Monthly Archives: August 2013

Balkon Sefası…Bir nevi “Alice harikalar diyarında” sendromu…

çalışma odamda oturmuş kahvemi yudumlarken bir yandanda hala etkisinden kurtulamadığım “balkon sefası” nı düşünüyorum. insan bir mekana aşık olur mu sorusunu kendi içimde sormama sebep olan mekan:) toplayıp pılımı pırtımı çalışmak yada birşeyler yazmak için oraya gitmek istiyorum tam şuan:) nedir bu “balkon sefası” diye soranları duyar gibiyim. efenim şöyle anlatayım; geçenlerde sevgili peyzaj mimarı arkadaşım nilşah’ın taksim kumbaracı yokuşu sonunda açtığı güzel mekanına gittim. hem cafe hem de showroom olarak düşünülmüş çok güzel bir mekan. ismi “balkon sefası” , klasik bir cafe bekleyen ben içeri girdiğim anda kendimi “alice harikalar diyarı” hikayesindeki tavşan karakteri gibi hissettim. neden alice değilde tavşan demeyin alice’liği mekanın sahibi olmasından mütevellit nilşah’a yakıştırdım. yoksa bendende gayet alice olur yani:p lütfen gülmeyelim 😀 ha birde suratına ışık tutulmuş tavşan misali ortama kitlenmiş olmamda bu hikayenin tavşanını kendime daha yakın bulmamda bir diğer sebep olmuş olabilir elbette 🙂

daha önce fotoğraflarını gördüğümde bayılmıştım ama oraya gittiğimde abartmıyorum aklımı oynattım 😀 bir kere inanılmaz keyifli bir dekorasyonla karşı karşıya kalıyor insan. dekorasyonun detaylarını incelerken zaten 1 saat geçmiş oluyor. tam bitti tamam diyor kafanızı başka tarafa çeviriyorsunuz hop orda başka bir detay. hayır en son “ay bi elimi yüzümü yıkayıp kendime geleyim” dedim. lavabonun altındaki güneş sarısına boyanmış antika ayaklı dolabı görünce “burda bilemi rahat yok yeaaa” diye bağırarak tuvaletten dışarı koşmak istedim resmen 😀 tuvalete giderken böyle bir güzellik hayal etmediğim için yanıma telefon yada fotoğraf makinası almamıştım elbette, fotoğrafını paylaşamıyorum ama tekrar uzun uzun çekimler, uzun uzun sohbetler için oraya gideceğim içindirki içim rahat bir sonraki sefer çeker fotoğrafını sizlerle paylaşırım 😀

gelelim bir diğer önemli noktaya, ne var bu balkon sefasında? bir kere güler  yüz var, sıcacık bir karşılama var. insanın her detayını inceleyip kendi evine, balkonuna, bahçesine eklemek istediği süper fikirler var. sonra duvarlar yağmur kızılok’un kişisel resim sergisi olarak kullanıldığı için sürekli bir değişim sürekli bir mekanın yaşıyor olduğunu hissetme durumu var.

elbette tüm bunların yanında sakin huzurlu bir ortam var, ilk dakikaların şokunu atlattıktan sonra kahvenizi yudumlarken kitabınızı okuyabilir varsa yazacak yazınız hazırlayabilirsiniz.

aslında daha çok şey yazmak istiyorum ama biraz daha yazarsam dayanamayıp yazıyı falan yarım bırakıp yollara düşmekten korkuyorum 😀

bu arada ordan ayrılırken kendimi, evimin iç dekorasyonu için Nilşah’ı kaçırma planları yaparken yakaladığım doğrudur 🙂

özetle sevdiğim şeyleri sizlerle buradan paylaşan ben “balkon sefası” nıda görün derim. pişman olmayacaksınız…

Balkon Sefası

tam bir uğur dündar edası ile önce olayın mutfağını inceledim 😀

Balkon Sefası1

besinleri başarılı bulduğumu tekrar belirtmeme gerek yok sanırım 😀

Balkon Sefası2

birkaç detay…

Balkon Sefası3-001

yazıya dikkat lütfen 😀 mesaj içerikliyiz:D

Balkon Sefası4

herkese sevgiler…

Bir takım tatil anıları vol1.

herkesin öncelikle geçmiş bayramını buradan da kutlamak isterim. yedik tatlıları şekerleri löpür löpür oldu kıçımız başımız şimdi artık haftayı iş – spor – diyet koşturmacası ile tatilin acısını çıkararak geçirmeye hazırız 🙂

efenim ben bu tatili biraz yoğun yaşadım ayıptır söylemesi. istanbul-erdek arası ufak bir mekik dokuma mevzuğu yaşandı ama keyifli bir tatil oldu hem arkadaşlarımla hemde ailemle zaman geçirmiş oldum.

tatilin bende ki en büyük anısı hayatımda ilk kez yaptığım dalış mevzuğu oldu 😀 o yüzdendir ki tatil ile ilgili ilk yazım belkide tek yazım bu dalış mevzuğu olacak 😀 sonradan görmeliğin bana verdiği yetkiye dayanarak dalışta çektiğim fotolarıda gözünüze sokacağım buradan 😀

neyse olayı özetlemem gerekirse elbette “çok rahat çok cool” falan değildim aksine yaklaşık 2 saat kadar dalış üzerine olumsuz söylemlerde bulundum. çok tehlikeliydi bir kere, sonuçta ben yüzerken bile bir süre sonra suyun içinde nefesi daralan bir insanım, su altında 3 dk dan fazla kalamaz boğulur daralır gidebilirdim diğer tarafa 😀
ayrıca ya vurgun yerseydik 😀 (yanlış anlaşılmasın bu tanıtım dalışı idi öyle 10 larca metre inme gibi bir durum yoktu ama olsun insan olumsuz düşünmek istedikten sonra sınır tanımayan doktorlara bağlıyor olayı:p).
tüm mücadelelerime rağmen meşhur BANG’in B ve A’sı beni ikna etti dalış konusunda. ben onların hayatlarını kurtarmaya çalışırken kendimi üzerimde bilmem kaç kilo ağırlıklar ve tüp ile tek başıma yürüyemediğim için birileri benim bir ucumdan tutmuş suya doğru yürütürken buldum 😀 Son hatırladığım suya girerken insanlara hala “yarım saat 40 dakikaya kadar benden haber alamazsanız 911’i arayın” esprisini milyonlarca kez tekrarladığımdı. yaptığım onlarca saçma espriyi çevredekiler “amanda ne komik kız” diye yorumladılar ama aslında korkunun kendimle dalga geçme boyutlarına eriştiği o muazzam çene düşüklüğü durumuna şahit olmuşlardı 🙂 allahtan bunu sadece B ve A biliyordu diğerleri sadece komik bi kız sandılar beni 😀

neyse olayın sonunda elbetteki kimse 911’i aramamıştı ve bende boğulmamıştım:D hayır zaten boğulsamda 911’i arayanı döverdim lan amerikan filmlerindemi yaşıyoruz arayın 112’yi ambulans isteyin dimi 😀  neyse sonuç itibari ile şunu söyleyebilirim dalış olayını sevdim, yani böyle 15-20 metrenin altına inilmediği takdirde dalınabilir keyif bile alınabilir 😀
bu kadar atıp tuttuktan sonra ikinci kez dalışa gitmem ve 12-13 metre dalmam benim için ayrı bir grur eğlence ve “yuh be kardeşim insan bukadarmı kendiyle çelişir” gibi bir takım hislere kapılmama sebebi oldu ama ne yapalım bende böyle bi insanım işte 😀

bu arada ilk dalışta hocanın eliyle iyimisin işaretine sürekli baş parmağımla yukarıyı göstererek iyiyim hareketi yaptığım için bir iki kere beni yukarı doğru götürmeye çalışması ve benimde bunu dalış olayının raconu sanmam dışında bir sorun yaşamadım:D allahtan su üzerine çıktığımızda sordu birşeymi oldu diye de bende anladımki o yaptığım hareket su altında yukarı çıkma işareti imiş 😀 dalış öncesinde konuşmaktan saçma sapan esprilerle kendimi helak etmekten hocayı yarım yamalak dinleyince böyle değişik bir takım şeyler olabiliyor 😀 ama artık öğrendim 😀

neyse bu arada su altı fotoları için ikinci dalışımda çok sevmediği halde bana eşlik eden ve gopro ile onlarca fotoğrafımı çeken sevgili eşime bu posta katkılarından dolayı kocaman öpücükler 😀

GOPR2930-6

bir takım anlamsız el hareketleri ile suya giriş 😀
GOPR2930-8

hareketlerin anlam kazanmaya başladığı zamanlar 😀

DCIM101GOPRO

bir takım havalı bakışlar duruşlar falan :p

DCIM101GOPRO

DCIM101GOPRO

Denizde Anamla karşılaşma anlarım part1 😀

DCIM101GOPRO

Denizde anamla karşılaşma anlarım part2:D

GOPR2981-10

Nemo kayıp dediler gittik bulduk :p

GOPR2981-2

ve elbette son olarak tüm dalış denemelerimde canım bilekliklerim sevgili Paw‘larımda benimle beraberdi:D

Herkese kocaman öpücükler :))))