Monthly Archives: July 2013

“hayat bana güzel” haftası :)

ve kocaman benim, kocaman doğum günü etkinlikleri ile dolu haftam sona erdi. kısaca geçtiğimiz haftadan bahsetmek istiyorum. birde bir düşünce aklıma geldi yerleşti onu sizlerle paylaşayım istedim.

şimdi bu doğum günü olayı bana ilginç geliyor. yani doğduğum için benim kutlanıp hediyelere boğuluyor olmam saçma bence 🙂 düşünsenize tüm altyapıyı sağlayan annemle babam, mercimeği fırına veren onlar, 9 ay karnında taşıyan bir sürü kilolar alan kadın annem, annem hamileyken ruh halinde yaşadığı iniş çıkışlarla mücade etmek zorunda kalan kişi babam, ben doğduktan sonra besleyen, büyüten, sevgi veren, emek harcayan, maddi manevi analarından emdikleri süt burunlarından gelen yine bu muhteşem ikili, gel gör ki her yıl dünyaya geldiğim gün hediyelere boğulan “amanda kimler doğmuş iyiki de doğmuş” mesajları alan, özetle şımartılan benim 😀 size de “mantık hatası var bu işte yahu” hissiyatı gelmedi mi? şahsen benim kafamı fazlasıyla kurcaladı bu düşünce, hatta dedimki bu kutlamalar hediyeler anne babaya gitmeli bence, olmaz böyle ayıp yahu… sonra hediyeler, süprizler, mesajlar, mailler geldikçe hemen bu kötü fikri bir kenara atıp hediyeleri kutlamaları güzel dilekleri sahipleniverdim 😀 canlarım benim ya ellerinize sağlık ne iyi etmişsinizde beni dünyaya getirmişsiniz 🙂

not : beni tanıyan sevenler gaza gelip evde denemesinler yukarıda anlattığım mercimek mevzuunu :))))) yada deneyin yahu ne çıkarsa bahtınıza :p

anne babam

ve işte annemle babam…
iyi iş çıkarmışsınız gençler elinize sağlık ehehe en azından ben kendimi seviyorum o yüzden kendilerini burdan bir kere daha tebrik etmek istiyorum.
şaka bir yana canımannem ve babam iyiki varsınız. başkasının anne babası olsanız acayip kıskanırmışım. kesin kıskançlıktan çocuklarınızla konuşmazdım :p

şimdi gelelim doğum günü haftama ve o hafta neler olduğuna 😀

öncelikli olarak 13 Temmuz Cumartesi akşamı tatlı bir süprizle karşılaştım, bir grup arkadaşım bana sürpriz yaparak toplaşmışlar (her nekadar şüphelensemde şaşırmış numarası yaptım eheheh :p). Tebrikler, pastalar (o “yarım kalan pastayı attık hanfendi” diyen garsona hala inanmıyorum, “çok güzel pastaydı dayanamadık mutfakta yedik biz o pastanın diğer yarısını” deseler daha inandırıcı olurdu hemde içim yanmazdı en sevdiğim pastanın yarısının çöpte olma ihtimalini düşünüp), kutlamalar ve şımarık şımarık sırıtarak “hediye almayı da hiç sevmem” diye diye hediyeleri kabul etmem şeklinde geçen bir gece hayal edin işte o gece benim 13 Temmuz gecem oluyor:D
Bu arada bu hain arkadaşlar aynı gün doğan 3 kişiye aynı anda pasta kestiler eheheh güzel oldu hep beraber doğum günü kutlamış olduk canlarımla 😀 burdan tekrar ahmet ve boranın doğum günlerini kutluyorum 😀 onlar olmasa cidden o pastaları söndürmek için üflerken tüküre tüküre bir hal olacaktım mundar edecektim iki koca pastayı 🙂

blog4

 

bu arada cumartesi günü giydiğim elbisem, t-shir’tüm ve ayakkabılarımın benim ruhumdaki renk cümbüşünü çok doğru yansıttığını düşünüyorum. çantamdaki mor şalı takma fırsatım olmadı allahtan 🙂

blog
Elbise Batik, ayakkabılar Mudo (Elçin annemin zevki kendini gösteriyo bu ayakkabılarda),  bileklikler kendi markam olan Paw by Nes, t-shirt’ü hatırlamıyorum 🙂 , çantayı ise vakti zamanında Paris sehayatlerimden birinde almıştım. Vu huuw çok havalı çok kro bi cümle oldu ama neyse ben doğdum şımarmak hakkım :p

Gelelim gerçek doğum günüm olan 15 Temmuz’a, öncelikle gündüz kapıma dayanan arkadaşlarımdan sonra, Cumartesi gelemedikleri için toplaşıp Pazartesi evimi basan bir diğer arkadaş grubumla evde aşırı derecede sevimli (ednan hocanın kulakları çınlasın bu cümleler hep onun eseri. kedi canını senin :p) bir akşam yaşadım. yine hiç sevmem diyerek açtığım hediye paketlerini ve kabul ettiğim tebrikleri söylememe gerek yok sanırım 😀
blog7
bir sonraki fotoğrafta ise doğum  günüme sponsor olan valibey künefelerini ve hayatımızda ilk kez pasta görmüşüz birde üstüne üstlük mumları yakalım diye elimize tutuşturulmuş olan çakmakla ne yapacağımızı bilemez bir surat ifadesine sahip sevgili kardeşim ve aynı surat ifadesine sahip beni göreceksiniz 😀 evet hiç pasta görmemiştik. o ateşli ve tehlikeli şeyle (adı çakmakmı ne) pastaya ne yapacağımızı da anlamamıştık, anam sanki atomu parçalıyoruz tiplere bak yahu ailenin zeka küpleriyiz :p

blog8
bu arada lütfen aşağıdaki fotoğraf kayıtlara geçsin. FLASH FLASH FLASH!!! görüldüğü gibi fotoğraftaki ilk karede yer alan sarışın kadın beni sevgi kisvesi altında boğmaya çalışmış (eheheh yıllardır böyle bir kare peşindeydim kısmet doğum günümeymiş Saadet abla) ve aynı görseldeki ikinci karede bu sarışın kadının oğlunu göreceksiniz. Bunlarda durum ırsi olduğundan bakınız zavallı genç kızı ne hale getirmiş sakallı adam. eğer durum ırsi değilse kesinlikle bu adam annesi ona hamileyken röntgene falan maruz kalmış. (bu çocuk kesin röntgene falan maruz kalmış yoksa brad pitt olmaması için sebep yok ejheuheuheuu). Sevgili Saadet ablam canım balım yıllardır seni severken nasıl kazayla boğulma tehlikesi yaşattığımı ve yaptığımız geyikleri hatırlayınca malzeme çıkmışken bende hemen araya sıkıştırayım kayıt altına alayım dedim eheheheh güzel kadınım benim…

blog6
Etkinlikler bittimi? hayır tabiki 😀 bitse ben bu denli şımarabilir miydim 😀 Haftanın bir diğer güzel gecesi eski öğrencilerim, minik kuşlarımdan ikisinin (minik dediğime bakmayın biri üniversiteden mezun oldu, biri ise üniversite öğrencisi) ellerinde pasta Çarşamba akşamı kapıma dayanması ile yaşandı.

blog1

her nekadar pastamın üzerine “iyiki doğdun ehtiyar” gibi gereksiz bir cümle yazdırmış olsalarda gençliklerine veriyorum bu densizliklerini ve herşeye rağmen seviyorum onları 🙂 kuzularımmmm yaaaaaa 🙂

ve sonunda cuma günü uzun uykusuz ve yorgun gecelerimin üzerine sevgili yeğenime verdiğim sinema sözünü yerine getirerek tatlı bir gün geçirdim. sinema öncesi saatler geçirdiğimiz oyuncakcı ve kitapcıları burada uzun uzun anlatmak istemiyorum 😀 kendisinin 10 yaşında yakışıklı bir delikanlı olduğunu söylersem sanırım yeterli olacaktır 🙂  hernekadar ben haftanın yorgunluğu ile sinemada uyumuş olsamda tatlı bebeim halasının bu densizliğini görmezden gelmeyi başardığı için tüm yorgunluğum kuzuma feda olsun diyorum 😀

blog2

Cuma akşamı sinema sonrası ise ailece annemlerde yenen akşam yemeği ile bir doğum günü haftam daha kırk gün kırk gece eğlencelerle kutlanılarak geçti gitti 😀

Tabi bu esnada hafta boyu güzel hediyelerle dolu çok cici paketleri gözüm dönmüşcesine parçalayarak açtım. bu paketlerden çıkan cicili bicili hediyeleri elbette yazımın başında bahsettiğim gibi anne babama vermem mümkün değildi. (hem babam ne yapsın canım onları, hepsi kız şeysi ehehe).

blog3-001

özellikle piri reis haritalı cüzdanımın içini doldurmadan bana hedie eden arkadaşlarımı kınıyorum 😀 mesajım kendilerine ulaşmıştır umarım 😀 içini dolduraydınız daha bi güzel olurdu :p ayrıca taaa ispanyalardan gelen filli kutum da yeni boncuklarıma yuva olarak varlığını sürdürecek:D

blog3

Elçin annemin aldığı güzeller güzeli Chakra bornozumu hemen kullanmaya başladığım için güzel paketiyle çekemedim ama burada ufacıkta olsa paylaşmak istedim. Bu arada beni “Şeker portakalım” diye seven Meltem kuzumun kartını da eklemeden edemedim bu posta :).

blog9

özetle bir sürü güzel ve yeni cicim oldu. ayrıca “doğum günüm yeaa” diye kendime hediye ettiğim şeyleri saymıyorum 😀

şaka bir yana bugüne kadar hayatımda var olan herkese bana kattıkları tüm değerler için, doğum günümü hatırlayarak beni şımarttıkları için özetle hayatımda oldukları için kocaman kocaman teşekkürler. Seviyorum hepinizi uleeyn 😀

Biraz sonra acı dolu hayat hikayem başlayacak lütfen ayrılmayın…

Madalyonun birde diğer yüzü var elbette. Hayat hep keyif mutluluk güzel mesajlar ve hediye paketleri değil. Hayat bazen doğum gününde evi süpürmek zorunda olmak demek, bu esnada evimde olan BANG BANG’in A’sı olan kişi benim fotoğraflarımı çekip diğer BANG BANG üyelerine göndererek beni rencide etmiştir :p bende onun gerçek yüzünü beni takip eden 70 milyona açıklıyorum şimdi. işte gözlükleri ile A’nın fotoğrafı ehheeh 😀

Ayrıca bu kadar saadete dayanamayan bünyem 14 yıl gecikmeyle 20 yaş dişimin bünyemden ayrılmasına karar vererek beni dişçi koltuğuna oturtmuş ve 20 lik dişimin bünyemden ayrılma operasyonu yine aynı resimde göreceğiniz o masum yüzlü hain diş doktoru sayesinde 5 dk gibi kısa bir sürede gerçekleştirilmiştir. eheheh canım benim dünyanın en eli hafif ve benim dişçi fobime en sabır gösteren doktoru. birde o koltuğa her oturuşumda ben ecel terleri dökerken bana şakalar yapması yokmu tadından yenmez :p ehehhe ayrıca muayenehanesinin mutfağına kendi ev düzenimi taşımaya çalıştığım için benimle ertesi gün arayıp utanmadan dalga geçen hain kişidir kendisi 🙂 bitanesin emine dişçi:D (Başakşehirde olanlara tavsiye ederim Emine Comerti. Ben anadolu yakasında gidiyorum valla).

blog5

 

ve hafta biter. aslında bitmez. birde pazar var ama o başka postun konusu olacak 🙂 okuma sabrını gösteren herkese kocaman teşekkürler 🙂

 

 

İstanbul kadar olmak…

ben bugün büyüdüm. hemde çok büyüdüm. bir arkadaşımla konuşurken söylediğimiz gibi “ben bugün istanbul kadar oldum” 🙂

çok acayip bir yaş, bir yandan hissetmediğim “yok canım ben o kadar büyümüş olamam” dediğim diğer yandan hayatın gerçeklerini, zamanın nasıl akıp geçtiğini suratıma tokat gibi yediğim bir yaş 🙂

anlayacağınız tuhaf duygular içersindeyim 🙂

umarım yeni yaşım dolayısı ile yeni yaşımda yapmayı planladığım işlerim güzel olur.

ayrıca ne enteresandırki bugün yeni bir spor salonu ile görüşmeye gideceğim. kısmetmi desem yoksa yaşlandıkça insan pörsümemek için daha bir çaba harcıyormu desem bilemedim 😀 bu görüşmenin bu güne denk gelmesi  inanıyorumki bilinçaltım bana bir oyunu. “bak oyalanma arayı açma tekrar başla spora yoksa gelecek sene hem kendin hemde popon için iki ayrı pasta kesmek zorunda kalacaksın çünkü o da kocaman olacak” gibi bir takım apır sapır mesajlar vererek beni tahrik eden bir bilinç altım var sanırım:D

neyse ben herşeye rağmen bir yengeç olmanın verdiği duygusallıkla yeni yaşımı seviyor olacağım, diğer yandansa içimdeki kova kadınının gazıyla hayallerimin peşinden koşturmaya devam edeceğim. Bu yılın nasıl geçeceğini nedense çok merak ediyorum. gerçekten önemli bir yıl olacak. umarım güzel insanlarla beraber güzel işlerin yapıldığı güzel günlerle dolu bir yaş olur. umut her zaman en güzeli… kaybetmemek lazım…

herkese sevgiler….
Untitled

#direnben

Geziden döndüm, direndim geldim.

Doğru bulduğum konularda kimsenin hak ve özgürlüklerine engel olmadan ve kimsenin hak ve özgürlüklerime engel olmasına izin vermeden direnmeye her dem devam, ta ki sesimiz duyulana kadar.
lakin bazı durumlara karşı direncim çok yüksek değil sanırım. bakınız pati efendi ve çalışmaya çalışan ben. bildiğiniz mobbing ile karşı karşıyayım.

#direnben 🙂 diren ama nereye kadar bilmiyorum 😀 canım patim güzel oğlumla 1 Temmuz 2013 sabahına uyandık 😀

pat

Herkese sevgiler…