımsa biraz ciddi ciddi anlatmaya başlayayım.  Bence “İstanbul Oyuncak Müzesi” ismi itibari ile çocukların çok ilgisini çeken fakat yetişkinlerin de görmesi gereken yerlerden bir tanesi. Br kere atmosferi kendinizi zaman tünelinde gibi hissetmenize sebep oluyor. Çocukken oynadığınız, bir yerlerde gördüğünüz oyuncaklarla karşılaşıyorsunuz. Sevdiğiniz koleksiyon oyuncaklarını görüyorsunuz. Hepsinin yanı sıra yıllara göre hangi ülkenin çocukları hangi tür oyuncaklarla oynayarak büyümüş bunu görüyor ve diyorsunuz ki “evet arkadaş, bu adamlar biz plastik arabalarla oynarken uzay gemileri ile oynayan çocuklarmış. Elbette Mars’a önce onlar gidecekler” 😀
Bunlarla da bitmiyor kazanımlarınız, mesela bir çok özel parça oyuncağın hikayesini öğreniyorsunuz. Özetle; bir masalın içinde dolaşarak tarihi öğreniyosunuz.

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (2)

İlk fotoğraftanda anlaşılacağı gibi kendinizi çocuk hissedebilmeniz için müze  girişine dev zürafalar kurşun askerler vs ler konmuş. Burdan bi gazı alıyorsunuz zaten 😀 Sonra tutabilene aşkolsun 🙂
DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (11)

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (1)

Bunlar favorilerimden bazıları. Üzülerek belirtmek istiyorumki ilk bebekten nefret ediyorum ne zaman görsem aklıma Chucky geliyor 😀 İkinci bebek dünyanın en sevimli oyuncaklarından biri benim gözümde, üçüncüsü ise dünyanın en gerzek ama bir o kadarda tatlı oyuncağı olabilir kanımca:)

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (3)Buyrunuz bunlar 1960-70 yıllarına ait Türk bebelerinin oynadığı oyuncaklar. Sanıyorum plastik oyuncaklarımızla doğaya ciddi zararlar verdiğimiz yıllarmış o yıllar….

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (5)Burada da Amerikan bebelerinin oyuncaklarını görüyorsunuz 😀 Sağdaki ayakkabılar “Ay Ayakkabısı” olarak geçiyor 😀 Nasıl bayıldım varya şuan olsa gider alırım o derece 😀
DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (6) “Efem bu da uzaya çıkan ilk Türk” değil ilk “Türk Bayrağı“. Hikayesi yanında yazıyor lütfen vakti olanlar uzun uzun okusunlar…

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (9)
Bu fotoğraftaki siyah ayıcıkları görünce başta çirkin ve anlamsız bulmuştum. Daha sonra yanlarındaki açıklamayı okuduğumda fikrim tamamen değişti. Hikayesi kısaca şu; Bu siyah ayıcıklar Titanik faciası olduğunda kazada ölenlerin anısına dev geminin batış tarhi olan 1912 adet üretilmiş özel bir seri imiş.  Bazen farkında olmadan ne kadar ön yargılı olabiliyoruz değilmi?
Bu arada savaş sonrası Almanyasına ait oyuncak figürleri olan odayı gezmenizide şiddetle tavsiye ederim. Oradaki maketleri incelerken fonda çalan Schindler’s List Soundtrack’ı ile gerçekten çok başka bir duygu seline kapılacaksınız.

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (4)veeee oyuncak müzesinin cafe’sinden sonraki en tatlı en bal mekanlarından biri 😀 oraya giden herkese “kesinlikle tuvaletede gidin” deme sebebim olan koridor 😀 Tuvalet ihtiyacınız olmasada Denizaltı şeklinde tasarlanmış koridoru görmek için gidin muhakkak 😀 Ya delice gelebilir ama aşırı güzel aşırı akıllıca hazırlanmış. Sonuçta düz bir koridor yapıp iki farklı rengede boyanıp kotarılabilecekken gerçekten özenilmiş emek harcanmış. Emeğe saygımdan tuvalete giremiyorum ama olsun 😀

DeliKizinCeyizi-OyuncakMuzesi (10) ve son olarak çıkışta kapıp götürmeye çalıştığım kurşun askerim ve bu gezide bana eşlik eden güzel insanlarla bir fotoğrafta paylaşmadan olmazdı 😀

Bu arada sabah erkenden kalkıp uçağa yetişmem gerekiyor ve ben gecenin bir yarısı acele acele yazıyorum yazımı o yüzden imla hatalarım falan varsa affedin diyor ve kahkahayı basıyorum 😀 İmla hataları bizde atasporu düzeltemedim gitti biliyorsunuz ama idare edin:)))  lakin fotolar vs ler eksik gedikler varsa bir hafta sonra döndüğümde hepsini tekrar gözden geçiririm söz:)

Unutmadan ulaşımı çok kolay, minibüs caddesin üzerindeki Göztepe benzinliğe yürüme mesafesinde, ayrıca herkes gidebilsin diye giriş ücreti yetişkinlere 10 tl idi sanıyorum.
Özetle Sunay Akın’a buradan ne kadar teşekkür etsek azdır inanın çok ciddi bir emek ve özen var orada o yüzden çok seviyorum ve evet sizlerde gidin görün istiyorum. Tek gitmek istemeyen haber versin ben yine giderim 🙂

Herkese en kocamanından öpücükler hadi kaçtım ben :)))