Monthly Archives: June 2012

Festival Ateşi Yanar Durur…


Festival bileti aldım kurtuldum sananlara şöyle 32 dişimle gülesim var. K
olay mı hem kadın olup hemde bir biletle festivallere hazırım diyebilmek. O bilet alınır alınmasınada, alındığı anda düşüncelerde alır insanı. Ne giysem nasıl bir kombinle gitsem diye düşünür dururuz.

Bir kere ister rock ister cıptıs cıptıs tarzda bir festival olsun yuvarlak güneş gözlüğünün her daim gideri vardır. gözlük cepte. tamamdır.

Kıyafet konusunda minik popolu selülitsiz hatunların işi daha kolay, giy mini bir kot şort, geçir salaş seksi bi t-shirt hoop hazırsın.

Ya koca popolu ve selülitli kadın ne yapsın? (hayır ya ne alakası var kendim için değil bi arkadaş soruyoda
onun için yazıyorum:p). Neyse bu bahsi kapatalım 🙂

Ben yorumsuz şekilde festival ateşinde yanıp tutuşan insanların kıyafet örneklerini paylaşıyorum.

Kendim önce Tuborg Gold Fest‘te daha sonrada Efes One Love‘da giydiğim kıyafetleri ayrıca paylaşacağım. (şimdiden söyleyeyim popoma laf edenin alnını karışlarım :p)

ehehe şaka şaka hiç kıyabilir miyim, seviyorum sizi :)))

 

 

 

 

 

 

 

…ve karşınızda taze Paw’larım…


Ben bu Paw kelimesine bayılıyorum. O yüzden yaptığım bilekliklere Paw diyorum bir nevi yalancıktan markamda denebilir 🙂 Taze Paw‘larımı paylaşmak istedim sizlerle. Deniyorum oluyor sanırım:)  Herşeyden öte çok ama çok keyif alıyorum bu bileklikleri yaparken.

oooh yaz gelsin cıvıl cıvıl onbin tane bilekliği aynı anda takalım şıkır şıkır dolaşalım:) zaten bu sene bir sürü alakalı alakasız bilekliği bir arada takmak yine çok moda. (en azından benim için :))

Bunlar dışında kafama taktığım bir sürü model var, muhtemelen şuursuzca onlarıda yapıp sizlerle paylaşacağım.

Ay keyfim geldi akşam akşam yahuuuu

muuuuuah hepinize 🙂

 

Beyaz Gömlek Deyip Geçmeyin.Hayat Kurtarır…

Çok klasik gelebilir belki ama beyaz gömlek her gardrobun olmazsa olmazıdır bence…

Tecrübeyle sabittirki beyaz gömlek gömleklerin hasıdır çünkü hayat kurtarır:) Hangi parçayla birleştirdiğinize bağlı olarak çok klasikte olabilir çok sporda, böylelikle tek bir ürünle hem ofise gidebilir hemde akşam aynı gömlek altına giyilebilecek farklı bir parça ile gecenin en şık kadınlarından biri olabilirsiniz. Beyaz bir gömleğiniz varsa ister akşam şık bir restorantta yemeğe gidin isterseniz altınıza bir kot şort geçirip konser, festival alanlarına koşun hiç sırıtmazsınız yeterki doğru parçaları bir araya getirmeyi bilin.

Zor yanlarıda yok değil elbette, özellikle benim gibi bir insan iseniz beyaz gömleğinizi sabah işe giderken giyer, öğlen yemekte tüm menüyü beyaz gömleğinizin üzerine baskılarsınız 🙂 Böylece akşam gideceğiniz yere ya beyaz desen üzerine öğlen yemeği menüsü basılı bir gömlekle gidersiniz yada başka bir kıyafet bulmak için çırpınırsınız, o yüzden biraz dikkatte şarttır, nazlıdır çünkü beyaz gömlek 🙂

Hala o koskocaman gardroplarınızda bir beyaz gömleğiniz yoksa bence kendinizi hemen sokaklara atıp şöyle zevkinize göre bir gömlek edinin… Benim şahsen favorilerim Zara, Asos gibi markaların hafif salaş beyaz gömlekleri, sizin markanız hangisi?

 

 

 

 

 

 

 

 

Topuklu ayakkabı aşkına…

 

O kadar beğendimki bu ayakkabıları, “Ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca” demek isterdim şuan ama bu sözü bile söylemekten aciz durumdayım. Böyle bir güzellik var mı ya?

Öğlen öğlen aklıma düştün. Nasıl zarifsin. Nasil çekicisin. O topuk kısmındaki leoparı görünce içim titredi. O arka taraftaki minik kalbi koparıp cebimde gezdiresim geldi. Keşke benim olsan CHARLOTTE OLYMPIA marka güzel pabuç 🙂

Çok güzel değil mi ama yaaaa?

Note : Aside from that, Chiara Ferragni look very good with shoes…

Yaka Kolyeler…Hepsinden istiyorum diye çığlık atıp,yakamı bağrımı yırtasım geliyor.


Bu sevda nerde nasıl başladı bilmiyorum ama Galata Moda‘da Ayşe Deniz Yegin‘in standında gördüğüm yakalar sonrasında tekrar hortladı. Biraz araştıralım bakalım başka başka neler varmış dedim, yerli yabancı sitelerde şöyle bir gezindim. Sonra düşündüm yerli bir site olursa satın almamızda kolay olur diyerek, derin (!) araştırmamı biraz daha özelleştirdim ve Müge Mepa‘nın Modapik‘teki koleksiyonu ile karşılaştım. Tam “of ne güzel daha ne isterimki” derken karşıma Melis Bircan ve Zeynep Gencebay‘ın tamamen yaka kolyeler satan siteleri Dots+Co çıkıverdi. Bu iki sitedede çeşit çeşit yaka kolye bulabilirsiniz.

Sizin için siteleri araştırırken baktıkca bakasım, gördükçe alasım geldi. Biraz modellerden biraz nelerle uyumlu olurlardan birazda nereden bulursunuzlardan yola çıkarak bir post oluşturayım dedim.

Bu yaz herkesin boynunda bir yaka kolyesi olmalı bence. Karar aldım, benim yeter sayıda olmazsa yakamı-bağrımı yırtıcam o derece 🙂

 

 

 

Moda blogunda çorba olur mu?…demeden önce durun bi okuyun :)

Geçen hafta Nişantaşı Hünkar Lokantasında baklalı çorba efsanesini yaşadım ben. Kesinlikle denenesi bir lezzet.

Başta “çok aç değilim” diye yemeklere havalı bir biçimde burun kıvırdım. Sonra burnuma gelen hain yemek kokuları sebebi ile gaza gelen beynim ve midemin baskılarına dayanamayarak (ben suçsuzum gördüğünüz üzre) “bari bir çorba içivereyim” dedim.

Normalde nedir? Bir mercimek ya da domates çorbası istersiniz, hoop tamam. Ama bu sefer öyle olmadı. Olamadı. Genç garson arkadaşın ısrarlı bir şekilde “baklalı çorbamızı denemelisiniz” şeklindeki tavsiyelerine karşı koyamayarak ve de “beğenmezsem değiştirirsiniz ona göre” gibi manasız bir takım tehditvari söylemler ve anlaşmalar yaparak sipariş ettiğim çorbayı, geldikten yaklaşık 15 dakika sonra silip süpürmekle kalmayıp “acaba kimseye çaktırmadan tabağı nasıl yalarım” moduna girmiştim 🙂 Şaka bir yana gerçekten denenmeli ve gerçekten çok lezzetli. 
Öyle adı çok korkutmasın sizi, kesinlikle yoğun ve rahatsız edici bir bakla tadı gelmiyor. Böyle kızgın kumlardan sıcak sulara dalmak gibi. Böyle canınız çok tatlı istediğinde bir kavonoz nutellayı kaşıklamak gibi. Böyle pamuk prenses ve yedi cüceler gibi. Böyle masal gibi. Böyle… Böylesi yok gerçekten çok lezzetli sadece gidip deneyin diyorum. Beğenmezseniz hesaplar benden 🙂

DeNedim… oLdU VaLLa:)


Zincirlerle ipleri buluşturan rengarenk bilekliklere hasta oluyorum son zamanlarda. (Herkes hasta oluyor olmalıki bukadar moda oldu)

Ya dedim neyin nesiymiş bide ben deneyeyim bakalım ne çıkacak. Denedim. Valla oldu 🙂

ehehe ben bunun devamını getiririmki, çok eğlenceli tam deli işi istediğiniz renkleri istediğiniz şekilde birleştirebiliyorsunuz. Her kıyafete bir tane yapsammı acaba 🙂 uuuvv çok havalı :p

Aşağıda ilk yaptığım bilekliğin resimlerini paylaşıyorum. Biraz acemilik var tabi ama o sayılmaz değilmi 🙂 Ayrıca denemek isteyenlere söylüyorum bence iki renkle daha güzel olabilirmiş. Üç renk biraz kargaşa yarattı. (Yoksa ben beceremediğimden değil yanlış anlaşılmasın :p)

Daha cicilerini öğrenip yaptıkça yada farklı şeyler ekleyerek deneysel çalışmalar ortaya koydukça sizlerle paylaşmaya devam edeceğim 🙂

Bu arada her türlü fikir ve yoruma açığım…

Muuah öperim hepinizi en kocamanından, ay nede güzel girmiş sayfamı okuyorsunuz 🙂 (heheh işte buraya kadar okuyanların ödülü, kocaman birer öpücük 🙂 Nasılım çok zekice değilmi :p)

aaayy biri beni durdursun valla şımarmam geldi tutamıyorum 🙂 

GaLata MoDa…


Bu haftasonları insanı bitiriyor. Nasıl bir koşturmaca nasıl bir yorgunluk, fırsat bulupta ancak yazabiliyorum. Bir haftalık iş güç yorgunluğu yetmedi birde koşa koşa Cuma akşamı Galata Moda günlerine gittim. Bir kaç hafta önce Bebek şenliğindeki kalabalıktan sonra biraz daha farklı bir konseptle karşılaştım açıkcası. Daha sakin bir ortamdı herşeyden önce. Bu sakinlik tasarımların rahat rahat incelenmesi için insana vakit veriyordu ancak yinede daha yoğun olmasını beklerdim.

Galata Moda’ya dair aklımda en fazla kalan isim özellikle yaka kolyeleri, güler yüzü ve yeteneğine karşın mütevazi tavrı ile Ayşe Deniz Yeğin oldu. Cıvıl cıvıl renkleri bir araya getirdiği tasarımları ile zaten bilinir olan tasarımcının adını bu yazıyı okumadan önce duymamış olanlar varsa bence bu ismi bir kenara not etsinler zira çok daha fazla duyacaklarını düşünüyorum zaman içersinde…

amanın nasılda güzel tasarımlar bunlar” dediğim bir diğer durak ise Sezgi Beşli‘nin muhteşem ayakkabıları oldu. Tasarladığı ayakkabıları şöyle özeytleyebilirim;”Sezgi hanım, şu sarı turuncu ve pembelerden yarım kilo tartarmısınız, eve götürüp hepsini yiycemde” o derece cıvıl cıvıldı özetle:) Ayakkabı demişken Pnar Arkun‘un tasarladığı ayakkabılardan bahsetmezsek hakkını yemiş oluruz. İki tasarımcınında çok başarılı modellerle dolu standlarını ayıla bayıla gezdim.

Son olarakta Ümit Aybek’in tasarladığı kolyeler ve bu kolyeleri sunduğu manken üzerindeki bluza hasta oldum.

İşte Galata Moda’dan benim aklımda kalanlar…

 

BANG BANG gecesi…


Nedirki bu BANG BANG? Tahminleri alalım 🙂 BANG BANG dört tane deli dolu,beyinleri paralel çalışan (malesef:)) hatunun bir araya gelmesi ile oluşan grubun adıdır. 

Ne yaparki bu 4 kişi? Müzikmi, tiyatromu yada sanatın özel bir dalımı? Açıkcası cevabım D şıkkı yani HİÇBİRİ olacak.

BANG BANG kelimesi bu 4 hanfendinin isimlerinin baş harflerinin bir araya gelmesi ile oluşan ve kendi kendilerine yakıştırıp çok büyük bir iş yapmışcasına grurlanarak her buluşmada oraya buraya BANG BANG gecesi vs diye yazdıkları oluşumun adıdır. Tek yetenekleri dördü bir araya geldiğinde karınları ağrıyana kadar gülmek olan hepsi yaşını başını almış (hepsi olmayabilir ama ben yazılı olsun kayıt altında olsun istediğim için böyle yazdım :)) bir hatunlar çetesidir özetle 🙂

Grubun B’si (ki kendisine bayan espritüelde diyebilirsiniz) taşımadan sorumlu olup herkesin tek parça evlerine gittiğinden emin olmaya özen gösterir. Rivayetler arasında kamyon dahi kullanabildiği vardır:p

Grubun tek sesli harfi olan A (tek sesli harf olmanında verdiği ağırlık ile bayan karizmatik olarak nitelendirilir) ve tek kelime ile işinin ehli bir fotoğrafçıdır.

Grubun N’si (grubun iriside denebilir) ANALİST nedir sorusuna IT sektöründen girip, yazılım, database, sigortacılık konularındada karşısındaki insanı bilgilendirip, soruyu soranın “gözündeki feri söndürene” ,”ufo gören masum köylü” kıvamına sokana kadar konuşması ile meşhurdur :p aynı zamanda onunda komik olduğu iddia edilir. (başka türlü çekilmez zaten :p) 🙂

Grubun G’si (bayan fotojenik te denebilir) fotoğraf makinası görmesede hissetme ve poz verme kabiliyetine sahiptir ve ayaklı GPS olarakta nitelendirilebilir. Ayrıca Galler Prensi Henry ile yapacağı izdivaç ile tüm grubu İngiliz kraliyet ailesine sokacağına inanılan yegane grup üyesidir 🙂

İçlerinden G’nin Pazartesi akşamı tekrar İngiltere’ye dönecek olmasının verdiği hüznü bol bol gülerek atmaya çalışan bu dörtlü bugun o meşhur BANG BANG gecelerinden birini gerçekleştirdi. Bu tatlı hatun topluluğu ile biraz alışveriş, bol sohbet, değişik lezzetler, bol araba gezintisi yapmak sureti ile keyifli bir akşam geçirdik. Ben bu 4 lüyü nedense çok seviyorum ve bugece onlardan bahsedeyim istedim:)

 

İşte ilk durağımız Palladium alışveriş merkezindeki mağazalar ve alınan ürünlerden bazıları…


Alışveriş yorgunluğu Palladium Midpoint‘te yenen süper bir akşam yemeği ve ardından Bağdat Caddesi Pinkberry‘de yenen buz gibi muhteşem meyvalı yoğurtlarla atıldı.


Mesaj içerikli bir post olmasını istediğim içimn son olarak G için iyi dileklerle dolu bir görsel paylaşmak istedim 🙂

Boşuna direnmeyin nasılsa şeytana uyacağız…İstanbul Shopping Fest 2012

Kadın olmak ne zor zanaat değil mi? Sürekli yeni ürünler çıkıyor, sürekli değişen moda akımları, sürekli direncimizi kırmaya bizi baştan çıkarmaya yönelik alışveriş festivalleri, indirimler indirimler indirimler… Çılgınlık…

Düşünün; yürürken bir mağaza vitrininin önünden geçiyorsunuz o sırada vitrinde size “beniii aaalll beniii aaalll” diye bağırıp duran kırmızı bir etek görüyorsunuz. Şimdi siz (duyarlı bir vatandaş olarak) o mağaza önünden duyarsızca hiçbirşey olmamışcasına nasıl geçersiniz? Olacak işmi?  “Dayanamam ki” dediğinizi duyar gibiyim 🙂 evet panik yok bu kadın olduğunuzun bariz bir göstergesi sadece:D (Gerçi tatile çıkmak istiyorsak şu aralar biraz dikkat etmekte şart sanki. Of ne zor iş ya tatile gitmek için alışverişten kıs ama orda giymek için birşeyler almak ZORUNDA (!) ol bu nasıl bir kısır döngüdür :p) 

İnsan almamak için kendini tutmaya çalışıyor ama yazının başında da dediğim gibi boşuna direnmeyelim nasılsa şeytana uyacağız gidip tadını çıkaralım bari… Neyden mi bahsediyorum tabiki İstanbul Shopping Fest’ten…

9 Haziranda başlayan ve alışveriş çılgınlarının yüzünü daha da bir güldüren hem aktiviteleri hem indirimleri ile alışverişi gerçekten ama bu sefer gerçekten keyfe dönüştüren bir festival.

Festivalin en önemli detaylarından ilki (indirimleri saymıyorum bile); etkinlik süresince katılımcı AVM’ler Cuma-Cumartesi günleri 23:00’a kadar açık olacaklar, hatta gece rüyasında bir ayakkabı görüp yataktan fırlayarak “hemen o ayakkabıyı almalıyım” diyenlerde düşünülüp belli günlerde belli AVM’ler gece 02:00’a kadar açık tutulacaklar… Hangi AVM hangi gün 02:00’a kadar açık bilgisine bu linki tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bir diğer önemli konuda yurtdışından gelecek misafirler için vergisiz alışveriş imkanı sağlanıyor olması elbette.

Bu arada ufak bir bilgilendirme festival için hazırlanmış olan web sayfasını inceledim ve çok beğendim. Sitede dolaşırken hem festival etkinlik takvimine erişebiliyorsunuz hemde bunun dışında kalacak yerlerden tutunda, kahve içilebilecek, yemek yenilebilecek yerlere, ulaşım için kullanılabilecek vasıtalara, hatta bu vasıtaların fiyatlarına kadar birçok bilgiye erişebiliyorsunuz. Hernekadar yabancı misafirlere fikir verme amacı güdüyor gibi görünsede ben şahsen yeme – içme mekanlarının bir kısmının isimlerini not aldım bile. En kısa zamanda bu listede gitmediğim yerleri ziyaret edeceğim. Ayrıca yoğunluk sebebi ile festivale ilk günlerinde katılamamış olsamda Cuma yada Cumartesi akşamı kendimi alışveriş ve etkinliklerle dolu festivalin kollarına bırakacağım. Ve tabi izlenimlerimi yine sizlerle paylaşıyor olacağım.

Şimdilik benden bukadar.
Herkese sevgiler efenim…

Deli kızın iç sesi : Ah Manu eylül yerine şimdi gelebilseydin alışveriş için Türkiyeye keşke…