Monthly Archives: August 2014

Gezdik gördük :)

Eveeeet yedik şekerleri tatlıları ve “spor yapmalıyız aldığımız kiloları vermeliyiz” diye ortalıkta çığlıklar atmaya başladığımız günlere ulaştık çok şükür 😀

Normalde gezip dolaştığım yerleri ay bu gün, ay yarın derken bir türlü yazma fırsatı bulamayan bir tembel olarak yazmayı atladığım Barselona ve Amsterdam tatillerinin aksine (lanet olsun çok havalıyım :p) bu bayramda gittiğim 4 günlük Mersin tatilimi sizlerle paylaşmak istedim.

Tatil dediğiniz şey mesafe uzun ise arabayla eziyettir benim gözümde lakin bu sefer çok keyifli oldu. İstanbul’dan Perşembe öğleden sonra yola çıkıp yol üzerinde bir sürü yerde mola vererek, keyif yaparak Mersin yolculuğumuzu tamamladık.

Takip edenler bilir çok fazla yemek vs paylaşmayı sevmem instagram ve facebook üzerinde ama bu post ta bir parça yemeklerden de bahsedeceğim izniniz olursa. Örneğin Mersin’e yolu düşenlerin tantuni yemesini, tantuniyi de Göksel tantunide denemesini şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca daha önce hiç denemediğim Kerebiç ve adını çok duyduğum ama tadını hiç bilmediğim Bici Bici ile de bu tatilde tanıştım. Kerebiç ağır olmasına rağmen bitkisel olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdığım beyaz köpüksü sosu ile beni benden aldı. Bici bici ise maalesef bende ciddi hayal kırıklığı yarattı.(Bunda gülsuyunu çok sevmiyor olmamda etkili olmuş olabilir elbette :D)

Bu arada cezeryeyi söylemeden geçmek olmaz elbette. “Cezerye kalp ben” diyeyim siz anlayın ne derece sevdiğimi. Tatlı düşkünü olmamdan mütevellit biraz fıstıklı, biraz cevizli, biraz fındıklı derken cezeryeci Halil’in dükkanını kuruttum bildiğiniz 😀

Efenim biraz tersten oldu anlatımım. Atalarımız “yiyip içtiğin senin olsun gezip gördüğünü anlat” demişler ama ben belki de şuan karnımın bir parça acıkmasından dolayı önce yiyip içtiklerimi anlattım size 😀

Şimdi gelelim nereleri gezdiğime;

İlk gün sabah kargalardan önce kalkıp Silifke – Narlıkuyu’da güzel bir Yörük kahvaltısı ile güne başladık. (Muhteşem ev yapımı reçelleri var, ben dayanamayıp evde yemek için bir kavanoz aldım o derece güzel). Sonrasında istikamet yine aynı bölgede olan Cennet – Cehennem mağaraları idi. İsimleri sizi yanıltmasın Cehennem denilen yer çok az yürüyerek ulaşabildiğiniz, sıcak bir balkondan aşağı bakarak gördüğünüz bir çukur sadece. Cennet ise 452 basamak inmeniz gereken (ki basamaklarının bir kısmı nem dolayısı ile kayan) bir mağara. Fakat aşağıya inmeye başladıkça güzel bir serinlikle karşı karşıya kalıyorsunuz. En dipte yer altı sularının gümbürtüleri ile karşılaşıyorsunuz ve o an anlıyorsunuz evet çok meşakkatli bir yol ama sonu cennet resmen 😀  Cennet-Cehennem’den çıkıp 300 metre ilerlediğinizde (etrafa iyi bakmazsanız yerini farkedemeyebilirsiniz) Astım Mağarası (Dilek Mağarası) yer alıyor. Olur da yolunuz Cennet – Cehennem’e düşerse Astım Mağarasına uğramadan sakın dönmeyin. İçerisi dev sarkıt ve dikitlerle dolu olan bu mağarada muhteşem doğal güzelliği bozan tek şey sevgili milletimin o cağnım mağara duvarlarına acımasızca isimlerini kazımaya çalışmış olmaları.  Böyle muhteşem yerlere Turizm bakanlığının yeterli özeni göstermediğini görmekte cidden çok can sıkıcı. Benzer doğal güzelliklerin yurtdışında özenle korunurken Türkiye’de harap edildiğini görmek ciddi anlamda üzdü beni. Sanırım insanımız mağara duvarlarına yazılan yazıların milattan önceki dönemlerde yazıldı ise kıymetli olduğunu idrak edememiş durumdalar.

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (6)

*Kahvaltı manzarası efenim.

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (4)*Cennet.

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (5)*Cehennem (Cehennem’de neden benim fotoğrafım var sormayın :))

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (3)*Astım mağarası.

Bunun dışında Mersin’e gideceklere Mersin’in birbirinden güzel koylarını görmelerini bunun içinde bir tekne turuna katılmalarını tavsiye ederim. Tekne turunda doğaya, denize hayran kalıyorsunuz lakin teknedeki misafirleri eğlendirelim düşüncesi ile yapılan atraksiyonlar -hiç aralık verilmediğinden olsa gerek- son saatlerde insanda kafan beyin bırakmıyor 😀 Lakin siz yine de Silifke – Tasucu’na gidip bir tekne turuna katılın ve Boğsak, Dana Adasi,  Tisan ve Barbaros koylarını görün derim.

Gelelim tatilin en acılı ve en keyifli günlerine. Efenim Mersin’i gezdiren arkadaşlarımız sağolsunlar 3 güne sığdırılabilecek (burada daha sayamadığım) bir dünya yer gezdirdiler bize. Çok keyif aldığımız bu tatilde acı bir takım iddialarada girdiğimi belirtmeliyim.
Olay şöyle gelişti 😀 Gezimizin üçüncü günüydü. Her şey çok güzel başladı. Kızkalesi yakınlarında Adam Kayalar‘ı  görmeye gittik. Ulaşımı biraz zorlu olmasına rağmen görülmeye değer muhteşem yapılardı.(Yetersiz yönlendirme ve bol tırmanma ve inme işlerinden dolayı helak oluyorsunuz).  Kayaların üzerine M.S. II. yy dan kalma efsane güzel insan figürü kabartmalar ile karşılaşınca yorgunluk falan kalmıyor. Sadece hayran oluyorsunuz. (Yine çok bakımsız olmasından dolayı üzüntü duymuş olduğumu belirtmek isterim.).
DeliKizinCeyizi_Mersin1 (1) DeliKizinCeyizi_Mersin1 (2)*Adam Kayalar ve Adam Kayalar’a ulaşım 🙂

Bu yorgunluk üzerine denize girip bir parça serinlemek için Aydıncık – Soğuksu’ya gittik. Toroslardan inen buz gibi suyun denize döküldüğü kumsalda su Mersin genelindekine göre çok daha soğuk idi. Düşünün koskoca bir koyun suyunu soğutacak derecede buz bir su kaynağı ve insanlar o akan suyun içine atlayıp duruyorlar. Elbette sadece ayaklarımı sokmam suya girmekten vazgeçmem için yettide arttı bile 😀
Buradan sonra çok acıkan bizler Limonlu’da Kayacı vadisi üzerinde bulunan Doktor’un Yeri adlı mekana gittik. Burayı anlatacak kelime bulamıyorum. İnanılmaz güzel inanılmaz keyifli idi. Bir kere Lamos deresi üzerinde bulunan bir tesisi var. Ahşap sedirlerde oturup dilerseniz buz gibi suya ayaklarınızı sokup yemek yiyebiliyorsunuz. “Yok ben o tesiste değil piknik alanında takılmak istiyorum, yemeğimi kendim hallederim” diyorsanız bagajınıza etinizi mangalınızı atmanızı tavsiye ederim 🙂 (Piknik alanı ücretsiz sadece araçlar için park yeri ücreti alınıyor.)

Neyse buraya akşam 21:00 sularında ulaştık inanılmaz sakindi ve o kadar hayran kaldım ki “buz gibi suya girilecek bir yer var” dendiğinde “ay gündüz olsa ben girerdim” demiş bulundum. Demez olaydım. Mekanın güzelliğini bahane edip beni sürüye sürüye ertesi gün tekrar oraya götürdüler 😀 Su soğukluğunu şöyle özetlemek istiyorum. Piknikçiler karpuzlarını biralarını koyup buz gibi olmasını sağlıyorlar suda 😀 Ve benim gibi bir grup kuduruk ya da mağdur bu suya atlıyor 😀 Evet atlıyor çünkü yürüyerek girmek acı veriyor öyle bir soğuk 😀 Suya atladığınız zaman soğuktan karıncalanma başlıyor ve max 30 saniye su içerisinde kalabiliyorsunuz 🙂 Sudan çıktığınızda vücut ısınız yükseliyor ve ateş basıyor 😀 çok eğlenceli idi 😀 hatta şöyle özetleyeyim 5 kere suya atlamamı sağlayacak kadar keyifli idi 😀 Su da Titanic filmindeki esas hatunun neden Leanordo ya “gel canım arada yer değiştirelim birazda sen tahtanın üzerinde soluklan, ben su da durayım” demediğini anlamış oldum 😀

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (8)

*Doktor’un Yeri.

DeliKizinCeyizi_Mersin1 (10)

*Ve meşhur buz gibi suyumuz efenim 🙂

Mersin ile ilgili daha yazacak bir dünya şey var fakat olabildiğince özet geçmeye çalıştığım halde dahi oldukça uzun bir post oldu. Bu sebeple daha fazla uzatmıyor ve diyorum ki gidiniz görünüz efem.

Herkese sevgiler 🙂